iticidir. darbecidir. ülkede darbe olsa karısı ile birlikte hemen yağlı ilmik ile allah diyenleri asacak potansiyelleri vardır. sevilmez. hatta yüzünü aç karına görmemek lazım bulantı sonucu kusulabilir.
sadece tek taraflı bakan, objektif olmayan yazılarıyla sözcü gazetesinde yazan ulusalcı yazarımsı. sözlükteki kemalistler bile bu adamdan daha objektif bakabiliyor. gel gelelim yüzünün nuru sönmüş, gözünün feri kaçmıştır.
hrant dink'in yazdığı yazısından cımbızla cümleleri çekip hürriyet'e manşet çektirmiş... dink'i günah keçisi ilan etmiştir... zaten o yazıdan sonra medya tarafından linç edilen ermeni yazar, yasin hayal'in hedefi haline gelmiştir. veli küçük, türklüğe hakaretten yargılanan hrant'ın davasını izlemiş, ermeni yazar orada başına gelecekleri sezmiştir. sonuçta olan olmuş ogün samast adlı zavallı aldatılmış bir ülkücü çocuk tarafından -sevelim yada sevmeyelim- bir insan öldürülmüştür. türklüğe hakaretten yargılanan bu adam halbuki trabzonda dindar, ülkücü gençlerle bir araya gelip fikirlerini paylaşabiliyor, yuhalanmıyordu. peki ne oldu da adı haine çıktı bu adamın. tabi ki cevap yazılı ve görsel basın olacaktır. rahip cinayetleri, zirve yayınevi olayı, cumhuriyet mitingleri hangi olayın öncesine gelmiştir tahmin ediniz.... ak parti kapatma davasının!!! ne tesadüf değil mi??... rahipler ölecek, ermeni yazarlar vurulacak, başörtüsü muhabbeti gündeme servis edilip belli insanlara türkiye elden gidiyor şeklinde dolduruşa getirilip, sokaklara dökülecek bu hengamenin toz dumanında parti-partiler kapatılacaktır...! oyun hep aynı ama perdeler değişiyor işte....
burada yazdığım bilgileri edinmek için trt'nin çektiği faili meçhul belgeselleri'nden hrant dink cinayetinin işlendiği bölümden edinebilirsiniz. emin çölaşan ile ilgili sözleri ben söylemiyorum! hrant dink'in kadim dostu yazar ali bayramoğlu söylüyor. bu linç kampanyası emin çölaşan'la başladı.
şimdi o gün hepimiz hrantız(!) hepimiz ermeniyiz(!) diyen zevat, madem o kadar delikanlısınız çıkında iki kelime etsenize bu emin çölaşan adlı neydüğü bilinmez adamla alakalı... iki çift laf etsenize!.. taraf olmayıp hakkı teslim etsenize!...
o gün hrantız diyenler emin çölaşan'a toz kondurmuyorlar. bu nasıl bir iki yüzlülük! nasıl bir bağnazlıktır!
çamur at izi kalsın politikasıyla yazı yazan gazeteci. Son yazısında fetullah Gülenin beleş dağıtılan gazetesi zamanda şehitler için taziye yayınlamadığını yazmıştır fakat zaman gazetesine bakmaya tenezzül bile etmemiştir. Gerçekten yazıktır.
şehitler için verilmiş bir tek ilan yoktu. o kadar ki büyük vatansever (!) fethullah hazretleri bile beleş dağıtılan kendi gazetesine başsağlığı ilanı vermemişti.
sabah internette gazeteleri okurken zaman gazetesi nin yalanladığı yazar. ah be emin amca iyi hoş yazıyorsunda tayyip in dediği gibi bu sefer harbi çakmısın hatta çakılmışsın. biraz okuyun, at gözlüklerini çıkarın bey amcacım.
24 şehidin ardından yazdığı yazı çok dikkat çekicidir:
"sevgili okuyucularım.
türkiye terör olaylarında iki gün içerisinde 30dan fazla can yitirdi. subay, astsubay, uzman çavuş, er, polis ve sivil.
vatandaşlarımız, özellikle 24 şehit verdiğimiz son çukurca baskını kamuoyunda ses getirdi, nefret dalgalan yarattı.
