ilk durakta inmediğim zamanlar insanları inceleyip acaba şuan ne düşünüyorlar diye kendi kendime eğlendiğim ve kendimi psikolog gibi hissettiğim mekan.
şoför yanındaki tekli koltuğa oturunca gelen his yanında tırttır. ne yer verme derdi var ne para uzatma ne de nasıl inecem stresi. kebap anasını satayım. tak kulaklıkları bak dalgana.
hele yaz ayıysa bir ayağı tekerlek üstüne koyarsın kulaklıkları takarsın camı aralarsınn saçlar camdan giren rüzgarla saçma sapan bir şekilde uçuşur ama o an sanarsınız ki özel bir limuzin sizin için son gaz yolda yardırıyordur. arkayı beşlenince cama yapışmanızla da son bulur ama o apayrı bir konudur.
şöyledir ki herkesin kafası dönük ve seni göremiyorlar ama ya sen? sen öyle mi? hepsinin ense traşlarına bir hakimiyet kazanıyorsun. sen ki bir koğuş ağası, sen ki minibüslerin efendisi. adeta gölgelerin gücü adına.