kendisine çocuk diyen ileri zekalıların olduğunu gösteren odunu bol olası terörist. 17 yaş ne çocuğu? bırakın bu işleri. 17 yaşına gelen adam herşeyin farkındadır, herşeyi yorumlayabilir. ulan gazete de dağıtmıyorsun ki devletin askeriyle çatışıyorsun sonra da bir takım ezik edebiyatı yapan ezik tarafından kahraman ilan ediliyorsun. ne ala memleket lan. bu ülkenin gerçek kahramanları terörle mücadelede şehit olsun böyle terörist itler kahraman gösterilirsin. asana teşekkürler, ellerinden öpüyoru. bu arada: ufal da cebime gir!
"uzaktan ateş ettim ağabey" diyerek zekanın sınırlarını zorlamış, ateşli silahların uzaktan işlemediğine inanan onsekizinden gün almış zerzevat.
(bkz: adam asmaca)
asılmadan önce jandarma erine ateş ettiğini gazeticilere itiraf etmiş kişidir. ben uzaktan ateş ettin jandarma yakından ateşle ölmüş müş müş. idam edildiği zaman 17 yaşındaydı 18 yaşındaydı hikayesi var.
kardeşim jandarmaya silahla ateş ediyor. uğruna şarkılar yazılıyor kahraman ediliyor.
o şehit olan jandarma eri kaç yaşındaydı acaba. soran yok.
magazin medyasının etkisi ile 16 yaşındaki ogün samastı asmak için yaygaralar koparan sosyalist zihniyetin, kızın kafasının kestiği iddia edilen cem garipoğlunun yaşını unutan medyanın durup düşünmesi gerekir.
senin yanlışın benim doğrum. kişilerin samiyetinde adalet ne kadar lastik gibi duruyor.
yapılan araştırma da jandarma erine isabet eden kurşunun erdal eren' in silahından çıkmadığı o gün anlaşılsa da yıllar sonra internet sitesinden 3 satır haberle belirtilmiştir. Devrimi , sosyalizmi şöyle kenarda dursun da suçsuz yere bir can gitmiştir. en azından bunu anlamak için sosyalist ya da komünist olmaya gerek yok. insan olmak yeter. adalet gerçekten adil olarak işleseydi şimdi kimse erdal eren' den böyle bahsetmiyordu. çünkü yaşıyor olacaktı.
17 yaşındaki genç bir devrimciden korkulduğunun kanıtıdır.
kimileri ders olsun diyebilir; evet ders olmuştur, mücadeleye daha bir ateşli sarılma sebebidir...
17 yasinda idam edilebilmis, hatirasi aydinlik, kaderi ise turkiyenin yuzkarasi olan bir cocuktur. Elini vicdanina koyup asagidaki satirlari okuyanlar saniyorum ki hak vereceklerdir:
-ALINTIDIR-
erdal erenin 12 eylül cuntasının seçtiği kurbanlardan biri olduğu, erenin idam kararını iki kez bozan yargıtay 3üncü dairesi üyelerinden emekli hakim albay ahmet turan tarafından da 27 yıl sonra itiraf edildi.
erdal erenin idam edilmesine gerekçe edilen olay ankarada hoşdere caddesinde yurtsever devrimci gençlik tarafından düzenlenen eylemde yaşanmıştı. bir gün önce öldürülen sinan sunerin öldürülmesini protesto için gerçekleştirilen eylemin katılımcılarından biri de erdal erendir. miting dağılırken bir jandarma timi müdahale ederek, kitlenin üzerine ateş açar. bu çatışmada jandarma eri zekeriya önge sırtından vurularak öldürülür. tutuklananlar arasında erdal eren de vardır ve hakkında jandarma erini öldürdüğü gerekçesiyle idam istemiyle dava açılır.
dava, kararı yargılama yapılmadan verilmiş davalardan biri olarak tarihe geçer. zira, dava 40 gün gibi kısa bir sürede karara bağlanır. hiçbir delil toplanmadan biten davanın sonucu askeri yargıtayda iki defa bozulur ancak ikisinde de geri çevrilir. ve, ne dosyadaki deliller ne de erdal erenin gerçek yaşının 18 değil, 17 olması bu hızlı yargılamayı etkilemez ve cunta başı kenan evrenin asmayalım da besleyelim mi yorumlarının bir gereği olarak erdal eren idam edilir.
