ikinci sezonu şıkır şıkır olmuş. cem ağabey döktürmüş yine.
2024 yılında, Kumburgaz'daki evinde röportaj veren erşan kuneri'nin ağzından dinliyoruz hikâyeyi bu sefer. ilginç bir fikir.
Ayrıca geçmişe yönelik yaptığı göndermeler çok hoşuma gitti.
Örneğin 1980 darbesi döneminde birçok çekilmiş, vizyona girmeye hazır porno filmin Haliç kıyısında yakıldığını ya da suya atıldığını okumuştum. Doğruymuş galiba, erşan'da 'ayda sevişenler' filminin çekildiğinden fakat sonra negatiflerin yakıldığından bahsediyor.
ikinci bölüme kadar izleyebildim. devamına da bakacağım.
her kısım kendi başına bir bütün. değindiği her konudaki "müesses nizam"ı (establishment) felaket tiye alıyor. bunu yaparken de kimsenin gözünün yaşına bakmıyor. örneğin: yaşar kemal'in 1955 yazdığı teneke isimli roman ile "kooperatif kemal" in verdiği mesaj aradan geçen 67 yıla rağmen çok güncel.
küçüklüğümüzden aşina olduğumuz masal tarzı anlatımı, saçmalık dozu arttıkça kıssadan hisse dozu da artan iğneli fıçı kıvamında. cem yılmaz yine yapacağını yapıyor.
Beğendim demeye korkuyoruz çünkü zorla yok beğenmedim yok 3. Bölümde kapattım demeni istiyorlar. Bence keyifliydi. Merve dizdarın sahnelerinde eski eşinin çıkmasına çok güldüm, seyyal iyiydi.