erasmus

    5.
  1. sevgiliyi alıp macaristan'a götüren zikindirik organizasyon
    30 ...
  2. 198.
  3. Bütün Türk erkeklerinin bu vasıta ile polonya'ya gitmesini dilediğim oluşumdur.

    Sevgili kardeşlerim, orada götü kalkık kız yok. Tripcan kız yok , tam istediğiniz gibi van nayt sitent hatunlar var. hatun dediğimde bildiğin burada evine posterini astığın hanımefendilerden. Böyle bir hayat yaşamak isteyenler, özgüven tatmini için Polonya'ya gidebilirler. Ayrıca, orada içki, gece hayatı vs. de sudan ucuz. Bu yolla aslında ülkemizde bizi yerden yere vuran kadın milletinden ne yapabiliyor muşuz? hırsımızı alabiliyor muşuz.

    Diğer yönden bakmak gerekirse, sakın ola ki türkiye de olduğumuz gibi ne yapmıyoruz? mal gibi aşık olmuyoruz. hatunlar çok avrupai bugün seninle yarın bir başkasıyla. Neymiş? Bir başksayıylaymış. Zaten sürecin sonuna doğru "bizim türk kızları gibin yok agaaa" muhabbetine dönüyor olay. Ne oluyormuş? dönüyormuş.

    Zaten kim ne derse desin bu programla gitmenin Türk bakış açısıyla anlatımı bu. Gittiğimde de genel olarak bunu gördüm. Ama ben genelde hep tiyatro hep opera yani. Eski bina fotoğrafıdır, müzelerdir. Öyle geçti erasmus.

    Kız arkadaşlarım da tavsiye isterlerse bir kaç bişi sölemek isterim. Eğer polonya ya giderseniz, yakışıklı leh yok. Allahü teala hatun kişilere geçtiği torpili, erkeklere geçmemiş. Oraya giden kızlar, böyle bir şey beklemesin. ha şu açıdan iyi oluyor tabi, türklerin aslında ne kadar yakışıklı olduğu hatırlanıyor, eski sevgililer aranıyor falan. Ne oluyormuş? eski sevgililer aranıyormuş. Bunun dışında da arkadaşlar bir izlenimim daha var. italyanı, ispanyolu ne bileyim portekizlisinin bizim türk erkeklerinden farkı yok. Ama adamlar kaş alıyorlar, kıl alıyorlar, efendime söyleyeyim sportifler. Ve ilişkilerinde biraz daha profesyoneller. Kıskançlık duygusu sanırım sadece türk erkeklerinde bulunan bir şey, bir gün müzedeyim(!) yoksa opera mıydı? Neyse, bir ispanyol arkadaşın aşık olduğu kız arkadaşıyla sohbet etme imkanı buldum , aradan çok zaman geçmedi, operadan sıkıldık bizim ispanyolun kız arkadaşıyla baleye(!) gittik. Böyle yani.

    Ama bizim türk kızlarındaki akdeniz erkeği hastalığı üzüyordu beni. Yani akdenizse en kralı Türkiye'de var diye biliyorum ben.

    Neyse efendim, okuduğunuza göre eksileri almaya başlayabiliriz . Ne yapmaya başlayabilir mişiz? Eksileri almaya başlayabilirmişiz. Haydi bakalım. Benim eyyorlamam bu kadar.
    40 ...
  4. 46.
  5. 3-5 tane gariban ispanyolu eğitim öğretim niyetiyle ülkelerinden alıp adapazarına atan program.*
    27 ...
  6. 6.
  7. şu anda almanyada eğitim görmemi sağlayan arkadaş canlısı program....
    edit: Hayatımın içine etti!
    17 ...
  8. 173.
  9. eğitim açısından öğrenciye zihin açıcı ufuklar katan program !