KESIN DELIL YOKTU
vatan gazetesinin 12 eylül 2007 tarihli nüshasından bir haber: erdal erenin idam kararını iki kez bozan yargıtay 3üncü dairesi üyesi emekli hakim albay ahmet turan, 28 yıl sonra ilk kez konuştu.
hakim albay bakın neler demiş:
erdal eren davası, 12 eylülden önce başlamıştı ama sıkıyönetim ilan edildiği için sıkıyönetim mahkemeleri vardı. erdal eren, sıkıyönetim mahkemesinde yargılanıyordu. mahkeme, erdal ereni, inzibat eri zekeriya öngeyi bilerek, kasten, taammüden öldürdü diye idama mahkum etti. avukatlar kararı temyiz etti ve dosya bize geldi. ben raportör olarak atandım. dosyayı inceledim ve diğer üyelere anlattım.
erdal erenin eri kasten, bilerek öldürdüğü noktasında bir delil yoktu ve 15 temmuz 1980de kararı, 2 muhalif oya karşı 3 oyla bozduk. bozma kararımız üzerine dosya, tekrar sıkıyönetim mahkemesine gitti. yeniden yargıladılar erdal ereni... tekrar idama mahkum edildi. temyiz edildiği için tekrar bize geldi. yaptığımız inceleme sonunda 28 ekim 1980de kararı tekrar bozduk. askeri yargıtay başsavcılığı kararı onayın diye bize göndermişti ama biz, kararı yine yetersiz bulduk.
kararı 2nci kez bozunca yasaya göre başsavcılık, kendi tebliğnamesine aykırı karar çıkınca itiraz hakkı olduğu için itiraz etti ve dosya, daireler kuruluna gitti. 15 kişilik heyette, 2 muhalif üyenin oyuna karşı 13 üyeyle kararı onadılar. hakkı erkan ve erdoğan başhekim adlı üyeler bu karara muhalifti. çünkü erdal eren asılmasın, en azından ceza kanunundaki 59uncu takdiri tahrir sebebi, yani kendi takdirini kullanarak idam cezasının müebbete çevrilmesini istediler. ama olmadı.
ben idam kararına karşı çıktım. çünkü erdal eren, ifadesinde diyor ki; inzibat askerleri üzerime doğru gelirken panikledim ve ateş ettim. askerlerin hepsi benim hedef menzilim içindeydi. yedek şarjörüm, tabancamda daha 5 tane mermi vardı. eğer öldürme kastıyla hareket etmiş olsaydım, bunların hepsini kullanırdım. askerler üzerime gelince ben gelişigüzel ateş ettim diyor. burada çok hassas bir nokta var; vurulan erin cesedinden çıkarılan mermi çekirdeği ile sanığın tabancasından çıkan mermi çekirdeklerinin doğru dürüst mukayesesi yapılmadı. olay yerinde iki tabancaya ait boş kovanlar bulunuyor ama onların adli tıpa gönderilip mukayesesi yapılmadı. eri vuran kurşun, yüzde 100 erdalın tabancasından çıktı diye bir şey yok dosyada. çünkü incelenmemiş.
en önemlisi; erdal eren, girdiği bir evin bahçesinde sinmiş bir yere. askerler geliyor. elinde de kendi tabancası var, gelişigüzel ateş etmiş. diyelim ki gelen askerleri hedef gözeterek ateş etti. üzerine gelen askerlerden biri öldüğüne göre göğsünden yara alması lazım. halbuki vurulan asker sırtından vurulmuş. bu durumu avukat niyazi ağırnaslı duruşmada söyledi ve bir provokasyon olabilir dedi. benim vicdani kanaatim, provokasyon vardır ya da yoktur diyemem ama yüzde 100 erdalın tabancasıyla vurulduğuna dair kesin delil yoktu. o nedenle ben iki defa kanaati bozdurdum. benim görüşüm doğrultusunda yargıtay 3. dairesi, ama daireler kurulu da 2 muhalif üyeye karşı onadı.
erdal erenin yaşı tutmuyordu, 18 yaşında değildi. röntgen çektirip kemik kalınlıklarına göre bir rapor hazırladılar ve 18 yaşında dediler. onun inandırıcı olduğunu sanmıyorum. adli tıpta adam röntgeni çekiyor ve yaşı 18 diyor. tarafsız mıdır? nereden bileceğim o ortamda.
