kendisi futbol tarihinin gördüğü en delikanlı ve en entel oyunculardandır. kendisi deplasmanlara giderken otobüste kitap okur ve walkmaniyle klasik müzik dinlermiş. sahadaki karizması ise tartışılmaz, hele o yakayı kaldırışı yok mu insanı bitirirdi. crystal palace seyircisine attığı uçan tekmeye gelince, seyirci ırkçı sloganda bulunuyormuş ve bizim delikanlı dayanamayıp hemen müdahale etmiş; olur arada böyle şeyler.
beni, bundan bir kaç zaman önce akıllı tvde, manchester forması altında 7 numarayla gollerini izleyip ' vay amk ' diye söyleten adam. bundan başka, yakın zamanda izlediğim filmiyle (bkz: looking for eric) türkçesiyle hayata çalım at ) kendisine daha çok eğilme fırsatı bulduğum fransız futbolcu.
karizmatik marjinal tarzıyla; aklıma zinedine zidane'i getirmiştir.
5.sınıfa giderken hayran olduğum adam. o agresiflik o artistlik çok fenaydı çok. yakalarını kaldırırdı formasının. bende ondan özenerek okullar arası turnuvalarda kaldırırdım yakalarımı. o kadar iyi mi oynuyodum ? tartışılır. * ama onun kadar agresiftim.
siyasi partini değiştirirsin, dinini bile değiştirirsin ama takımını asla değiştiremessin diyen manchester united in efsane fransız forveti. yeni nesil onu joga bonito reklamlarının agresif koçu olarak tanıdı. taraftara uçuşu, orjinal sözleri, agresif tavırları ve neredeyse çoğu maçta kırmızı kart yiyişiyle tam bir efsanedir eric cantona dır. ırkçılık karşıtı olup, kendini fransızdan çok ingilize benzeten ama ingilizce şiveside bir o kadar hoş olan adam.
bir çok efsane futbolcu gibi hiç bir zaman veliahtı olmayacak futbolcu.
modern futbol ile uzay futbolu arasında sıkışan zamanın yani seksenlerin sonu ve doksanların başının en büyük yıldızlarından biri.
adı eric... ingilizlerin tek dünya kupası zaferini yaşadığı yıl fransa'nın marsilya kentinde dünyaya gelen bu adamın, kibirli ingilizlerin en köklü takımlarından birinin britanya dışında doğan tek takım kaptanı olabileceğini kim tahmin ederdi ki?
1983 yılında fransız auxerre'de başlayan futbol kariyeri aykırı kişiliği nedeniyle manchester united günlerine kadar inişli çıkışlı bir yolda ilerlemiştir.aslında manchester macerasının kendi kariyerine göre uzun sürmesinin sebebi de artık uyum sağlamayı öğrenmiş olması değil, uyum sağlanan adam olması dolayısıyladır.
profesyonel kariyerinde 131 gol atan cantona, bunun yanında seyircilerin sahada sürekli görmek istediği hırçın ama karakterli lider futbolcu karizmasına da sahipti.uçan tekme atarak taraftar dövdüğü halde futbolun sertlikle değil teknik ve beceriyle oynanması gerektiğini anlatan spor malzemeleri üreten nike firmasının "joga bonito" (güzel oyun) adlı reklam kampanyasında yer alması da onun bu karizmasının ve haksızlık karşısında asla eğilmeyen duruşunun payı tartışmasızdır.
burada onu ne kadar anlatırsak anlatalım bu konuda kendisi kadar başarılı olamayız.
topu alır, orta sahanın sağ kanada yakın kısmından hareketlenir, bir iki rakip futbolcuyu geçer sonra bir ver-kaç yapar ve kaleciyle karşı karşıya kaldığında da ayak bileğini hafif bükerek topu kalecinin üzerinden direğin dibine bırakır...
işte cantona budur...
