dahası türkiye'nin ortasına (ankara) sokulan hastalıklı hayvanların, kurban bayramından sonra haber yapılmaları. kadın doğumdan çocukların gidecekleri okullara, ekmekten ayrana her şeyden sorumlu tayyip erdoğan ve avanesi elbette bu skandaldan da sorumludur. türk hayvancılığını bitirip brezilya'dan siğır ithal etmekte bunların marifetleri değil mi?
bu arada kavurmaseverler için şu bilgiyi ekleyelim ki cennete ne kadar yakın olduklarını anlasınlar:
Şarbon hastalığı, etkenin vücuda girmesinden itibaren yaklaşık 2-7 gün sonra ortaya çıkar. Belirtiler hastalığın klinik şekline göre değişir.
-Deri Şarbonu: Şarbon sporlarının deriden girdiği yerde, ilk önce böcek ısırığına benzer biçimde kabarık, kaşıntılı bir şişlik oluşur. Bu şişlik 1-2 gün içinde içi su dolu kabarcığa dönüşür ve daha sonra da ağrısız genellikle 1-3 santimetre genişliğinde, ortasında karakteristik siyah renkte ölü dokunun yer aldığı bir yara meydana gelir. Bundan ötürü deri şarbonu kara kabarcık olarak da adlandırılır. Çoban çıbanı ismiyle de anılan deri şarbonunda ayrıca, yaranın bulunduğu bölgedeki lenf bezlerinde şişmeler görülebilir. Tedavi edilmeyen deri şarbonu vakalarının % 10-20 si ölümle sonuçlanabilir.
-Bağırsak şarbonu: Bulantı kusma, iştahsızlık, ateş gibi belirtilerle başlar bunu karın ağrısı, kanlı kusma ve kanlı ishal izler. Daha sonra kan zehirlenmesi ve şok gelişerek ölüm meydana gelebilir. Bu tip şarbonda tedaviye başlansa dahi ölüm % 50 civarındadir.
-Akciğer şarbonu: Soğuk algınlığına benzeyen belirtilerle başlar. Yüksek ateş ve titremeler görülür. Birkaç gün sonra ağır solunum güçlüğü ve şok gelişir. Hastalık genel olarak ölümle sonuçlanır
beklendiği gibi ankara ile sınırlı kalmamış olay. istanbul ve sivas'ta gayet insanlara bulaşan şarbon vakaları haber olmuşlardır. akp sadece türkiye'de hayvancılığı bitirmedi, hayvan hastalıklatıyla mücadelede hayvancılıkla beraber yok edildi.
altı ay önce ithal edilen canlı hayvanların denetiminde veteriner zorunluluğunu kaldırıp ülkeyi,
dıjjj menşeyli şarbona teslim edenler hint kınası yaksın. yakışır.
hayvancılığı bitirmeleri, dışarıdan et alıp cari açığı yükseltmeleri hakkında yazmayacağım. bunlar herkesin bildiği detaylar.
daha düne kadar dışarıdan gelen et mamülü hayvanlar ülke içinde dağıtımı yapılmadan önce 25 gün gözlem altında tutulurdu. bu 25 gün içerisinde kuluçka döneminde bulunan virüsler ve benzeri bakteriyel hastalıklar kendini gösterir. rizeli recep dışarıdan gelen eti hemen piyasaya sürebilmek için bu süre şartını ortadam kaldırdı.
aynı rizeli şarbonlu, delidanalı ve benzeri hastalığa yakalanmış yabancı menşeili eti halkına yedirebilmek için başka ne yapmış olabilir? elbette gümrükte veteriner kontrolünde giriş zorunluluğunu kaldırdı. bürokrasiyle kim uğraşır? eti hemen piyasalara sürün gitsin. allah bilir, o gelen etlerden ne kadar komisyon aldıklarını ya...
bunlar gerçekleştikten sonra da sayın bakan çıkıp "halkımız yediği ete dikkat etmeliydi" diyebilir. madem kasaptan et alıyorsun, önce o eti laboratuvarlarda inceleyeceksin. sen kim fakirsin ki o yakalanacağın hastalığın tedavisine para harcayacaksın? fakirsen fakir gibi yaşa.
Hastalik türkiyede ortaya çıkmıştır. Bilirsiniz ki sizi bir kedi isirir telasla asiya gidersin ve der ki hayvani gozlemle, en çok 10 gune kadar ölürse kuduzdur ve sende de asi sarttir. Bu da öyle. Sarbonsa yolda ölürdü zaten. Gemiyle gelemezdi buraya. Devlet o kadar ihmalkar değil hala.