agarta adı sadece ebleh veletlerin inanabileceği bir şekilde iddianame de şabalakça gündeme gelmeseydi, bazı genç ergenler agarta'yı ergenekonla ilişkilendirmek bir yana dursun , muhtemelen ankara'nın geçmişte ki adlarından biri olduğunu zannedeceklerdi. şimdi adını daha dün duydukları bir kelime hakkında uzmanlarmış gibi utanmadan bir de ders vermeye çalışıyorlar.
ah, çocuk sen bizi güldürdün, allah da seni güldürsün emi.
iddianameye de girince tarikat aşkının verdiği kudretle ışık hızıyla internette nedir ne değildir diye bir bakıp, başkasının bilgisiyle sanki kendilerinmiş gibi ahkam kesmeye başlamışlar bile..
kurtlar vadisi gençliğine bu dizi pek yaramamış, fantazi dünyalarını beyinlerini kurutan dizilerle renklendirmeye çalışacaklarına piyasada binbir çeşit kitap var, ne bileyim yüzüklerin efendisi var harry potter var gidin onları okuyun, bari biraz okuma alışkanlığı edinir, gelecekte daha ciddi kitaplara bir geçiş aşaması olarak kullanırsınız.
bilmem kaç bin yıllık ergenekon efsanesinin adı, donundaki kahveringi daha yeni yeni geçmeye başlayan veletlerin şuursuzca ahkam kesmeleri nedeniyle hayali tarikat zımbırtılarıyla kirleniyor ya yanarım da ona yanarım..
küçük hary pıtırlar gidin bakayım siz kumda oynayın.
bu konularda neyin ne olduğu hakkında bize ders verip, ahkam kesmek için henüz yeterince büyümediniz.
2500 sayfa ve 400 klasörden oluşan iddianamenin istanbul Cumhuriyet Başsavcısı’na teslim edilecek ve sonrasında da kamuoyunda çok daha fazla tartışmalara konu olacak soruşturma.
"dünyada iki komünist kalmış: fidel castro ve ferhan şensoy" dendiği bir devirde, darbe karşıtı ferhan şensoya "başbakanın IQ'su anca ayakta durmasına yetiyor" ve "ordu darbe yapsa çıkıp davul çalarım" dedirten hükümetin icraatlerinin bir neticesi olarak : darbecilikle itham edilen ve dgmde yargılanmak istenen birkaç kişiye medya tarafından verilen isim. bu birkaç kişiden bazıları : 2 emekli orgeneral, biri kuvvet komutanı (ki türkiyede toplam 4 tane var) ve aynı zamanda atatürkçü düşünce derneği başakanı(tesadüfün böylesi), başkentin ticaret odası başkanı, "tehlikenin farkında mısınız" diye bizi uyarmaya çalışan bir gazetenin yazarı...
ya bunlar bir tesadüf, yada hala tehlikenin farkında değiliz.
iddianameye ve iddiaya gore:
- pkk bunlar
- pkk ile savasan bunlar
- pkk sempatizanlarini olduren bunlar
- ibda-c bunlar
- hizbullah bunlar
- laiklik karsitlarini devirmek isteyen bunlar
- dhkpc bunlar
- mafya bunlar
- solculari olduren bunlar
- madimak otelini yakan bunlar
- hirant dink ve hablemitoglu'nu olduren bunlar
- danistay baskini yapan bunlar
- ugur mumcu ve ahmet taner kislali'yi olduren bunlar
Eğer iddianamedekiler ve iddialar doğruysa dünyanın en koftiden oluşumu. Ne yapmak ve kimi yok etmek istemişlerse hiç birini yapamamışlar.Kıvrıkoğlu'nu öldürmek istemişler olmamış,Mesut Yılmaz'ı öldürememişler,Orhan Pamuk olmamış,ismail Hakkı Karadayı olmamış,Ortodoks patriği olmamış, Ermeni Patriği olmamış,Fehmi Koru olmamış,Osman Baydemir olmamış, Yaşar Büyükanıt olmamış,ishak Alaton olmamış,Ramazan Akyürek olmamış,teziç olmamış,Recep Tayyip Erdoğan olmamış...Nato'ya saldıracaklarmış yapamamışlar. Yahu böyle bir oluşum ya da organizasyon mu olur. Neyi tuttularsa ellerinde kalmış sanki. Bunların kendilerine hayırları yok daha. Tabi bir de iddianamenin cıvıtmış olması da mümkün. Bana spor gazetelerini anımsatıyor. Hani derler ya falan takım şunu transfer ediyor,filan takım da bunu alıyor. Öyle çok isim konur ki ortaya adı geçen takım bahsedilen kişileri transfer etse kadrosuna 2 takım daha eklemiş olurdu. Ama bir de şu var ki bu onlarca isimin içinde elbette ki biri ikisi de tutuyordu. Kaçarı yok zaten. Tüm piyasayı manşetlere taşıyor adamlar. işte Ergenekon iddianamesi de bunu hatırlatıyor. Yakında izmir'in suyundaki Arseniğin, küresel ısınmanın, hava kirliliğinin sorumlusu olarak ta Ergenekon'u suçlarlarsa şaşırmayacağım. Aklı başında olan vatandaşlar da soruyordur elbette : Bu kadar kısa süre içinde bu kadar çok şeyi açığa çıkaran kurumlarımız Güngören'in göbeğine bomba konulurken nerelerdeydi? Olan oldu, bari bundan sonra yapanları yakalasınlar. Bir milyona yakın telefon dinleniliyormuş. ELbette birinden birini yakalarsınız. Komik olmaya başladı, ülkem için hayırlısı olur inşallah.