çocuk ben eğer askerlere karşı hareket etmiş olsaydım. hepsi benim atış menzilim içinde. paniğe kapıldım ateş ettim diyor. bir sürü insan geliyor ama o ateş etmeyi durdurmuş. bütün ifadelerinde benim bu eylemimden dolayı zekeriya önge ölmüşse, buna ben neden olmuşsam çok üzüntü duyuyorum diyor. her noktada, her duruşmada söylüyor bunu. bu üzüntü ifadesi yargılama esnasında takdiri hafifletici sebeptir.
12 eylül 1980de kenan evren ve kuvvet komutanlarının yönetimde işbaşına gelmesiyle anayasa yürürlükten kaldırıldı. biz, yargıtay mahkemesi olarak anayasaya göre kurulmuş kuruluşlarız. anayasa ortadan kalktığına göre işlevimiz kalmadı. asker yönetime el koyduktan sonra istifaları ve emeklilikleri durdurdu. 12 eylül harekatını beğenmeyenler ayrılıp gidebilirdi. buna mani olundu. 1981 ağustosunda ayrılmak isteyenler için 15 günlük bir süre tanıdılar. ben ve 17 arkadaşım ayrıldık. benim yaş haddime 8 sene vardı ama erken emeklilik istedim. anayasa olmadığı için emre göre görev yapmam gerekiyordu. onu da ben kabul edemezdim, atatürkün okullarında yetişmiş bir aydın olarak. isteğe göre karar vermek durumundasın demektir o zaman. anayasa yoksa, garantin de yok demektir. eğer emre göre karar vermek istemiyorsan yapılacak olan iş ayrılmaktır. emirle hakimlik olmaz. açıktan kimse emir vermedi. ama hissediyorsun, rahat olmuyorsun karar verirken.
askeri yargıtay daireler kurulunun 2ye 13 oyla idam edilsin kararını, kenan evrenin başkanlık ettiği 5 kişilik konsey de onayladı. eğer konsey, kararı bir hukukçuya dikkatlice tetkik ettirseydi, iki üye neden muhalif kalmış; doğru mu yanlış mı yapıyoruz diye incelettirselerdi idam ettirmeyelim diyebilirlerdi. bu yapılmadı. o hengamede çalakalem gitti. idam edildiğinde çok üzüldüm. bence haksız yere idam edildi.
emekli hakim albayın itirafları, aslında söze gerek bırakmıyor.
"şunu bilmenizi ve kabul etmenizi isterim ki,
sizin binlerce evladınız var.
bunlardan daha niceleri katledilecek,
yaşamlarını yitirecek; ama yok olmayacaklar.
mücadele devam edecek ve onlar mücadele alanlarında yaşayacaklar."
daha 17 yaşındaydı, onun da hayalleri vardı. illa dünyayı kurtarmaktan bahsetmiyorum sinemaya gitmek mesela, çocuk sahibi olmak ya da öğretmen olmak. ama o kendince tam bağımsız bir Türkiye için mücadele vermeyi seçti. iyi mi yaptı, kötü mü yaptı tartışılır ama bedeli hem onun için hem türkiye'nin hukuk düzeni için ağır oldu. nitekim 17 yaşındaydı ve koskoca türk halkının gözünün içine baka baka idam edildi. kısaca erdal eren, sezen aksu'ya şu dizeleri yazdıran bakışlara sahip talihsiz geçti;
Bir söz bitişi gibi son buldu sevişler.
Bir yaz güneşi gibi eritir bu terkedişler.
Bir an duruşu gibi ömrün bitişi gibi,
Veda ederken aşk ateşi gibi söner iç çekişler...
Amman amman yandım amman
Acı yüzler kurşun gibi izler
Son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda. **
bugün 17 yaşında klavye başında onu eleştirenler hatta ve hatta idamını destekleyenler gibi yapmamış, 17 yaşında inandığı mücadele uğruna, daha yargılanması bitmeden, savunma yapmasına doğru düzgün izin verilmeden katledilmiş insan...
