akademik kariyerine saygı duyduğum yaşını başını almış bir onkoloji doktorudur...ama doktordur sadece..bilimadamı değildir..geçmişteki akademik kariyerine saygı duymakla birlikte son 15-20 senedir tamamen bilimsel düzlemden çıktığını ve tribünlere oynayarak olayın ticaretine de soyunduğunu belirtmek isterim..
kendisi, sürekli kanserden ve kanserojen maddelerden bahsetmekte ve insanları şaşkınlığa,çaresizliğe hatta depresyona sürüklemektedir..kendisi televizyonda konuşarak hiçbir faydalı etkide bulunmadığı gibi insanlarda ''Kanser paronayası'' yaratarak, doktor ve hastanelerden tamamen kaçmalarına ve çok daha basit hastalıklardan ölmelerine veya zarar görmelerine ''dolaylı olarak'' yol açmaktadır aynı zamanda..söylediklerinin önemli bir kısmının ise ''bilimsel bir altyapısı'' maalesef yoktur..söylediklerine, dayanak olarak bilimsel bir çalışmayı kaynak olarak sunamamaktadır..kanserden korunma konusunda insanlara ''olabildiğince pratik ve kolay anlaşılıp,hafızada tutulur şeyler'' söyleceği yerde ütopik önerilerde bulunmakta ve insanları hepten çaresizliğe itmektedir..böylece insanlar ''ne yaparsam yapayım, bu iletten korunamam'' şeklinde çaresizce düşünmekte ve bu sefer hiç korunmamaktadır..
bir de şu var..gerçek bir bilimadamı hastalıklara çare arar..televizyonlarda hastalıkları anlatıp, insanı korkutarak hiçbir işe yarayıp yaramadığı belli olmayan ot ve bitki kapsüllerini ''insanların korkularından yararlanarak'' onlara pazarlamaz..''O kanserojen,bu kanserojen'' demek yerine kanser denen illete ''radikal ve yanetkisiz bir tedavi metotu bulmak veya bulmaya çalışmak'' çok daha erdemli bir davranıştır bir bilimadamı için..çünkü içinde yaşadığımız dünya maalesef geri dönüşü olmayan bir biçimde kimyasal ve fiziksel olarak kirlendi..zamanı geri çeviremeyeceğimize göre, yapabileceğimiz tek şey ''bu kimyasal ve fiziksel kirlenmenin yol açtığı hastalıkları ortadan kaldırmak veya kaldırmaya çalışmak'' olmalı...sağda solda ahkam kesip, insanları korkutmak ve insanları paronayak hale getirip tamamen sağlık hizmetlerinden kaçırmak olmamalı..
başta brokoli falan olmak üzere birçok yeşilliğin kanser yaptığını iddia eden şahıs. 2020 yılında da 9 milyon kişi kanserden ölecekmiş dediğine göre. ayrıca son dönemlerde rte'den daha sık televizyonda görür oldum bir sonraki yerel seçimlere dikkat.
kendi kaleminden özgeçmişine rastladım internette, copy- paste yaptım, iletişime geçmek isteyenler olabilir diye, affola;
Prof Dr. Erkan TOPUZ 1946 yılında istanbul Yeşilköy'de doğdu. Pertevniyal Lisesi'ni 1964 yılında bitirdi. Aynı yıl istanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne girdi. 1970 yılında Tıp Fakültesi'ne, 1975 yılında iç Hastalıkları ihtisasını tamamladı. 1976 yılında askerliğini yaptı.
1976 yılında istanbul Üniversitesi Radyasyon Onkolojisi Tıbbi Onkoloji Biriminde çalışmaya başladı.
1979-1980 yıllarında Avusturya'da immünoloji ve onkoloji dalında Viyana Kanser Enstitüsü'nde çalıştı.
1982'de Üniversite Doçenti oldu. 1984'te Erlangen Üniversitesi'nde, 1985'te Londra Royal Marsden Hastanesi'nde, 1986'da Nürnberg Şehir Hastanesi'nde misafir öğreyim üyesi olarak çalıştı.
1988 yılında profesör oldu. 1997 yılında John Hopkins Üniversitesi'nde misafir öğretim üyesi olarak çalıştı.