yıllar sonra şehir efsanesi olacak ve diyecekler ki; nasıl da bok attık lan solcuların üzerine! islamcıları nasıl da mutlu ettik... kim mi diyecek? onu da siz bulun artık.
- haftalardır haberlerde duyduğum, gazetelerde okuduğum halde ne olduğunu anlamış olmadığım şeydir ergenekon.
- haftalardır haberlerde duyduğum, gazetelerde okuduğum halde ne olduğunu anlamış olmadığımdan dolayı insanlara sorduğumda onların da anlamadıklarını anlamama sebep olan şeydir ergenekon.
akp' nin kontrgerillayı temizliyoruz diyerek lanse ettiği bir kontrgerilla örgütlenmesinin adıdır. gerçekte kontrgerilla hala işbaşındadır. ve akp' de onun suç ortaklarındandır.
bugün itibariyle kapsamında, istanbul Ülkü Ocakları eski il Başkanı levent temizin, nurseli idiz in ve seyhan soylunun da göz altına alındığı dava.
nurseli idiz in son çektiği ve atatürk ü oynadığı film hakkında da sorular soruyorlarmış. demek ki artık ülkede bir bağımlıyı canlandırsanız, bu sanat için bile olsa sorgulanacaksınız, tebrikler.
öncelikle türk destanıdır. Göktürkler'in türeyişini anlatır. Genel olarak, düşman tarafından hile ile yenilgiye uğratılan Türklerin, Ergenekon Ovası'nda yeniden türeyip tekrar eski yurtlarına dönerek düşmanlarıyla çarpışmalarını anlatır..
kısaca özetlersek :
Türk illerinde Türk oku ötmeyen, Türk kolu yetmeyen, Türk'e boyun eğmeyen bir yer yoktu. Bu durum yabancı kavimleri kıskandırıyordu. Yabancı kavimler birleştiler, Türkler'in üzerine yürüdüler. Bunun üzerine Türkler çadırlarını, sürülerini bir araya topladılar; çevresine hendek kazıp beklediler. Düşman gelince vuruşma da başladı. On gün savaştılar. Sonuçta Türkler üstün geldi.
Bu yenilgileri üzerine düşman kavimlerin hanları, beğleri av yerinde toplanıp konuştular. Dediler ki: "Türklere hile yapmazsak halimiz yaman olur"
Tan ağaranda, baskına uğramış gibi, ağırlıklarını bırakıp kaçtılar. Türkler, "Bunların gücü tükendi, kaçıyorlar" deyip artlarına düştüler. Düşman, Türkler'i görünce birden döndü. Vuruşma başladı. Türkler yenildi. Düşman, Türkleri öldüre öldüre çadırlarına geldi. Çadırlarını, mallarını öyle bir yağmaladılar ki tek kara kıl çadır bile kalmadı. Büyüklerin hepsini kılıçtan geçirdiler, küçükleri tutsak ettiler.