"büyüyüpte 17 ne geldiğine baban sana idamlar alacak"...
29 sene önce bugün eli kanlı, ağzı salyalı sözde devlet yetkililerince, üstelik henüz 17 yaşında olduğu için bir de yaşı büyütülerek, katledilen devrimci. her daim 17 yaşında kalacak olan, son bakışı yüreklerimizi dağlayıp sessizce değil arslanlar gibi giden koca yürekli küçük çocuk. sen bizi buralarda bırakıp gittin, biz bu utanç içinde boğulduk. bizi affet; seni katledenleri başımıza devlet adamı yaptık, hesabını soramadık.
12 Eylül öncesi çıkan bir olayda er Zekeriya Önge'nin öldürülmesi suçuyla 17 yaşında olmasına rağmen idam edilmiş Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği üyesi genç. Nitekim yazık olmuştur fakat burada hiç bahsedilmeyen ve unutulan bir genç daha vardır. Nedense ondan hiç bahsedilmez o da gencecik bir fidan olmasına rağmen. O da vatani görevini yaparken can veren er Zekeriya Önge'dir. Daha 20 yaşında henüz birkaç aylık askerdiği hayatını kaybettiği sırada. Ama bir ideolojiye bağlı olmadığı için masum bir Türk genci olduğu için hiç kimse hatırlamaz.
Er Zekeriya Önge'yi Erdal Eren'in öldürmediği sıkılan kurşunun yakın mesafeden atıldığı söylenmiştir. Fakat Erdal Eren'de ölümünden 16 saat önce Savaş Ay'a verdiği röportajda Er Zekeriya Önge'yi vurmak için ateş ettiğini fakat kendisinin vurmadığını söylemiştir. Evet idam edilmesi doğru değildir ama neden ateş etmiştir acaba?
12 Eylül Darbesi öncesinde bir askeri inzibat erini öldürdüğü gerekçesiyle hüküm giyen ve asılarak idam edilen biridir, Daha 17 yaşındayken asıldı Erdal.. çelimsiz,olgunlaşmamış vucudu ve olgunlaşmış düşünceleri ile veda etti bizlere..Erdal eren sadece Sinan Suner in öldürülmesini protesto etmek için düzenenlenen gösteriye katıldı ve gözaltına alındı..
--spoiler--
Gösteri sırasında çıkan çatışmada er Zekeriya Önge'yi öldürdüğü iddiasıyla tutuklanan Erdal Eren, yargılanarak 19 Mart 1980 tarihinde idama mahkum edildi. Milli Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan karar, 13 Aralık 1980'de Ankara Merkez Cezaevi'nde infaz edildi.
Erdal idam edilmeden 16 saat önce kendisini ziyaret eden gazeteciler Savaş Ay ve Emin Çölaşan'a, "avukatıyla görüştürülmediğini, 18 yaşının altında olmasına rağmen idam edilmek istendiğini, yaşının 18'den küçük olduğunu tespit edecek olan kemik testi yapılması talebinin kabul edilmediğini, vurduğu söylenen jandarma erine çok uzaktan ateş açtığını ama otopside yakın atışla öldüğünün kanıtlandığını, kendisini ibret olsun diye asacaklarını ve ölümden korkmadığını"söyledi
--spoiler--
sözleri Aysel Gürel 'e, bestesi Onno Tunç 'a ait sezen aksu tarafından seslendirilen Erdal için yazılmış bir şarkıdır. sözleri;
Son Bakış
Bir söz bitişi gibi son buldu sevişler
Bir yaz güneşi gibi eritir bu terkedişler
Bir an duruşu gibi ömrün bitişi gibi
Veda ederken aşk ateşi gibi söner iç çekişler.
Aman aman yandım amman
Acı yüzler kurşun gibi izler
Son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda
suçlu olup olmaması asılması açısından zerre kadar önemli olmayan, asılması insanlık suçu olan insan. on yedi yaşında asılan insan. hâlâ çıkıp "ama o da ebelebebele" diyenler var. huuuuu, alooooo on yedi diyorum, daha on yedi on yedi on yedi...