SIRTINI DAYAYACAĞIN AĞAÇ OLUR HER iHTiYACINDA. GÖLGESi YADA VARLIĞI DA YETER.
HAYATA KARŞI HATALARINDA TÜM ÇEKiNCELERiNiN ANA KAYNAĞI OLUP KORKULU RÜYALARININ BAŞ KAHRAMANI OLABiLiR.
eğer tatlı bir çocuksa bebeklik denilebilecek çağlarında her türlü şaklabanlığı yapan her durumda sizi eglendiren insan evladıdır. kendilerince kurdukları dünya ve o dünyaya sizi dahil etme şekillerine aşık olursunuz. erkek kardeş , erkek çocuk bokunu temizlesen bile sevilip, içine sokulasıdır.
ergenlik cağında hiç çekilmeyen kardeş turudur. Beyin gelişimi tamamlayana kadar onunla gecinmek için kaya gibi sinirlere ihtiyaç vardır. Ancak ne yaparsa yapsın o candır ciğerdir.
çoğu zaman insanın parçalamamak için kendini zor tuttuğu gerçek bir baş belası olan; ancak aynı zamanda kişinin kanı, canı, her şeyi olan, azıcık canı yansa kahrolacağınız, özellikle uyurken seyredilesi melek görünümlü şeytan.
anne - baba evde yokken tüm sorumluluğu abiye ya da ablaya yıkan kardeştir. örneğin acıkılır yemeği büyük olan hazırlar. küçükken evin içinde top oynanır, vazo kırılır, anne büyük olana kızar. hele de kardeşler arası yaş farkı çok yakınsa bir kavga anında erkek kardeşin darbeleri çok can yakıcı olabilir(bizzat test edildi, onaylandı). ama yaş kemale erdiğinde de en iyi arkadaştır, sırdaştır, kankadır.
4 yıl sonra dünyaya gelendir. onun bebekliğinde siz okula giderken gözünüzün hep arkada, evde kalmasına ve onu gün boyu özlemenize sebep olandır. ilkokula başladıktan sonra küçük bir kasaba okulunun en göze çarpan öğrencisidir. çok hareketlidir, çok zekidir, insan ilişkileri çok iyi, öğretmenleri çok konuşmasından yakınsa da, liseyi bitirene kadar hep başarılı bir öğrenci olarak devam edendir. üniversiteye gider, yapamaz gelir, babasının yanında işin başına geçer. geride bıraktığı 19 yılda çok şey görendir. ayrılıklar, birleşmeler, boşanmalar, evlenmeler, kavgalar, karmaşalar, çoğunun doğumunundan bile çok sonraları haberdar olduğu kardeşler...
tüm yaşantısını büyük idealer ve çok zengin olma hayalleri üzerine kurandır. her geçen gün de bunlara yaklaşan, günün neredeyse 18 saatini çalışarak geçirendir.
velhasıl 19 yıl tanışmışlıktan sonra ilk defa artık üzendir, acı verendir, kahredendir...
istanbulun hemen hemen bütün ilçelerini gitmişliğim, görmüşlüğüm vardı, ama birisi hariç ta ki, o iki hafta önce, bipolar bozukluk teşhisiyle bakırköy e kaldırılana dek.
iki haftadır, hergün yanına gittiğim, ve bazı günler beni bile tanıyamadığını gördüğüm canımın yarısı. doktorlar her geçen gün biraz daha şizofreni ihtimalinden bahsederken, en sevdiğim filozof geliyor aklıma ,nietzsche ve ağlıyorum ...
eğer ergenlik dönemlerinde ve gücünü ispatlama çabası içindeyse başınız beladadır. benimki giriştiğimiz bir kavgada parmaklarımı geriye itmiş, üstümde debelenmiş, saçlarımı yolmuş, ısırmıştır.. neticesinde hastanelik olmuşumdur. her tarafım morarmış elim çatlamış ve ezilmiş alçıya alınmıştır. fakat bütün bunlara rağmen hastahanedeyken dakika başı aramıştır ve ağlayınca içim parçalanmıştır..her şeyine rağmen sevilmektedir.
her ayrılışta sanki bir parçam daha kopuyor.
seni özlemek en büyük ceza.
merdivenlerden inerken akıttığın gözyaşların hala aklımda.
düşündükçe aklımı kaybedecek gibi oluyorum.
seni çok seviyorum.
takvimleri severim bilirsin. saatli maarif takvimini ama en çok masa takvimlerini. benim için önemli olan tarihleri daire içine almayı, her geçen günün üzerine çizikler atmayı. şimdi çizik atarken bugüne gözüm ilişiyor birkaç gün sonrasını gösteren haftalar öncesinden çizmiş olduğum daireye. az günümüz kaldı.
gidiyorsun. gözlerinin içi parlıyor.
biliorum heveslisin. burda kaybetmiş olduğun umutların yeni hevesler edinmene engel değil, bunu ikimizde biliyoruz. heyecanlısın biliyorum. anlatırken daha sen, anlıyorum elini kolunu koyacak yer bulamamandan.
korkuyorsun hissediyorum. en çok belli etmememeye çalışmandan.
gitmek istiyorsun anlıyorum.
"dönmem bir daha" diyorsun. bir ona korkuyorum.
