emrah serbes

entry935 galeri58 video6 ses1
    150.
  1. "Hz. Ebubekir islâmı kabul ettiğinde zengindi, bütün malını dağıttı, öldüğünde tek kuruş miras bırakmadı. Hz. Ömer, Mekke;nin on önemli adamından biriydi, sefirdi, başka şehirlerle görüşme olduğunda onu gönderirlerdi, şimdiki dışişleri bakanlığına denk gelen bir mevki. Bu mevkii bıraktı, hicret etti. ilk Müslümanların hepsi mallarını mülklerini bıraktılar, hısımlarını akrabalarını bıraktılar, her şeylerini bıraktılar Medineye hicret ettiler. Şimdikiler Harun geldiler Karun oldular. Kayıkları yoktu gemicik sahibi oldular. Arabanın bagajından gofret dağıtmakla bitmiyor iş. Kurandaki en ağır sözler statükoyu korumaya çalışan din adamlarına söylenen sözler. Statükoyu koruyanlar kim, Ebu Cehil, Ebu Süfyan. Bugün Türkiyede statükoyu koruyanlar kim! Hz. Ebubekir köleleri azat ederdi, şimdi kölelik yasalarını çıkaranlar kim. Bir parça içtihat yetenekleri olsa, bir parça kıyas yapabilseler uykuları kaçar. AKPyi soldan eleştirmek işin bir yönü. Ama bir de bizim bakanlar kurulunu ilk Müslümanlarla mukayese etmek lazım. 15 milyon kişi AKPye oy verdi. Bir parça Müslüman olan adamın uykusu kaçar bu zulümde."
    6 ...
  2. 151.
  3. Yalnız kalmış bir kadının bu durumu çaktırmamaya çalışması kadar hüzün verici bir şey olamaz.

    Emrah Serbes
    4 ...
  4. 152.
  5. -Öğrenciyim.
    -Bugün ne öğrendin?
    -italyanca seni seviyorum demeyi.
    -italyan bir sevgilin mi var?
    -Hayır, ispanyol dilinde okuyan bir kız var.
    -Niye ispanyolcasını öğrenmedin o zaman?
    -Bütün dillerin temeli italyanca dediler.
    -O da seni seviyor mu?
    -Hayır, ne münasebet.

    http://www.afilifilintala...semerci-bu-bankta-delirdi
    1 ...
  6. 153.
  7. “Merak ettim. Sen de mi solcusun?”
    “Hayır” dedim. “Ben muhafazakarım canım. Muhafaza etmek istediğim şeyler var. Bunların başında da sen geliyorsun.”
    3 ...
  8. 154.
  9. Afilli filintalar grubunda bulunmuş ve hala yazılarıyla eşlik eden ülkemin en iyi seslerinden biri.
    2 ...
  10. 155.
  11. "kıyametin tek adaleti herkes için kopması." demiş ve olayı bitirmiş abidir. sevilesi, değer verilesi insandır.
    1 ...
  12. 156.
  13. Her kitabını okuduğum, 'Erken Kaybedenler' kitabını ise anında okuduğum, okuduktan sonra neden okudum , neden bitti, bitmeseydi, okumasaydım hemen dediğim, severek takip ettiğim kişilik.
    0 ...
  14. 157.
  15. "Herkes uzmanı olduğu konunun zalimi olmuş. Ben de mi diye soruyorum. Sen de diyor. Ama üzülme. Hiçbir şey bırakmayacağız arkamızda. Çekip giderken sırtımıza saplanacak bir çift göz olmayacak. Enkazımızı toplayıp öyle gideceğiz. Asgari centilmenlik toz olmayı bilmeyi gerektirir."

