emrah serbes

entry935 galeri58 video6 ses1
    59.
  1. 58.
  2. behzat ç. nin vücut bulmuş haline döndü şu anda. aslan be. *
    1 ...
  3. 57.
  4. son bomba:
    "garanti bankası'nın genel müdürü kimse onun amına koyum."
    2 ...
  5. 56.
  6. yardırıyor az kalır.
    "bu ak'dumun ntv'si bir kere de gel burcu esmersoy'un programı var, banu güven'in programı var demedi. rüyamda oğuz haksever'i görüyorum lan"
    4 ...
  7. 55.
  8. http://www.livestream.com/fayntenks adresinden canlı yayındadır ve tuborg gold içmektedir.

    aklın yolu bir arkadaş.
    1 ...
  9. 54.
  10. behzat ç.'nin yazarı, afili filintaların afili yazarı, sevdiğimiz bir ağabeyimiz. Ölmemesi için klonlanması gereken adamlardan.
    1 ...
  11. 53.
  12. 52.
  13. eksi sözlük gecesine davet edilip içeri alınmamış senaristtir kendisi daha sonra ''kardeşim almayacaksınız neden çagrıyorsunuz'' tarzında serzenişte bulunmuştur.
    0 ...
  14. 52.
  15. an itibariyle ( gece 03.46) facebook chat'ten afili filintalarda madde 85 ne zaman geliyor abi şeklindeki soruma ''seneye * '' şeklinde bir cevap vermiş yüce kişilik. gececi tayfadan o da, belli.. her yazısında kendine çekiyor adamı, hiç bitmesin istiyorsun-başka bir hikayeye geçmesin istiyorsun. iyi ki varsın üstad.
    1 ...
  16. 51.
  17. facebook hesabında 4 tane ortak arkadaşımız olup, bunlardan 3 tanesinin uludağ sözlük yazarı olması sonucunda "acaba ?" sorusunu akıllara getiren behzat ç. yaratıcısı.
    1 ...
  18. 50.
  19. afili filintalar da yazdığı yazıların mutlaka okunması gereken yazar. kelimeleri dans ettiren ulu insan.
    0 ...
  20. 49.
  21. 48.
  22. gerçekçi, sağlam kurgu ve dil anlatımı olan sadece behzat ç ile anilmayacak kadar kalkiteli olan yazar.
    0 ...
  23. 47.
  24. "iyi kitaplar dışında kimse elimden tutmadı".
    2 ...
  25. 46.
  26. "handanın dizinin dizime değişi onun için bir kelebegin kanat çırpışıysa ,benim için kasırgaydı"
    sözlerinin sahibi,ters olarak ilk erken kaybedenleri okudugum ,kitap cıkarsın diye bekledigimiz yazar.
    1 ...
  27. 45.
  28. iki karışlık mesafede, birbirimizi göremeden uzanmıştık. kaç kişi olduğumuzu bilemeden uzanmıştık o karanlıkta, yanımızdaki ölülerle beraber uzanmıştık. karanlıkta nüfus sayımı şöyle yapılır. yaşayanlar bir sigara yakar.

    emrah serbes
    1 ...
  29. 44.
  30. afili filintalar'da da yazan çok iyi bir genç edebiyatçıdır kendileri.
    0 ...
  31. 43.
  32. ayrıca incisözlük yazarıdır.
    0 ...
  33. 42.
  34. dün odtü'de söyleşisi vardı. çok hoş sohbet ve rahat bir adammış onu gördük. bi de kafası mı iyidi anlamadım ama çok güldürdü bizi sağolsun.
    0 ...
  35. 41.
  36. "hayatta başörtülü kadınlar varsa behzat ç.'de de olacak. cemaatçilik yapıyor diyenler de gerekli cevabı 30. bölümde alacak." demiş olan senaristtir kendisi.

    26 martta telefon numaramı almasından ötürü telefonumu yanımdan ayırmamama sebep oldu, aramadı ama hala, aramaz gibi de, neyse.
    0 ...
  37. 40.
  38. "gözlerini saate diktiğinde, saniye çubuğunu değil de akreple yelkovanın ilerleyişini izliyorsan hayallerin b.ka batmış demektir."
    1 ...
  39. 39.
  40. '' mütevazı hakikatlerin peşindeydim o gece. bilmem gerekmeyen şeyleri öğrenmek istemiyordum. ufak ama kritik bir görev bekliyordum. ajan olmak isteyen bir çocuk gibi. bütün gün soğukta gezmiştim, duygularım donsun diye. küçük dersler almak istiyordum. tepeden bakmayan insanların vereceği mütevazı dersler. çevir aç kapağı kim icat etmiştir? hawaii'de yaşayan etobur tırtıllar nasıl beslenirler? bla bla bla.

    yaşadıklarıma bir hikâyeymiş gibi bakmak istiyordum ayrıca. kendi yaşamıma bir hikâye gibi bakarsam geriye dönüp düzeltme şansım olacaktı sanki.

    sonra o gelmişti biraz mahcup ve çok güzel. yanıma oturup susmuştu. öfke olarak sessizlikler görmüştüm. anlayış ifadesi olarak sessizlikler. kabulleniş olarak sessizlikler. pişmanlık olarak sessizlikler. hayranlık olarak sessizlikler. ama onun sessizliğini çözememiştim.

