Son dönemde yeni bir akım başladı. Gramajı, boyutu, hacmi düşürüp fiyatı aynı tutmak.
Mesela ekmeğin fiyatı değiştirilmedi, ama gramajı azaltıldı. Filiz makarna fiyatını değiştirmedi ama 350gr.lık paketleri piyasaya sürdü (normalde 500 gr olmalı). Ülker kare çikolatalarını küçülttü ama fiyatı değiştirmedi.
Böyle böyle çok yapmaya başladılar. Peki böyle yapınca enflasyon artmamış mı oluyor? Kimi kandırıyorlar?
hangi kalemden neye dayanarak bu kadar zam yapılıyor ? peynire %50 zam gelmiş %50 lan bu ney ? hükümet bizle dalga mı geçiyor ? bu sene %20 ye yakın oranda fakirleşti alt zümre.
Bugün televizyonda 1991 tarihli bir açık oturum programı izledim. Necmettin erbakan, Doğu perinçek, Süleyman Demirel, Erdal inönü, mesut yılmaz, Bülent Ecevit enflasyon nasıl düşer diye konuşuyordu. Ama böyle kanlı bıçaklı birbirine sayar söver gibi değil. Sanki böyle samimi arkadaşmışlar gibi. Lan ne güzel yıllarmış.
2 hafta önce kilosu 34 tl olan 1 kilo tereyağın güncel fiyatı 46 tl dir ancak bu enflasyona örnek değildir. Sadece fiyat ayarlamasıdır, dış güçlerin oyunudur.
Tanımı: Enflasyon, fiyatlar genel düzeyinin sürekli ve hızlı olarak yükselmesi olarak tanımlanabilir. Enflasyon, fiyatlar genel düzeyindeki devamlı bir artış sürecinin yanında paranın değerindeki sürekli bir düşmeyi de ifade eder. Enflasyon ekonominin ciddi bir sorunu olarak ortaya çıkar. Enflasyon ekonominin sorunlarının artmasına ve ekonominin bozulmasına neden olabilir.
Ortaya çıkışına neden olan etkenler göz önüne alındığında enflasyon, talep enflasyonu ve maliyet enflasyonu diye ikiye ayrılır.
- Talep enflasyonu: Üretilen mal ve hizmetler, tüketici talebini karşılayamadığı zaman talep artışından dolayı fiyatlar artar. Talep enflasyonu üretimi artırıcı tedbirler veya toplam talebi azaltıcı tedbirler alınarak çözümlenebilir.
- Maliyet enflasyonu: Herhangi bir nedenle üretimde kullanılan kaynakların fiyat artışları üretim maliyetlerinin yükselmesine, maliyetlerin artması ürün fiyatlarında artışa neden olacaktır. Fiyat artışları toplam talebin azalmasına neden olacaktır. Talep düşüşü piyasalarda durgunluğa neden olur. Enflasyon ile ekonomik durgunluğun aynı anda yaşanmasına stagflasyon denilmektedir. Maliyet enflasyonu genellikle ithalatı yüksek ülkelerde görülür.
Ekonomilerde enflasyon istenmeyen bir olgudur. Kaynakları kıt olan ve nüfusu fazla olan ülkelerde daha fazla görülmektedir. Çünkü kıt olan kaynakların daha fazla tüketiciye paylaştırılması önemli bir sorundur. Enflasyonla mücadelede başarı sağlayabilmek için, enflasyonun nedenlerini bilmek yerinde olacaktır. Enflasyonun nedenleri olarak;
- Ülkeye karşılıksız olarak dış piyasalardan giren para, altın, döviz miktarının artması,
- Ülkedeki toplam harcamaların toplam gelirlerden daha fazla olması,
- Üretim miktarının çeşitli nedenlerle azalması,
- Üretim faktörlerinin fiyatlarındaki artışların fazla olması,
- Tedavüldeki para arzının artması,
- Teknolojik yenilikler, yapısal bozukluklar veya yetersizlikler sayılabilir.
Enflasyonu önleyebilmek için öncelikle enflasyona neden olan yapısal sorunların çözülmesi gerekmektedir. Bunun için devletin, firmaların ve tüketicilerin üzerlerine düşen görevleri yerine getirmeleri gerekmektedir....
Ak parti iktidara gelmeden önce % 80 lerden aşağıya inmeyen canavar.
Harbiden haa! O zamanlar enflasyona canavar diyorlardı. Herkes sorumluluğunu bilsin ve bu canavarı uyandırmasın. Yoksa cebinizdeki akıllı telefonlarınızı, yollara sığmayan lüks araçlarınızı çöp eder.
Enflasyon şubatta yüzde 0,81 artışla piyasa beklentisinin üzerinde gerçekleşirken, yıllık enflasyon yüzde 10,13 ile uzun bir aradan sonra ilk defa çift haneye çıktı.
