erkeğini mutlu etmesini bilen, ve bunun için her şeyi yapabilen ama yeri geldiğinde kendi ayağını da yıkatan kızdır..
ilişkilerde böyle olmalıdır..
"ben ayak yıkamam","ben onu bunu yapmam" gibi çocukça gururlarda bulunmayalım,aşkı yaşalım..
hemen her yerde karşılaşılan kızdır. mesele böyle bir kızın olup olmaması değil, böyle bir adamın yeryüzünde dolaşıyor olmasıdır, daha önemlidir. dayak manyağı fakülte mezunu kadınlar kızlar var, sevgilisi tekme tokat giriştiği için onu daha çok seven sayısız kız var, kadın var. her şey erkekle başlar...kadın sevdikçe itaatkarlaşır, değil ayağını yıkamak ayak parmaklarını bile yalar erkeğinin eğer seviyorsa. iddia ediyorum, bir kadının kalbini alırsanız, ona her şeyi yaptırırsınız, isterse o kadın ordinaryus prof olsun farketmez ayağınızı da yıkar, elinizi de öper. ama arada sırada hırpalamak lazım ki itaatle, şevkle yapsın işini.
erkeğinin ayaklarını yıkarken kıçına tekmeyi yiyecek olan kızdır. erkekler özverili hatunları daha cazip bulmakla birlikte bir türlü bağlanamazlar onlara, çünkü zaten kaybetmeyecektir. hepimiz biliyoruz ki ilişkide küçük de olsa kaybetme korkusu süreklilik açısından gereklidir. cepte olan bir şey için çaba sarfetmeyiz, değerini biliriz tamam ama onsuz kalmadıkça onsuzluğu anlayamayız.
erkeğinin ayağını yıkamak rumuz olarak kullanılırsa erkeğine karşı her türlü özveride bulunan kadına ancak değer verilir ama bir köşede unutulup yerine başkasının konulmasına engel olamayabilir.
bu yüzdendir ki, gurur yapmak değil mesele, iğrenç olması da değil, kadının erkeğin önünde eğilerek itaat etme gerekliliği düşüncesi mesele. erkekler güç isterler kadında, hayran kalmak isterler, her zaman değil zaman zaman şımartılmak isterler ki, gözleri kaymasın başka bir noktaya.