elbette inadına türkülerimiz, biz kıraç toprakların çocuklarıyız biz kudretten cezalı toprakların çocukları türkülerle bağışlandı suçumuz nazım gürül gürül akan şiir dünyamız, o dediki; " bir tek türküler ihanet etmedi bana" türküler ki gün olur kayalarda kartal gibi, gün olur durgun su kıyılarında söğüt dalı. türküler ki gün olur ana memesi gün olur yarada hançer, ama öldürmez ateşte kızartılmıştır kurşun çıkartır. elbette unutturmaya çalışanlara inat türküler söyleyeceğiz ama basit, ama yalın, bir çoban nasıl inlerse sürüsünün ardında türkülerimiz çınlayacak kentlerimizin tutsak sokaklarında, inadına türkülerimiz.
terini aş eden emekçi gardaş
yenilmez gücünü bilemiyorsun
sen yanlız değilsin ben sana yoldaş
bir türlü yerini bulamıyorsun
''emekçiye "benim sana acıdığım ve yardımcı olduğum kadar sen kendine acıyamaz ve yardımcı olamazsın! ama sen de, zulüm gördüğün iddiasiyle, kendi kendine hakkı ezmekte ve en zalim patronlardan daha zalim istismarcılara yakanı kaptırmakta başıboş bırakılamazsın! ", kapitaliste ise "allah buyruğunu ve resul ölçüsünü kalbinin ve kasanın kapısına kazımadıkça serbest nefes bile alamazsın! ", ihtarını edecek...
kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrakine sahip bir gençlik...''
üstad necip fazıl'ın 'gençliğe hitabe'sin den bir kesit.