zamanında "god" dedikleri büyük müzisyen. gelmiş geçmiş en iyi gitaristlerden biri kabul edilir. artık klasikleşmiş bir sürü şarkı bestelemiştir.
istanbul konserine gitme fırsatım olmuştu. o kadar izdiham vardı ki kuruçeşme arena dolup taşmıştı. izdiham yüzünden ilk şarkıyı da kaçırmıştım. kendisini bit kadar bile zor gördüm. ama o ne gitar çalış. yıldızlı bir istanbul gecesinde gitarı su gibiydi. onu göremesem de canlı canlı çalışını izlemek ve gözlerimi kapatıp dinlemek rüya gibiydi.
yer yer takım elbiseyle, yer yer şort tişörtle konsere çıkan gitar tanrısı. dünyaya bir çok blues gitaristi geldi ama kaç tanesi eric clapton kadar farklı beste yeteneğine ve harika bir sese sahipti? eric clapton bu dünyaya blues'un yalnızca 1-4-5 akor diziliminden ibaret olmadığını bizlere göstermiştir.
hayatında ilk defa geldiğini düşündüğüm istanbul'daki konserinde wondeful tonight ve tears in heaven gibi iki efsanesini çalmasa da kalbimizde her zaman özel bir yeri olan, dünyayı güzelleştiren insanlardan.
erik orsenna "dokuz gitarda dünya tarihi" adlı kitabında şöyle bir diyolog üzerinden anlatıyor clapton'a bakışını. bana da uyuyor. yani clapton'un bende ki karşılığına.
--spoiler--
"sonunda kapı açıldı. ve yaşlı arkeolog, en yakın kentten kilometrelerce uzakta ki bu çölde, tek başına, kollarını açmış, ona doğru yürümekte olan bu ziyaretçinin her şeyden önce bir "yara izi" olduğunu hemen anladı. yüzü sayısız yağmurlarla yol yol oyulmuştu sanki. yanaklarını kemiren kır sakalını, sanki etini biraz tutsun diye uzatmıştı. yoksa akıntılar her şeyi alıp götürecekti. yaşam bu müşterisinin yüzüne gülmemişti.
- clapton, dedi yara izi; gözlüklerini çıkararak. yanılmıyorum ya? burası omo vadisi mi?
- hangi rüzgar attı sizi buraya?
- müzik...
- nasıl yardımcı olabilirim?
- şimdi burada, ilk insanların diyarında mıyız?..."
--spoiler--
clapton, bir arayış içerisinde gelmiştir hep bana. boşluk hissi o kadar fazladır ki, çöle kadar gitmiştir. kuraklığa kadar. susuzluğunu kuraklıkla gidermeye çalışmıştır. o yüzden clapton'dur o.
bir arkadaşım aylar öncesinden clapton'ın kuruçeşmedeki konserine bilet almıştı. konser günü ise bu arkadaşımla buluşmuştum istinye parkta ayrıldıktan sonra konsere gidecekti o. ben ise o zamanlar kaliteli müzikten fazla anlamayan eric clapton'ın da adını ilk defa duymuş bir kişiliktim. arkadaşım gelsene sen de burda biletix var sor ailene dedi ben büyük ihtimalle izin vermezler ama hadi sorayım dedim. özellikle de babamı arayıp sordum çünkü annemi arasam kesin izin vermezdi babama sorunca belki bir şansım olurdu. ve babamı aradım baba clapton konserine gidebilir miyim biletler 90 liraymış falan dedim ve babam bana clapton konserine davetiye geldiğini ve gidebileceğimi söyledi. şoke olmuştum. muhteşem bir konser ziyafeti çektim o akşam ve şimdi düşünüyorum da eğer babamı değil annemi arasaydım o konsere gidemeyecektim.