    şu tehlikeli satırları sebebiyle seviyor muyum, kendi gibi adamlara iyi malzeme verdiği için ayar mı oluyorum henüz karar veremediğim insan.
    'bira ve kahve'de de yapmıştı aynısını.
    1 ...
  16. 158.
  17. "Sen gülünce ben de hemen gülüyorum. Sen ağlayınca ben de hemen bir sigara yakıyorum. Sen pazara çıkınca ben de en azından balkona çıkıyorum. Sen bir şey sorunca biraz düşünüp cevap veriyorum ama çoğu zaman yine yanlış oluyor, kimi zamansa susarak boş bırakıyorum o soruyu. Sen tartışmak isteyince bildiğim her şeyi unutuyorum. Sen unuttun mu deyince zaten bildiğim bir şeyi tekrar hatırlıyorum. Senin varlığın bana yapılmış enteresan bir şaka sanki. Aslında ben hâlâ bu şakaya nasıl karşılık vermem gerektiğini arıyorum.."
    3 ...
  18. 159.
  19. "Televizyonun diktatör dediğine diktatör, terörist dediğine terörist, hain dediğine hain, şehit dediğine şehit, şerefsiz dediğine şerefsiz, kahraman dediğine kahraman diyen uydu alıcıları sizi..
    Spikerin dudak uçlarında yaşayan; okumaktan, sorgulamaktan, araştırmaktan nefret eden üniversite mezunları sizi.. Hiç okumayın, sorgulamayın, araştırmayın, incelemeyin..
    Sadece kumandanin tuşuna basıp ezberleyin.. Televizyonda yemek yiyenlerin görüntüleriyle beslenip, öpüşenlerin sevdasıyla tatmin olup, askere gidenlerin kanlı elbisesiyle cesur olun..
    Dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığınız birini alçak ilan edin, yine dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığınız birini kahraman. Yalnız dua edin elektrikler gitmesin !"
    3 ...
  20. 160.
  21. işler yolunda gitmiyorsa mazi denilen şey bir enkazdır ve hatıraların da son kullanma tarihleri vardır. Küflenirler, kokuşurlar, bozulurlar. Mezunlar derneğine pilav yemeye gidenlerin çoğunun halinin vaktinin yerinde olması tesadüf olamaz. Ancak şimdiki halinden memnunsan geçmişi hatırlatacak organizasyonlardan keyif alırsın. Hatta geçmişin ne kadar boktan olursa aldığın keyif de o kadar artar. işler yolunda gitmiyorsa hiçbir yere de gidemezsin. Ardında bırakacak bir şey yokken kim gidebilir. Hiçbir yere doğru uzun bir yürüyüş, bunu kim göze alabilir.
    1 ...
  22. 161.
  23. Neredeydin diyorum nasılsın iyi misin? Seni özledim diyor. Kalbini kırdıysam özür dilerim kardeşim diyorum. Önemli değil diyor, zaten kalbini ikea’dan almış, söküp takabiliyormuş. Ayrıca yalanlara inanmaya ihtiyacı varmış. Bütün çaresiz insanlar gibi. Bütün hasta yakınları gibi. Dağılan bir okul gibi.
    0 ...
  24. 162.
  25. matkapla göğsünün ortasına açılmış bir pencere düşün. perdeyi aralayıp kendi yarandan bakıyorsun dünyaya. eskisi gibi acımıyor ve de asıl bu acıtıyor.
    2 ...
  26. 163.
  27. Nefret ediyorum yalnız ve sarhoş olmaktan. Hiç kimse yalnızken tam anlamıyla sarhoş olamaz, şahit gerekir sarhoşluk için. O zaman gel onu arayalım diyor. Benim hiç gururum yok mu, nasıl istersin böyle bir şeyi benden diyorum. Seni sevmeyen birini sarhoşken arayamazsın. Seni sevmeyen birini gece yarısından sonra arayamazsın. Seni sevmeyen birini öğleden sonra bile arayamazsın.
    1 ...
  28. 164.
  29. elinden bir şey gelmemenin acısını iniş takımları olmayan melekler bilir. bir arabanın farlarına kilitlenip kalmış sincaplar bilir. suyun dibine ağır ağır çöken taşlar bilir. matkapla göğsünün ortasına açılmış bir pencere düşün. perdeyi aralayıp kendi yarandan bakıyorsun dünyaya. eskisi gibi acımıyor ve de asıl bu acıtıyor.