"i am not a man, i am cantona"
bulgaristan'ın yoluna taş koyması sonucu fransa'nın 1994 dünya kupası'na katılamamasının en vahim sonucu o turnuvada bir eric cantona figürünün yer almamasıdır. kendisinin sürekli milli takım teknik direktörleriyle didişmesi ve kendilerine "aptallar" demesi sonucu büyük turnuvalarda pek de izleyemediğimiz cantona'nın yerini onun taklitçileri, onun gibi yakasını kaldıran savo milosevic gibi tayvan malı futbolcular almıştır.
david busst'un jubile maçından hemen sonra herkesi şok edecek bir kararla henüz 31 yaşında futbolu bıraktığını açıklayınca "küllerimi old trafford'a gömün" demiştir bu theatre of dreams fatihi...
anladığımı kadarıyla kendisi yeni bir vinnie jones olma yolunda ilerliyor, bu aralar manchester united taraftarı bir postacıyla arasında geçenlerin anlatıldığı "eric'in peşinde" filmiyle gündemde. geçmişte oynadığı sayısız reklam filmini de katarsak futbol dünyasının hülya avşar'ı olabilir, futbolda efsane olduktan sonra oyunculuğu da kotarma yolunda ilerliyor. iranlı popçu/topçu minavand örneği de önümüzdeyken bunlar güzel şeyler tabi...
felsefe mezunu olduğunu ingiltere'de yayınlanan four four two dergisinin geçtiğimiz yılın kasım sayısında belli eden tapılası futbol fenomeni. bir futbol kulubunde mutsuz olan futbolcunun hislerini çok enteresan bir şekilde anlatmıştır.
-but if i dont feel the environment is good, i dont want to be there. i need to feel good. maybe that's why i had problems before. maybe the atmosphere at a club wasn't how i dreamed it would be. i needed time or i gave up or i tried to find words to explain what i wanted. its like with a woman. sometimes you can't find love. sometimes you can, but it's still not right. it's good to be in love, but you want more, you want to give, you want to receive. sometimes that doesn't happen. i'm not sure that i would like to be with a woman who is like some of the chairman i met. they didn't deserve to be loved.
-eğer ortamın iyi olduğunu hissetmiyorsam, orda olmak istemiyorum. bulunduğum yerde iyi hissetmem lazım. belki de bu yüzden bazı problemlerim oldu. belki de bazı kulüplerde ki ortam benim hayal ettiğim gibi değildi. zamana ihtiyacım vardı, ya da pes ettim, ya da ne istediğimi tam olarak anlatabilecek kelimeler bulmaya çalıştım. bir kadınla ilişkiniz olduğu zaman ki gibi. bazen aşkı bulamıyorsunuz, bazen ise buluyorsunuz fakat hala yanlış giden birşeyler olabiliyor. aşık olmak iyi birşey, fakat daha fazlasını elde etmek istiyorsun, sevdiğine birşeyler vermek, ondan birşeyler almak istiyorsun. bazı zaman bu istediklerin olmuyor. beraber çalıştığım bazı kulüp başkanları gibi olan bir kadınla olmak istemem. onlar sevilmeyi haketmediler.
michel platini nin grame souness liverpool teknik direktörü iken souness e bak souness cığım fransa da bi cantona var al bu adamı liverpool eski günlerine dönsün dediği souness in cevap olarak cantona çok sinirli ve kontrol altına alınamaz bi oyuncu o yüzden olmaz demesi üzerine ne yazık ki alex ferguson un kaptığı ve manchester da çok başarılı olan fransız psikopat forvet.
bu arada sean connery ede çok benzetiyorum kendisini.
japon futbol animelerinden fırlamış olduğunu düşündüğüm efsanevi fransız futbolcu. Özellikle ortasahadan aldığı topla 3-5 kişiyi çalımlayıp duvar pası yaptıktan sonra topun dibine vurup doksana takan sonrada durduğu yerde heyt nasıl gömdüm lan der gibi elleri belinde yakaları kalkıp bir şekilde tribünlere dönmesini unutamadığım şahsiyet.
city taraftarina yolladigi kung fu tekmesi sonrasi ozur dilemek icin basin toplantisi yapacagini aciklayan fakat basin toplantisinda manu taraftarlarindan kacirdigi penalti icin ozur dileyen aggresive insan..
12 nisan 2009 galatasaray fenerbahçe maçı'ndan sonra iştahı artmış, gaza gelmiş ve "futbola bir galatasaray-fenerbahçe derbisinde tekrar veda etmek istiyorum 45 dakika birinde, 45 dakika birinde oynarım, çok müthiş dakikalar geçireceğiz" açıklamasını yapan futbolcu.
25 ocak 1995 tarihinde oynanan crystal palace-manchester united maçında attığı dillere destan uçan tekmeyle hatırlanır. tekmeyi yiyen dallama da matthew simmons isimli bir crystal palace taraftarıdır. galiba cantona o maçta kırmızı kartı yedikten sonra tünele doğru giderken bu herif kendisine küfür etmişti ya da fiziksel temasta bulunmuştu da abimiz bunun akabinde kung-fu yapmıştı...