Ergenekon'dan çıkar iken, demir dağını kimin deldiği konusunda iki aşiret arasında çıkan anlaşmazlığı çözmek için açılan, ancak bilmem-kaç-bin-yıldır çözülemeyen dava. Dişi Kurt Asena'da bu davada tanık olarak dinlenecek.
ortalıkta "hani belgeler nerde?" diye dolananlar susurluk zamanında aydınlık dergisi'nin yayınladığı belgeleri de sorguladı mı acaba? komisyonda bu çok gizili belgeleri nasıl ele geçirdiği sorulduğunda derginin genel yayın yönetmeni -halen cezaevinde ergenekon kapsamında-;
-bir gazteteci haber kaynağını göstermek zorunda değildir
diye cevaplamıştı.
bu eksende olaya bakacak olursak taraf'ın ve diğer bazı gazetelerin o belgelere nasıl ulaştığına dair bir fikir edinilebilir.
ayrıca şamil tayyar belgeleri ile yayınladığı operasyon ergenekon kitabı nedeniyle yargılanmaktadır. hani belge nerde diyenler gitsin bir kaç kitap okusun sonra gelsin karşıma.
istanbul cumhuriyet başsavcısının basında çıkanları yalanlamasına rağmen sanıyoruz zekeriya öz'ün iddianamesini 1. elden okuma fırsatı bulanlarca "bir sürü belge" diye inlediği davadır.
ayrıca, bir ara büyük teknolojik über insan polat abimiz, işi gücü bırakıp ülkede 5 kuruş reel yatırım yapmadan, ülkemin insanının sırtından parasına para katan sıcak para yatırımcısının kaçmasına engel olmak için mücadele vermekteydi. necati şaşmaz abimizin "dizimizin kaderi aynı akp'nin kaderi gibi" açıklaması bile kesmez zaten bazı şeyleri algılamaya.
neyse anam, tarafmış, vakitmiş, yeni şafakmış, starmış... hele bir mahkeme başlasın, resmi olarak iddianame kamuoyuna açıklansın hep beraber görelim. bu gazeteler bir şeyler yazıyorlar, istanbul cumhuriyet başsavcısı "bunlar yalan" diyor, ama hala "ortaya belgeleri saçıldııııı" deniyor. verin bana birkaç isim, ben de size belge yazayım word'te.
millet bağında bahçesinde, çoluğu çocuğu ile yeşilçam klasikleri arasında mutlu mesut yaşarken kurtlar vadisi gibi "tamamen hayal ürünü" şahsiyetler üzerine, susurluk gibi karmaşık ve kanlı ilişkiler ağı üzerine kurulu bir diziye ne gerek vardı? tabii ki akp propagandası canım... zaten yer çekimin sebebi falan hep akp. mesele ben burdan ilan etmekten kıvaç duyarım ki newton'un başına elmayı atan da tayyip'in büyük büyük dedesi idi. evet evet. ergenekon falan dizi seneryolarına fazlaca kendini kaptıran birkaç densizin gerçek hayat denemesinden başka bir şey değildir. belgeleri ile yayınlanan pislik ilişkiler tamamen hayal ürünüdür. dava boş yere açılmış olup amaç elektrik zammını gölgelemektir. hayır anlamadığım bir zamanlar kaçak elektrik kullananlara soruşturma açan savcı burdaki misyonunun farkında mıdır? vallahi bakış açınızdaki derinlik beni boğuyor. çok yüksek fikirler bunlar. ketum kaldım baksanıza. testislerim bile muzdarip bu durumdan.
(bkz: ergenekon okyanus ise ben su damlasi bile degilim)
(bkz: hurşit tolon)
malumunuz biz bunların hepsini son 1 yıl içinde kurtlar vadisi pusu'da izledik. danıştay saldırısı desen biliyoruz iskender'in işi, zirve yayın evi iskender, rahip santoro işi iskender, hrant dink işi iskender, uğur mumcu işi iskender, bombalar, silahlar bulunuyor iskender, uyuşturucu işi iskender, pkk ile ilişki iskender...
e amına koyim ergenekon'u zaten bu iki senarist çözmüş, ne gerek var zekeriya öz'ün bilmem kaç milyonluk belgeyi çözümlemesine? ya bu adamlar ergenekon'un içinde ya, yargıdan bu diziye servisler yapılıyor ya da zekeriya öz sıkı bir kurtlar vadisi takipcisi dizideki hayal mahsulü şeyleri gerçek zannedip kafasına göre araştırma yapıp kafasına göre senaryo kurup kafasına göre iddianame hazırlıyor. ha aynı dizide bangır bangır akp propagandası yapılıyor, hani partiden de bir şeyler fısıldanmış olabilir.
neyse son olarak, süleyman çakır istanbul sefiridir, biat edin!
gereksiz yere açılmış bir davadır. amaç elektrik zammını gölgelemek ve ulusalcıları tasfiye etmektir. yoksa danıştay vahşeti, zirve yayınevi katliamı, rahip santaro cinayeti, hrant dink cinayeti diye bir şey olmamıştır. hele ümraniye'de ele geçen cephane tamamen fiyaskodur. çünkü el bombaları oyuncaktır. ayrıca bu oyuncaklarla cumhuriyet gazetesi'ne atılan el bombalarının aynı seriden olması ve bunların hepsinin ordudan çıkmış olması tamamen tesadüftür. ordumuzun özel harp dairesi kontrol altındadır. panik yapacak bir şey yoktur. jitem, susurluk da zaten fasa fisodur... haydi çocuklar şimdi evcilik oynayalım.
bir türlü açılamayan dava... beceriksizlik mi desek yoksa yıldırma, bastırma, intikam alma amacıyla devam ettirilen ergenekon soruşturması bir türlü kovuşturma aşamasına geçememiştir... 49 tutuklua bugün onlarca kişi daha eklenmiştir. 1 yıldır soruşturulmaktadır, paşalar, parti başkanları, yazarlar, dernek üyeleri gözaltına alınmıştır, ama davası bir türlü açılamamıştır. kim ne sebeple tutuklu hangi deliller var elde, bir türlü bilinememekedir.
acaba beklenmesinin nedeni şu anda görevde olan paşalar mı, yoksa 31 ağustos ta görevi sona erecek paşalar mı bekleniyor?