    sen gittin ve herkes ölmeye başladı.
    2 ...
  30. 165.
  31. Sonra o gelmişti biraz mahcup ve çok güzel. Yanıma oturup susmuştu. Öfke olarak sessizlikler görmüştüm. Anlayış ifadesi olarak sessizlikler. Kabulleniş olarak sessizlikler. Pişmanlık olarak sessizlikler. Hayranlık olarak sessizlikler. Ama onun sessizliğini çözememiştim.
    0 ...
  32. 166.
  33. "Neden geldin" diye sordum.
    "Denizin çağrısına dayanamadım" dedi.
    "Ya kalemiz yıkılırsa?"
    "Yeniden yaparız."
    0 ...
  34. 167.
  35. anlatirkenki rahat tavri bikmis oldugunuz bir konuyu bile tekrar okutturabiliyor. afili parcalarini 345345 kere okuyup unutup tekrar okumak zorundaymisim gibi sanki.
    0 ...
  36. 168.
  37. "Annemle de ipleri attım. Gittim sahilde oturdum gün ağarana kadar, dalgalara baktım. Çırpınırdı Karadeniz’i söyledim. Gerçi deniz Marmara’ydı ama mühim olan duyguya girebilmekti. Gözlerim doldu, neredeyse beş sene sonra ilk defa ağlayacaktım. Çevreyi kolaçan ettim, kimse yoktu. Ama yumruğumu dişledim, tuttum kendimi. Teröristler uydu kamerasıyla fotoğrafımı çekerler Allah muhafaza, ondan sonra da ‘bu muydu lan ağlamıyor dediğiniz çocuk’ diye bir karşı propaganda başlatırlar hemen, sen en iyisi ağlama oğlum Nurettin dedim, sık dişini."
    0 ...
  38. 169.
  39. "Beni içine yavaş yavaş çekip boğan şey ne? En güzel şeyler, en sevdiğim şeyler, en pratik şeyler. En çok parlayan şeyler onlar, özünde sönmüş şeyler. Bataklıkta dans ediyoruz. Bataklıkta olduğumuzu hatırlatanları boğarak. Kıyametin tek adaleti, herkes için kopması."
    1 ...
  40. 170.
  41. Ben iyi bir başlangıçtım sadece. Bazı insanlar sadece iyi bir başlangıç yapmasını bilirler, sıkılırlar, sürdüremezler.
    2 ...
  42. 171.
  43. Bir gün tanışacağız, arkadaşlığımızın arkadaşlık düzeyinde kalmayacağını bilerek arkadaş olacağız, sonra sevgili. Bir ay, altı ay, üç yıl. Sonra ben, bir akşam ya da sabah ya da gece yarısı, henüz sen beni terk etmemişsen tabii, herhangi bir neden belirtmeden çekip gideceğim. Çünkü veda konuşmalarını beceremem. Becerebilseydim altı sene önce evlenmiş olurdum. Nasıl ayrılacağımı tahayyül edemediğim için evlenemedim. Ama bu ayrı bir konu. (Ve sana –bir cümleye “ve” ile başlamanın ona ilahi bir ton kattığını Jonathan Safran Foer’den öğrenerek kullanmaya karar verdiğimi de belirtmek isterim– erkek dünyasının tam kalbinden bir tavsiye, bu tarz dostane veda konuşmalarını becerebilen adamlardan uzak dur lütfen. Onlar bir gece uyanıp seni kıtır kıtır kesebilecek kadar kendine güveni yerinde adamlardır. Onlar en düşmanca hislerini bile dostane biçimde ifade edebilen gerçek erkeklerdir, onlar ergen değildir. Ece ...
    1 ...
  44. 172.
  45. son harfiyat'ta bir erken kaybeden olmasının nedeni: her temas bir iz bırakır.
    3 ...
  46. 173.
  47. Gözlerini saate diktiğinde, saniye çubuğunu değil de akreple yelkovanın ilerleyişini izliyorsan hayallerin boka batmış demektir. Bu da aslında göründüğü kadar kötü bir şey değildir. Saate manasızca bakan birinin göründüğü kadar salak biri olamayacağı gibi. Bu dünyadan değilsin. Bu dünyadan olmak için salak gibi görünmeyi bırakıp oyalanacak bir şeyler aramalıydın. Oyala beni dünya demeliydin. Televizyonla oyala, internetle oyala, esrarla oyala, edebiyatla oyala. Alkolle, pornoyla ve nescafeyle oyala. Oyalarken bana dokunduğunu hissedeyim, sırtımı sıvazla, saçlarımı okşa. Oyala bizi dünya, hüznümüzü ve sefilliğimizi unuttur.
    3 ...
  48. 174.
© 2025 uludağ sözlük