çift haneli rakamlara geçilmiş durumda.
petrol ucuzken gelişmekte olan ülkelere para akıyorken enflasyon tek hanelerde seyrediyordu.
tüik enflasyon sepetinde değişikliğe giderek, sepetteki bazı ürünleri kaldırarak yerlerine daha az artış gösteren ürünleri koymuştu.
sırf bu rakam gelmesin diye.
piyasayı kandıramazsın arkadaş. piyasa seni kandırır ama sen onu henüz kandırabilecek güçte bir ekonomi değilsin. ekonomik belirsizliğe işaret eden her siyasi ekonomik hamle yatırımcıyı ürkütür.
yabancı sermaye alacağı faizden düşülecek enflasyonu öğrendiğinde ürker. %8 politika faizinden %10.13 enflasyonu çıkardığımızda kalan -2.13 faiz.
eksi faiz veren babayiğit bu ekonomik gidişatı bakalım nasıl toparlayacak.
2001'de küresel ekonomik kriz olmaması dünyanın dört nala koştuğunu göstermez. Ona bakarsan dünyada şu anda da bir kriz yok ama biz yine krizin ortasında oturuyoruz.
Yuvarlak yuvarlak tek cümlelik genellemeler de bilgisizliğini saklayamaz.
2001 de küresel ekonomik kriz olmadığı halde ,ülke ekonomisine takla attıran ,eco ve taraflarının anlamak istemedikleri kavramdır.
üç rakamlı enflasyon ve faiz değerlerini yaşatan eco ve hükümetini sevip , tek rakamlı faiz ve enflasyon değerlerini yakalamış akp hükümetin de kriz yaygaracılığı yapman basbayağı taassupçuluktur.
2001'de dünya nereye koşuyormuş haberi olmayan (hani söylese de biz de bilsek), ama sırf laf salatalığı yapmak için boyuna anlamsızca konuşanların, hakkında atıp tutmaması gereken kavramdır, onlara üç beden büyük geliyor.
2001 de , dünya nın dört nala koştuğu bir dönemde , ülkeye çok ağır bir ekonomik kriz yaşatan eco ve taraftarlarından öğrenmeme gerek kalmayan kavramdır.
Anlattığım halde hala %80 enflasyonu akp tek hanelere indirdi diyorsun, ya okuduğunu anlamıyorsun (benim kanaatim bu yönde) ya da anlamak istemiyorsun (anlayabileceğine inansam bunu tercih ederdim).
Enflasyonu AKP indirmedi lütfen aynı şeyleri tekrarlatma yukarıdaki entrye bak. ikincisi dünyada her şeyin bu kadar AKP lehine olduğu bir dönemi öylesine berbat bir şekilde harcadık ki şu anda dünyanın ekonomi açısından en zayıf üç ülkesinden biriyiz, hem de gelişmekte olan ülkelere böylesine piyangoların vurduğu, gelişmiş ülkelerin burnunu krizden çıkaramadığı, hindistan, macaristan, çin gibi bizimle aynı ayarda olan ülkelerin bu ortamdan basiretli bir şekilde yararlanıp bizim fersah fersah önümüze geçtiği, bitmekte olan bu dönemin sonlarına doğru iyice sıçtığımızın resmileştiği bir ortamda akp'nin tek yaptığı yabancı sermayeye evet evet evet diyerek her şeyi satmak, kazanılan paraları da inşaata otoyollara gömmek oldu. ve tüm dünyada enflasyonun eksilere indiği bir ortamda %9larda (dünyada en yüksek enflasyonda hala ilk beş veya on ülke arasındayız) ve brezilya'dan sonra en yüksek faizi veren ülkeyiz.
işte acısı işlerin tersine dönmeye başladığı 2014'ten beri çıkıyor: Finansal alanda bir türlü durulamayan sular, bir türlü kontrol edilemeyen kurlar, üretim olmadığı için ne yapacağını şaşırmış, halkının çoğu hala yoksul bir ülke ve bu on beş yılda bir tek dünya markası bile yaratamamış ama kendini dünya lideri sanan bir parti.
Sen buna başarı diyorsan sen bunu başarı sanıyorsan çok normaldir çünkü vizyonun ve çapın bu kadar, o yüzden şaşırmıyorum sana.
Böyle vizyonsuz biri de anca gitmesinler kalsınlar diyebilir zaten.
AKP gitsin diyorsak bir bildiğimiz var ondan diyoruz; onların bu on beş yıldaki karnesine ABD ingilitere Almanya hani o boyuna aşağıladığınız ülkeler var ya üç yıl bile sabretmezdi.
Anlamıyorsun ki! Senin derdin yüksek enflasyon ve faiz olsa akp nin her iki yılda bir kriz yaşayarak yüzde seksen enflasyon ve faizi sahip bir ülkede bu deeğerleri tek hanelere düşürmesini kabul ederdin. Çünkü akp öncesi hükümetlerin hayalleri, güçlü ekonomili bir Türkiye özlemleri böyle dile getiriliyordu.
Senin derdin yüksek enflasyon ve faiz değil, " akp gitsin " okadar.