italya nın, 1911 yılı ekim ayında trablusgarp a girmesi akabinde osmanlı için daralan sınırlardan sonra gerçekleşmesi elzem hale gelen hadise.
savaşın devamı adına silah, cephane, para ve gerekli lojistik destekten yararlanma ihtiyacı hisseden osmanlı birlikleri, belirli bir süre mısır, hindistan, afganistan ve tunus tan yardım almıştı ancak taşıma suyu ile değirmen dönmeyeceği gerçeği ile bir hal çaresine bakma yoluna koyulmuşlardı. böylece, devreye giren enver paşa, halifenin damadı olması hasebiyle kazandığı nüfuzu kullanarak adına para bastırmış ve tedavüle çıkarmıştır. 125 * 73 mm boyutundaki " enver suavi " mahlaslı banknot arapça ve türkçe yazılmıştır.
ben kumandan mıyım, bankacı mı, yoksa muhasebeci mi ? ama işte hepsini yapıyorum. hatta bir para değiştirme usulü ve bürosu kurduk. bozuk para kıtlığına çare olmak üzere kağıt para bastırdım. değeri türkçe ve arapça olarak belirlenen paranın üzerindeki şekil benim mührümden başka bir şey değildi. arapların bu parayı altın ve gümüş para ile eş tutmaları gururumu okşuyordu.
enver paşa'nın egoist olduğunu bir kez daha kanıtlayan hadise. eğer kendini bu kadar düşünmeseydi belki de ülkeyi kuranlardan biri olacaktı. hep lider olmak istedi hep.
Bastığı yıl 1911 dir yani italya işgali altındadır... padişah yerine kendi adına bastırmıştır. çünkü işgal edilmiş bir ülkede sadece yerli halkı örgütleyerek direnmektedir ve padişahın suretine karşı işgal altında halel getirmemiştir. fakat diğer yandan da para egemenlik demektir. padişah'ın işgal ülkesi ile diplomatik ilişkileri sebebi ile türetilmiş çözümdür... ağzı olan konuşuyor hadisesine dönüşmüş meseledir. enver kadar başınıza taş düşsün bedduasına sebep olacak yanlış anlamalara da mahal verebilmektedir. islamcıtrak dangozların saldırdığı hadisedir fakat bilmezler ki, enverin kurduğu ordunun islam ordularıdır....