Bugüne kadar Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Başkanlığı, Anabilim Dalı Başkanlığı, Yönetim Kurulu Üyelikleri ve istanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Müdürlüğü yapmaktadır. 85'i dış ülkelerde olmak üzere 190 yayını mevcuttur. iyi derecede ingilizce bilmektedir. 16 kitabın editörlüğünü yaparak bu kitapların bazı bölümlerini yazmıştır.
çapa ve istanbul üniversitesi onkoloji bölümünü kuran ve başhekimi sıfatına haiz olan değerli bilim insanı.
bundan 10 sene evvel dedemin akciğer kanserine yakalandığını öğrendiğimizde iş işten geçmişti ancak son bir umut kendisine de gidelim istedik. ilaçlar kullanmaktan, kemoterapiden vs.den bitmiş olan dedem için doktorlar en fazla 2 ay yaşar diyorlardı.
erkan topuz beyefendinin tedavisi ve ışığı ile dedem o seneyle beraber 2 sene daha yaşadı ve hastalığının evresi artık son dönemlerini de doldurduğu için aramızdan ayrıldı.
o günden sonra erkan topuz'u nerede görsem ve bu hastalıkla ilgili kim öneri sorsa hemen onun adını veriyoruz ailecek. çünkü uluslararası başarılara imza atmasından çok türk aile yapısını takdir eden, aile sevgisinin ve gerçek bir beslenimin ne kadar değerli olduğunu o gün gibi hala her yerde, her kanalda ve tüm hastalarına anlatmaktadır.
onun ömrü daha çok uzun olsun ve kattıkları değerler daim olsun. çok bildiğimiz bir sözün de hakkını verebilecek bir insan kendisi, saygılar.
onkoloji profesoru, sabah programlarinin yeni gozdesi.
efendim sahsen karsilasmis degiliz kendisiyle. ekranlarda dahi muserref olamadik ama ekrana ciktigi, hanimlara yonelik sabah programlarinda ne anlatiyorsa artik, bu anlattiklari yuzunden hayatimi zindana cevirmis, beni butun zevklerimden mahrum etmis kisidir. benim gibi gunde 25 bardak demli cay icip, yaninda tekel 2000 cigarasiyla keyfin dibine vuran bir adami; ev ahalisinin, maruz kaldiklari propoganda sebebiyle, yogun baskisiyla bilumum ot (bitki) caylarina mahkum etmistir.
onceden kavurma, tulum peyniri, halis-muhlis tereyagi, vb. ne kadar guzel yiyecek varsa, artik hepsi terkedildi ve buzdolabi bostan yerine dondu. yesillikten gina geldi artik. neymis efendim kanser yapiyormus ! hatta gecen gun evin laminat parkelerininde kanserojen oldugunu soyleyince hanim huysuzlanmis, illa bunlari sokturup yerine kanser yapmayan bir zemin dosemesi yaptiralim diye tutturdu ama neyse ki vazgecirdim bu dusuncesinden.
cok tehlikeli ve acik soyleyeyim tv ekranlarindan uzak tutulmasi gereken bir adam...
Onkoloji dalından Viyana Kanser Enstitüsü, Amerika Birlerşik Devletleri John Hopkins'te çalışmış türkiyenin en değerli onkoloji profesörlerinden biridir.bir nevi lokman hekim diyebiliriz.hangi otun/meyvenin,hangi hastalığa iyi geldiğini adı gibi bilir.31.01.2008 tarihli esra ceyhanla adlı enteresan yayını izlememize de vakıf olmuş kişiliktir.rahat tavırları ve konuşmasıyla bazen kırıp geçirir.özelliklede esra ceyhanın o gıcık tavrıyla
-hocam keten tohumunu ayşe'ye de(kızı ayşe) vereyim mi sorusu üzerine
ayşenin kim olduğu hakkında hiç bir fikri olmayan sayın hocamızın (ki bizimde yoktu o ana kadar)
+ayşe ye de ver fatma ya da ver cevabı esra ceyhan ı dumura uğratmıştır.
hocamızı seviyor ilgiyle takip ediyoruz.