"üzülme" diyorsun. "sen gelirsin istediğinde"...
gelmem mi?
ama tutamıyorum kendimi. kolay mıdır her şeyi bırakıp gitmek ardında? bir gece karar alıp ertesi gün uygulamaya koyulmak? düşünmemek berisini, merak ettiğin için ötesini... "kolay" diyorsun. zor olacak biliyorum.
"gitme" diyorum "yapma" diyorsun.
bir yandan da senin için seviniyorum. hayat senin hayatın. hakkını vererek yaşamalısın. dönsen de bir gün "iyi ki gitmişim" demelisin. pişman olmamalısın.
"öğreneceğim çok şeyim var" diyorsun. "en çok seni özleyeceğim" diyorsun. bende seni çok özleyeceğim bal gibi biliyorsun.
az günümüz kaldı.
kaçmak istiyorsun biliyorum. sebeplerini anlıyorum ama söylemem lazım demin yalan söyledim gitmeni hiç istemiyorum. bencilim evet. yanıbaşımda dur istiyorum. gözümün önünde, telefonun ucunda, bir adım uzağımda. aramıza okyanus girsin istemiyorum.
"asma suratını" diyorsun. sıkı sıkı sarılıyorsun. "gör bak her şey çok güzel olacak" diyorsun. sen buna inanıyorsun ben sana inanıyorum.
günler çabuk geçiyor. daha ne kadar fazla vakit geçirebiliriz beraber onu hesaplar buluyorum kendimi. arkadaşlarınla buluştuğunda saatlere bakıyorum tekrar tekrar. birkaç gününe bir dolu şey sığdırmak istiyorsun. hak veriyorum. az günümüz kaldı.
3 adam sevdim 30 yıllık hayatımda. "biliorum" diyorsun. "en çok seni sevdim" diyorum. gülümsüyorsun.
"iyi ki benim ablamsın" diyorsun. ben ağlıyorum.
takvimleri severim bilirsin. tam çizik atarken bugüne gözüm ilişiyor birkaç gün sonrasını gösteren haftalar öncesinden çizmiş olduğum daireye. "kaç günümüz kaldı" diyorsun alaylı bir şekilde. yırtıp atıyorum lanet takvimi.
az günümüz kaldı işte.
gidiyorsun ve
ben gitmeni hiç istemiyorum,
biliyorsun.
aslında tek varlıktık sana kalacak... herkes, herşey gider..o kalır... yârin, dostun, kuzenin bir gün çeker gider ama o ne olursa olsun tek varlıktır sana kalacak... çocukken kavga eder durursun belki ama yaş ergenliği geçtikçe daha bir duygusal ve sıkı dost olursun. artık annenlere ispiyonlamaz, arkanı toplar... yanında olmayınca, daha bir değeri mi anlaşılıyor nedir... özledim galiba...
markete ekmek alma görevinde öncü kuvvet,yeri gelir gecenin soğuğuna ve saatin geç oluşuna aldırmadan sırf evin temizliği için üşenmeden çöpü döken kişidir.pazar günleri hastalanan ablasına nöbetçi eczane aramak da bu fedakar varlığın işidir.onlar ülkenin geleceği için yılmadan usanmadan çalışır fakat tek sebep yaşları küçük ve tecrübeleri az olduğundan ezilir,ezilmeye layık görülür.oysa ki onlar bir gülücüğe dünyayı yeniden yapılandırabilecek kadar güçlü, kendinden zayıfları koruma güdüsüne sahip olacak kadar da merhametlidir.*
sevin onları*
allah varsa, ki inanıyorum sana her baktığımda da
tapılacak adamsın
işte o kadarsın.
daha küçüktü, sapsarı saçları vardı. elleri minicik. ilkokula gittiği günü hatırlarım hala. allah nazardan saklasın . ki sakladı da.
şimdi düşünüyorda insan, ulan anne baba olmak ne kadar zormuş. insan kaç yaşına gelirse gelsin annesinin, babasının gözünde çocukturya abisinin ablasının gözündede çocuk.
şimdi o koskoca bir şehirde yalnız başına. koca adam oldu belki ama insan merak etmeden duramıyor. o kadar çok pislik varken ortada. bir mesaja cevap vermese, arayınca açmasa telefonunu dünya yıkılıyor ulan başına insanın.
kaç yaşında olursa olsun, kardeş . (bkz: canım kardeşim)
ağlayan 2-3 yaşlarındaki çocuğu kucagına alıp "senin sorunun ne biliyor musun dostum? o koca poponun kafandan büyük olması" diyerek aile büyüklerinin "çok televizyon izliyor hehe" seklinde hem eğlendirip hem düşündüren "sevimli misin len sen" diyerekten sevdiğim karındaşım.
brütal davranışlarda bulunmayı daimi görev haline getirmiş, sevgili ablasını her koşulda deli etmeyi başarabilen fakat buna rağmen sevilesi keretadır kendileri.
kaç yaşına gelirse gelsin yanakları sıkılası, hep ve en çok sevilesi, kendini cebinizdeki paranın her zaman yarısının sahibi olarak gören, pek de yanılmayan, çünkü ablaların asla dayanamayacağı, asla hayır diyemeyeceği dünyanın en sevimli maymunu.
bayramlarda sevimliliğini kullanarak ,akrabalardan güzel sakal toplayan kişidir benim nezdimde...tabiiki bu paraların bir kısmına abi* tarafından el koyulur.