okula bi konferans için gelmiş ve kendisi hakkındaki olumlu düşünceleri bi anda silmiş kişidir. bir sosyolog olarak inanılmaz önyargılı ve çekilmez bi kişi olduğunu, öğrencilere soruğu, şu konuyu bilenler var mı? sorusuyla gostermis, bilen olsa bile ilk okul öğrencisi gibi kimse el kaldırmayacağı için, konferans sırasında cehalet suçlamasıyla herkesi sinirlendirmiş kişidir.. böyle sosyoloğun sosyologluğun içine ediyim..
son olarak bir söyleşi kitabı yayınlanmıştır bir nefeste okunan ve emre kongarın tecrübelerini özellikle gençlere her yaşta insanlara aktarmıştır. çocukluk gençlik yılları eğitim hayatı ve hayat görüşleriyle okuyuculara gerçekten de yeni ufuklar kazandırır.
geçen haftalarda kuşadası sahillerinde karşılaştığım cumhuriyet gazetesi yazarıdır. adeta bir konuşma geçti ama diyalog mu desem monolog mu desem bilemedim. *
önümüzden geçerken "günaydın!" dedi, ben de hiç umursamadım, kim bu diye yüzüne bile bakmadım adamcağızın. sonra dayanamadı "good morning" dedi. annem de emre kongar'a "günaydın" dedi bu lafı üzerine. tabi jeton ondan sonra düştü. lakin ben ona değil adama üzüldüm. kim bilir ne düşündü. günaydın diyoz iplemiyolar good morning deyince mi anlıyolar dememiş midir? demiştir. saygılar.
son zamanlarda, sosyal oluşumları, temel sosyolojik yaklaşımlarla ilintilemekte güçlükler yaşayan bir sosyoloji profesörü görüntüsü çizmekte, cumhuriyet gazetesi'nde yayımlanan makalesinin bitiş cümlesi bu durumu açıkça gözler önüne sermektedir.
'' Karısını döven adamla, sevgilisini bıçaklayan genç, türban üzerinden iktidarını korumaya çalışan politikacı ve bu olayları toplumsal, siyasal yapıdan kopuk 'tekil' vakalar, 'türban'ı da 'bireysel özgürlük' sayan kafa aynı hamurdan yoğrulmuştur.''
- yani, böylesine bir tespitin üzerine ne demeli bilmemki!
karısını döven adam ya da sevgilisini bıçaklayan genç yalnız türkiyede mi vardır? üstelik bunlar; siyasi iktidarın hatalı tutumu sonucu mu var olmuşlar yada sayılarında ciddi bir artış gözlenmiştir? bu tip olaylar, her toplum için tekil olaylar olarak değerlendirilmez de ne biçimde değerlendirilirler?
tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de çıkıp; kişinin kendi kafasına takacağı nesneyi, bireysel özgürlüğü olarak görmeyen bir sosyoloğa, sanırım karikatüristler yakında huniyi de giydirirler.
1 aydan fazladır dersine girmediğim için bildiğin özlediğim hocam. koyu kemalist imajının aksine, öğrencilerine objektif bakmayı çok iyi öğreten, derslerinde kendi ideolojisinden asla renk vermeyen bir çizgisi vardır. öğretebilmek için çok uğraştığı bir lafı vardır, der ki;
"çocuklarım, dininiz ve milliyetinizle ne övünün ne de yerinin. zira bunlar, başlangıçta asla belirleyemeyeceğiniz iki kavramdır."
bu günkü yorum farkı programında bütün dinlerin demokrasi ile bağdaşabileceğini söyleyerek tadirimi kazanmıştır. yani, sorun din değil, dini anlama biçimleridir. bu çok çok önemli farkı gördüğü için kendisini tebrik ediyorum.
zeki, duyarlı, donanımlı bir sosyolog ve toplumcu aydındır. white house'a 'beyaz saray' demenin büyük bir aşağılık kompleksinin eseri olduğunu söylediğinden beri daha derin düşünmeye sevt etmiş derin insandır.