    fransa'ya gidecekler içindir aşağıda yazılanlar ! (bkz: fransa/@la paz)

    fransızlar nasıl? milliyetçiler mi dedikleri gibi?
    fransa'nın insanları biraz değişiktir. gezmeyi, kültür işlerini severler. patisserie kültürü yaygındır fransa'da. fransa'ya gidecekler, fransızca bilgisi olmadan bu ülkeye gelmemeye dikkat etmelidir. ne yapıp edin, kıyısından köşesinden fransızcanız olsun, o sizi götürür epey. fransızlar dinlemeyi seven insanlar (ama kültürlüleri). size samimiyet çizgisinde yaklaşıyorlar. faşist değiller ama kültürlerine sahip çıkmayı seven bir halk genel olarak.

    fransızlar ingilizce konuşmayı tercih etmiyorlarmış. doğru mu?
    genelde evet. gideceğiniz üniversitenin dış ilişkiler ofisinde derdinizi fransızca anlatamıyorsanız, ingilizcenizi devreye sokabilirsiniz. bu konuda yardımcı oluyorlar. bankada, postanede, belediyede ingilizce tabelalar hemen hemen hiç yok gibi. dediğim gibi fransızcanız olmalı öyle ya da böyle. ingilizce eğitim veren bir fransız üniversitesine giderseniz, durum ayrı tabi.

    dersler nasıl işleniyor peki? zor mu?
    gittiğiniz üniversitede ders değiştirebilme, istediğiniz ders saatinde derse girme şansınız var. çoğu fransız üniversitesi böyle bir olanak tanıyor. fransızca anlatıldığı için ilk başlarda dersi kavrama noktasında zorlanma yaşayabilirsiniz ama bir süre sonra alışmakta güçlük çekmezsiniz. eyvah dersten kalacağım duygusu gelmesin aklınıza. kaldığınız günleri en güzel ve faydalı şekilde değerlendirmeye çalışın ve mutlaka program yapın.

    öğretmenleri nasıl? yardımcı oluyorlar mı? ödev?
    yurt dışından geldiğinizi bildikleri için seviyenize göre size bir tutum sergiliyorlar. ödevler istiyorlar sizden, çeşitli projeler. bunları yapıp (yardım da alabilirsiniz) teslim ediyorsunuz. notlarınızı almaya çalışın. sınıf ortamı size yabancı gelebilir, zira kolay kolay kaynaşmayı pek sevmiyor fransız ve diğer yabancılar.

    orada nasıl para çekeceğim? ne kadar param kalmış, nasıl takip edeceğim bakiyeyi?
    yurt dışına çıkmadan önce türkiye'deki 'visa, visa electron, master card' gibi ibareler bulunan kartları kullanabilirsiniz. çekeceğiniz banka (atıyorum bnp paribas, credit agricole), siz her bankadan para çekişinizde komisyon alacaktır az bir tutar da olsa. paranızı ona göre çekebilirsiniz. para bakiyesi takibinde ise , türkiye'deki ilgili bankayı arayarak şifre istemeniz yerinde olacaktır.

    devlet yurtları (crous) nasıl peki? hijyenik mi?
    chambre privée(özel oda) ve chambre traditionnelle(normal oda) diye ikiye ayrılıyor. çeşitli crous kurumlarına göre değişebilir. masa, sandalyeler, lamba, yatak, kitaplık, kıyafet dolabı, lavabo, çöp kutusu vesaire bulunmakta. mutfaklar, her katta bulunmakta. öğrencilerin kullanımına açık. yaptığınız kontrat 6 aylık ya da senelik oluyor. odayı nasıl teslim aldıysanız, o şekilde geri vermenizle komisyon ücretini çıkarken geri alabiliyorsunuz. gittiğiniz bölgeye prosedürler değişebilir. hijyenik. devlet yurtları karma.

    ortam nasıl? çok fazla eğlence, etkinlik oluyor mu?
    oldukça fazla. mail kutunuza iki günde bir bakın. erasmus etkinlikleri oluyor. facebook, twitter üzerinden de organizasyonları takip edebilirsiniz. tanışma, kaynaşma amaçlı olduğu için oldukça dolu bir ortamları oluyor. gidin, bir şey kaybetmezsiniz. asla bir yabancı gibi durmayın. türkiye'ye karşı olan ön yargılarını duruşunuzla kırın.