    '' bütün gün yaşadıklarımı bir ajan raporu gibi yazdım. '' demişti ilk olarak. sonra da bir kâğıt uzatmıştı. kâğıtta şöyle yazıyordu: ''24 tane sigara içti. 6 şişe bira. radyo dinledi. 8 sefer iç çekti. gizlice ağladı, 12 miligram. ''

    sabaha kadar konuşmuştuk orada. çok zarif sorunları vardı. bilekliğinin kapatma yeri sıkışmıştı. ''bazen konuşurken birbirimize dokunuyormuşuz gibi hissediyorum. '' demişti bir ara. ''sanki konuşmuyoruz da sarılıyoruz.''

    sonra bir daha görüşmedik. birbirimize o tarz sorular sormamıştık çünkü. bambaşka bir kafaydı o. herkes birbirini götürmeye çalışırken çalan şarkıları dinleyen sadece bizdik.

    ilk başta tam olarak hissedemediğimiz kırılma anları var. zamanla harap edici duygulara dönüşüyorlar. yaralanmanın sıcaklığıyla ilk anda hissedilmeyen kurşunlar gibi. böyle durumlarda *biraz zaman* her şeyi daha da beter ediyor. bizi yere seren büyük sorunlar olmuyor hiçbir zaman. bizi yere seren evdeki şekerin bitmesi oluyor, kaybolmuş bir kitap oluyor, kesilen elektrik oluyor. ikimiz de yere serilmiştik o gece. öyle bir kafaydı işte.

    şimdi tepelerden aşağı bakıyorum. kara yılanlar gibi kıvrılıp giden asfalt yollara. kayaların arasında, balkondan sarkan çocuklar gibi boşluğa uzanan ağaçlara. sanki köklerinden kurtulup havaya karışmak istiyorlar.

    bazen yine oturuyorum aynı yerde. o geceki tadı yok tabii. kelimelerin gelip benimle konuşmasını bekliyorum. onlar da gelmiyorlar. bazen bir iki fısıltı duyuyorum, o kadar.

    '' aslında o kadar da önemli biri olmadığımızı anladığımızda neden üzülüyoruz ki?'' diye sormuştu o gece. ''bunun temel bir aydınlanma anı olması gerekmez mi? hepimizi önemli insanlar olduğumuza inandırdılar. sonra da çekip gittiler. ''

    sonra da gitmişti. evet. önemsiz insanlar olduğumuzu hatırlamaya yeniden ihtiyacımız var. ''
    1 ...
  41. 38.
  42. '' apartmanın girişindeki lambayı sen mi kırdın bülent? ''
    '' hangisini? ''
    '' otomatik yanan, sensorlu lamba ''
    '' hayır ''
    '' komşu görmüş yalan söyleme. süpürge sapıyla kırmışsın dün gece. ''

    önüme baktım

    ''neden kırdın? ''

    cevap yok

    '' hasta mısın evladım? söyle bana, neyin var, neden kırdın lambayı, yapma böyle... ''
    '' kırdımsa kırdım, ne olacak! çok mu değerliymiş? ''
    '' lamba senden değerli mi evladım, lambanın ..., lamba kim? yöneticiye de dedim, lambanızı s…..! kaç paraysa veririz. sen değerlisin benim için. ''
    '' beni görünce yanmıyordu baba. ''
    '' nasıl ya? ''
    '' görmezden geliyordu, yanmıyordu. kaç sefer yok saydı beni. ''
    '' e beni görünce de, yanmıyordu bazen, böyle el sallayacaksın havaya doğru, o zaman yanıyor. ''
    '' hadi ya! sahiden mi? ''
    '' evet ucuzundan takmışlar. bizimle bir alakası yok. ''

    babama sarıldım. yıllar sonra.

    erken kaybedenler'den
    25 ...
  43. 37.
  44. bugün akm'de olacaktır.ben mi?tabii ki ordayım.
    0 ...
  45. 36.
© 2025 uludağ sözlük