O çağda Türkler'in başında il Kağanvardı. il Kağan'ın da birçok oğlu vardı. Ancak, bu savaşta biri dışında tüm çocukları öldü. Kayı (Kayan) adlı bu oğlunu o yıl evlendirmişti. il Kagan'ın bir de Tokuz Oguz(Dokuz Oğuz) adlı bir yeğeni vardı; o da sağ kalmıştı. Kayı ile Tokuz Oguz tutsak olmuşlardı. On gün sonra ikisi de karılarını aldılar, atlarına atlayarak kaçtılar. Türk yurduna döndüler. Burada düşmandan kaçıp gelen develer, atlar, öküzler, koyunlar buldular. Oturup düşündüler: "Dörtbir yan düşman dolu. Dağların içinde kişi yolu düşmez bir yer izleyip yurt tutalım, oturalım." Sürülerini alıp dağa doğru göç ettiler.
Geldikleri yoldan başka yolu olmayan bir yere vardılar. Bu tek yol da öylesine sarp bir yoldu ki deve olsun, at olsun güçlükle yürürdü; ayağını yanlış yere bassa, yuvarlanıp paramparça olurdu.
Türkler'in vardıkları ülkede akarsular, kaynaklar, türlü bitkiler, yemişler, avlar vardı. Böyle bir yeri görünce, ulu Tanrı'ya şükrettiler. Kışın hayvanlarının etini yediler, yazın sütünü içtiler. Derisini giydiler. Bu ülkeye Ergenekon dediler.
Zaman geçti, çağlar aktı; Kayı ile Tokuz Oguz 'un birçok çocukları oldu. Kayı'nın çok çocuğu oldu, Tokuz Oguz'un daha az oldu. Kayı'dan olma çocuklara Kayatdediler. Tokuz'dan olma çocukların bir bölümüne Tokuzlar dediler, bir bölümüne de Türülken. Yıllar yılı bu iki yiğidin çocukları Ergenekon'da kaldılar; çoğaldılar, çoğaldılar, çoğaldılar. Aradan dört yüz yıl geçti.
Dört yüz yıl sonra kendileri ve süreleri o denli çoğaldı ki Ergenekon'a sığamaz oldular. Çare bulmak için kurultay topladılar. Dediler ki: "Atalarımızdan işittik; Ergenekon dışında geniş ülkeler, güzel yurtlar varmış. Bizim yurdumuz da eskiden o yerlerde imiş. Dağların arasını araştırıp yol bulalım. Göçüp Ergenekon'dan çıkalım. Ergenekon dışında kim bize dost olursa biz de onunla dost olalım, kim bize düşman olursa biz de onunla düşman olalım.
Türkler, kurultayın bu kararı üzerine, Ergenekon'dan çıkmak için yol aradılar; bulamadılar. O zaman bir demirci dedi ki: "Bu dağda bir demir madeni var. Yalın kat demire benzer. Demirini eritsek, belki dağ bize geçit verir." Gidip demir madenini gördüler. Dağın geniş yerine bir kat odun, bir kat kömür dizdiler. Dağın altını, üstünü, yanını, yönünü odun-kömürle doldurdular. Yetmiş deriden yetmiş büyük körük yapıp, yetmiş yere koydular. Odun kömürü ateşleyip körüklediler. Tengri'nin yardımıyla demir dağ kızdı, eridi, akıverdi. Bir yüklü deve çıkacak denli yol oldu.
Sonra gök yeleli bir Bozkurt çıktı ortaya; nereden geldiği bilinmeyen. Bozkurt geldi, Türk'ün önünde dikildi, durdu. Herkes anladı ki yolu o gösterecek. Bozkurt yürüdü; ardından da Türk milleti. Ve Türkler, Bozkurt'un önderliğinde, o kutsal yılın, kutsal ayının, kutsal gününde Ergenekon'dan çıktılar.
Türkler o günü, o saati iyi bellediler. Bu kutsal gün, Türklerin bayramı oldu. Her yıl o gün büyük törenler yapılır. Bir parça demir ateşte kızdırılır. Bu demiri önce Türk kaganı kıskaçla tutup örse koyar, çekiçle döver. Sonra öteki Türk beyleri de aynı işi yaparak bayramı kutlarlar.
Ergenekon'dan çıktıklarında Türklerin kağanı,Kayı Han yani kayat soyundan gelen Börteçine (Bozkurt) idi. Börteçine bütün illere elçiler gönderdi; Türkler'in Ergenekon'dan çıktıklarını bildirdi. eskisi gibi, bütün iller Türkler'in buyruğu altına girdi.
acı verici bir olaydır. ergenekon isminin karalanmasıdır. çocuklarımızın ergenekon'u destan olarak değil terör örgütü olarak tanımalarıdır ve buna sebep olanlardır !