    alışveriş? kitap? mağaza? yemek?
    araştırmacı ruhlu olun. fransa'da bakkal kültürü yok! çok az! onun yerinde supermarché'ler var! bunu aklınızdan çıkarın! 'müslüman'sanız, alacağınız ürünleri tek tek okumak zorundasınız. zira çoğu üründe domuz yağı bulunmakta. ama 'helal et' bölümleri var, fransa'da müslüman kesimi de yaşadığı için bu bir kolaylık. oradan da alın. yabancı bir ülkede olduğunuzdan ve aklınız hazır uçmuşken tereddüte düşmeyin, yumurta helaldir. * kitaplar genelde ucuz, orta derecede fiyatlar 50 euro'ya 5-15 arası kitap alabilirsiniz. mağazalarda güzel hediyelik eşya kısımları, kafeleri, restoranları, giysi bölümleri var. indirim günleri oluyor, kaçırmayın. pazar günü bütün avm'ler kapalı! cumartesi günü öğle vakitlerine kadar çalışıyorlar.

    telefon? ailemle nasıl görüşeceğim, türkiye'deki arkadaşlarım?
    msn, skype dışında görüşmek istiyorsanız; fransa'ya gelmeden önce kullandığınız operatörü uluslararası kullanıma açtırırsanız sorun olmuyor, fransa'ya geldiğinizde ilgili operatör transferi sağlanmış oluyor. fransa'da orange, buygues, sfr gibi çeşitli operatörler var. oradan gidip hat alabilir, uluslararası görüşme tarifeleri uygun olan operatörleri de seçebilirsiniz. o zaman türkiye ile görüşme yapabilirsiniz. bunu dışında telefon kartları var 5-7 euro arasında. kontörlü. o kartlar ile de görüşme yapabilirsiniz.

    merci pour votre écoute!
    15 ...
  10. 7.
  11. 232.
  12. birisi kız arkadaşıma erasmus ile mekke'ye gidemeyeceğimi anlatabilir mi?
    12 ...
  13. 8.
  14. kodumunun not ortalamasına sövme sebebiniz olabilir. "bok vardı da buradaki partilere filan takıldık mına koyum. evropa hayatını kaçırdık iyi mi?" diye kendi kendinizi yersiniz.

    gerçi sonradan düşüncelerinizi değiştirebilecek bir potansiyele de sahip olabilir. hayvani ingilizce'niz ve mülakattaki "haşarı ama dolu" öğrenci profiliniz bi boka yararsa "ohhh, ne iyi etmişim de türkiye'nin de anasını ağlatmışım." diyebilirsiniz.

    velakin, güzel bi şeydir bu erasmus. hayat ne tuhaf farklı ülkeler falan...
    11 ...
  15. 367.
  16. Bu program hakkında "orgasmus ya mehehe" falan diyen dalyarakları tutup siklerinden tavana bağlayacaksın. Amına koduğumun amsalakları sizi.

    Arkadaşım insanlar dil öğrenmeye, medeniyet görmeye falan geliyor avrupa'ya, benzer amaçlar için geliyor, insan muamelesi görmek, insan olduğunu hatırlamak, kimisi de özgürleşmek, uzaklaşmak için geliyor, kimisi kariyerine olumlu etkisi olur diye geliyor falan filan. Ha senin gibi am için binlerce kilometre yol kat edenler yok mu tabii ki var, ama senin vizyonunun 250 gram olması başkalarının da öyle olduğu anlamına gelmiyor, tamam mı yarrak kafa?

    Yılda 300 bin kişinin yer değiştirdiği hareketlilik programını sekse indirgerken utanmıyorsunuz, bari şuraya ya da başka yerlere yazarken utansanız biraz, ağzının ayarını siktiklerim.
    12 ...
  17. 277.
  18. gidenler üzerinde pis bir etki yapan öğrenci değişim programı. istisna yaratan ve programın hakkını verenler elbette vardır, ancak program katılımcılarının davranış eğilimlerini şöyle sıralayabiliriz;

    1- sebze ve meyve fiyatlarını sürekli bir şekilde kıyaslamak, bunu her şekilde anlatmak, ülkemizin cennet olduğunu betimlemeye zorunlu olduğunu hissetmek ve tabii ki o fiyatlardan ötürü fast fooda yönlenmek, sonunda kilo üzerine kilo almak.