şimdi bundan yaklaşık iki hafta öncesine dönelim.
başbakanın annesi tenzile hanım vefat etmişti. gazetelerde inanılmaz bir ilan furyası patladı ve bu furya tam bir hafta boyunca devam etti.
o kadar ki, bu ilanlar bazı gazetelerde bir günde 22 sayfa kaplıyordu. önüne gelen 20 bin törkiş lirayı bastırıp ilan veriyor, bu ölüme ne kadar üzüldüğünü, nasıl acı duyduğunu (!) anlatıyordu. ilanların bazıları şahıslar, bazıları ise şirketler ve çeşitli kuruluşlar tarafından verilmişti.
hiç bilmedikleri, tanımadıkları, daha önce ismini bile duymadıktan yaşlı bir hanımefendi için tezgâhlanan o paralı ilanlar, belki birkaçı dışında tümüyle başbakana yalakalık ve yağcılık için veriliyordu. her birinden buram buram, vıcık vıcık yağ fışkırıyordu.
iki hafta boyunca çeşitli gazetelerde hemen hepsi de çıkar beklentili yüzlerce paralı ilan yayınlandı. ben de bu utandırıcı olaya burada birkaç kez değinmek ve eleştirmek zorunda kaldım.
***
evet, aradan iki hafta geçti ve tenzile hanım olayı unutuldu. ama birkaç gün öncesinde çok daha acı olaylara tanık olduk. nice askerimiz ve polisimiz şehit edildi.
dün bütün gazeteleri tek tek taradım, iç sayfalarına kadar baktım. yandaşlar, yalakalar. şeriatçılar, liboşlar ve muhalif basın
şehitlerimiz için verilmiş bir tek ilan yoktu. o kadar ki büyük vatansever (!) fethullah hazretleri bile beleş dağıtılan kendi gazetesine başsağlığı ilanı vermemişti.
sadece askerlerimiz için verilen iki ilan vardı, bunları da genelkurmay ve mehmetçik vakfı vermişti. zaten bir şehit bile olsa onun kuvvet komutanlığı mutlaka ilan veriyor.
şehit polislerimiz için içişleri bakanlığı ilan verme zahmetine bile katlanmamıştı!
şimdi burada soruyorum:
ey başbakanın annesi vefat edince ilan verme kuyruğuna giren sizler!.. ey parayı bastırıp tenzile hanım için üzüntü (!) ve başsağlığı ilanları veren özel ve tüzel kişiler, şirketler, holdingler, sendikalar ve hatta spor kulüpleri!..
şehitlerimiz için biriniz olsun ilan vermeyi niçin akıl etmediniz?..
çünkü onların ölümünde yağlama yapacak, yalakalık sergileyecek bir durum yoktu, öyle değil mi! onlar için ilan vermekle elde edeceğiniz hiçbir çıkar da yoktu. onlar fakir fukara ailelerin vatan görevi yapan evlatları idi. size dirileri ve ölüleri ile parasal maddi ve manevi çıkar sağlamaları söz konusu değildi.
onların ne dirisinden, ne de ölüsünden bir beklentiniz olamazdı ki sizin!.. çünkü onların ülkeyi yöneten babaları, evlatları, arkasında dolanacağınız yakınları yoktu.
tenzile hanım ilanlarında kesenin ağzını sonuna kadar açıp şehit ilanlarından kaçınan herkesi kınıyorum.
bu olay ülkemizin ne duruma düşürüldüğünün, hangi çıkar beklentileri ile yüz yüze getirildiğinin somut göstergesidir
(burada bir parantez açıyorum. devleti. trtyi sahte belgelerle büyük miktarda dolandırmaktan yargılanıp 11 ay 20 gün hapis cezası alan mehmet ali birand isimli şahıs, dünkü köşesinde şehitler için dökülen gözyaşları için ne yazmıştı biliyor musunuz?
bir toplum verdiği tepkilerle gücünü gösterir. yapmacıktık dolu jestlerle değil. ucuz gözyaşları ile değil.
utanma kalmayınca, ar damarı çatlayınca, insanoğlu işte böyle oluyor. parantezi kapıyorum)."