    2- partilere katılmak. hep eğlenmek, çok eğlenmek. içmek, sevişmek. sosyalleşmek. ancak sosyalleşmenin oranın yerel halkı ile değil de, aynı program için gelen diğer ülkenin öğrencileri ile olması. sonunda gidilen ülkenin insanlarına dair pek de birşey öğrenemeden geri dönmek.

    3- msn ve facebook iletilerine gidilen ülkenin dilinde iletiler yazmak. ancak o listelerde hep türk arkadaşların olması ve kimsenin bişey anlamaması.

    4- her fırsatta kıyaslamaya girmek. oradayken türkiyeyi, dönüldüğünde o ülkeyi anlatmak. hep anlatmak. insanı bayıltmak.

    5- burada kalmanın bir yolunu bulacağım demek, ama asla bulamamak ve tıpış tıpış geri dönmek.

    6- o diğer ülkelerden gelen insanları, kendi ülkelerinin bir temsilcisiymiş gibi algılamak ve tek kişi üzerinden yorum yapmak. aynısı ona yapıldığında sinir krizi geçirmek.

    7- es kaza fransa, ingiltere gibi ülkelerden birileriyle tanışmışlarsa hep onları anlatmak, ancak doğu avrupa ülkelerinden edindikleri arkadaşlarını es geçmek.

    8- sürekli bir şekilde seks muhabbeti döndürmek. bir süre sonra abazanlık seviyesine gelmek ama bunu anlayamamak. cinsel cazibenin merkezi olduğu konusunda sürekli imalarda bulunmak.

    9- medeniyetten bahsetmek. kahve amcası gibi her cümlenin başına ''avrupa'da böyle birşey yok '' ön eki getirmek. ancak bu yorumun her daim siyasetten uzak olması, hep kaldırımların temizliği ve trafiğin düzeni gibi konularla sınırlı kalması.

    10- sudan bahsetmek. su yerine soda/bira/viski/kola/vs. içiyorlar demek. insanların buna şaşırmalarını beklemek ve sit comlarda olduğu gibi şaşkınlığın yaşanması için karşı tarafa süre tanımak. es vermek.

    11- bir önceki maddede olduğu gibi, onların türkiye'yi nasıl gördüğünü anlatmaya çabalamak. onlara fesle gezmediğimizi, ülkemiz topraklarının develerin habitatı olmadığını anlattığını belirtmek. tabii ki es vermek.

    12- gidilen ülkede makarna sosu öğrenmek. o sosun da mutlaka şarapla yapılıyor olması.

    13- gittiği üniversitede nasıl da zorlu bir eğitim süreci olduğundan, buradaki hocaların herkesi geçirdiğinden dem vurmak. hele ki ders bırakmış bir öğrenci iseniz yandınız.

    14- genelde küçük yerlere gitmek, ancak oradan avrupa genel profili çıkarmak.

    15- dönüşte buradaki arkadaşlarla içmek istemek, ancak gece boyunca sıkılmak. oranın köyünde bile bundan daha iyi barlar var demek, sürekli bar ve gece hayatı tasvir etmek. sanki şehri planlayan insan sizmişsiniz, o yavanlığın sebebi sizmişsiniz gibi psikolojik baskı yapmak.

    başta da belirttiğim üzere, istisnalar elbette vardır,onlara diyecek birşey yok, ancak genel anlamda erasmus anısı dinlemek, asker anısı dinlemekten daha da beterdir. çünkü askerlik olayı, bireysel tercihlere değil de, ortamdaki değişik insanlara endekselirken, burada işin içine içki ve seks gibi unsurlar girdiğinden, karşınızda çılgınlığın kitabını yazan bir insan vardır. dikkatli olmalı, ona usulca yaklaşmalısınız.
    8 ...
© 2025 uludağ sözlük