ıskartaların yalnızca bir tanesinden kurtulduğumuz transferdir.
ayrıca;
mustafa sarp, ufuk ceylan, aydın yılmaz, serdar özkan, ali turan, mehmet batdal ve adnan polat'ında eşantiyon olarak verilmesini önerdiğim transferdir. elona'nun fiyatına dahildir bu kişiler. *
gidin brezilyadan futbol öğrenin biraz amk!
daha iki gün önce gazetenin birinde yazan "10 milyon veriyorlar ama galatasaray bu rakamı biraz daha yukarıya çekmeye niyetli" şeklindeki bir haberden sonra 2.9 milyon'a satılmasına şaşırdığımız futbolcu. hayır, adamın en kötü ihtimalle sezon sonunda gideceği her halinden belliyken, transfer dönemini beklemeden satılması, düşene bir tekme daha atmaktan başka bir şey değildir.
bu transferin galatasaray için tek olumlu tarafı olabilir*, o da misimoviç'in takıma kazandırılması zorunluluğudur. hiç olmazsa oynasın da onu izleyelim.
olum 2.9 ne lan? ya bu ne arkadaş. hayır bir de meblağı arttırmaya çalışıyorlar.
adnan brothers biz oradan bakınca gerizekalı gibi mi duruyoruz? artık iyice ipin ucunu kaçırdı herifler, bakkal hesabı falan yapmışlar.
gelecek dönemki alacakları: ...... avro
ev kirası: ........ avro
çocuğunun servis ücreti: ..... avro
kızının okul masrafı: ...... avro + ..... avro (çanta, önlük ve çeşitli kırtasiye)
ülkesine gitmek için bir servet ten vazgeçmiş futbolcu.* biz ne futbolcular gönderdik ki bir kaç sene sonra hayal meyal hatırladığımız futbolcular arasında yer alacağını tahmin etmekteyiz.
olmamış bir klon daha. isterdik ki hagi, alex gibi essin şu ligde ama olmadı. ne skime yaradığı belli olmayan kısa ve uzun paslarıyla hatırlayacağız onu. bi de mesene'den osbir çekmesiyle ama onun konumuzla alakası yok.
iki sene linderoth'a para verip gökhan zan'ı da hala takımda tutan yönetimin iki yüzlülüğünün kanıtıdır elano blumer.
göndermişler de ödeyecekleri para ceplerinde kalmış, kar etmişler. o hesaba göre sezon başında messi'yi almadığımız için 150 milyon euro kârdayız demektir?
sahanın ortasında, ellerini havaya kaldırmış, pas almak için çırpınan bir adam.
galatasarayda bulunduğu birbuçuk sene süresince böyle tanıdık, futbolcu eskilerinin hırssız dedikleri elano blumerı.
iki üç pozisyon sonrasını düşünerek başlattığı ataklarıyla, altmış metrelik tam isabet paslarıyla, boş alana kaçışlarıyla, kaptırılan toplardan sonra kendi ceza sahasında rakipten top çalışlarıyla gerçekten de hırssız! bir futbolcuydu elano. ne de olsa brezilyalıydı, o topraktan hırslı adam mı çıkardı?
ve bugün, aniden ama şaşırtmadan- ülkesine döndüğü haberini aldık resmi siteden. üstelik, gelecek dönem alacaklarından vazgeçtiği de bir yöneticilik başarısıymış gibi belirtilmiş.
haziran ayına dönüp, galatasarayda o günden bu güne gerçekleşenlere şöyle bir bakıyorum da..
keitanın gönderilmesini doğru bir hamle olarak yorumlamıştım. şahsi oyunu ve disiplinsizliği sebebiyle sahada geliştirilmeye çalışılan takım olgusunu zedelediğini düşünüyordum, tabii yerine aynı kalibrede bir sağ hücumcu alınacağı tahmini ve şartıyla.
fakat bu satışın ardından gelişen her şey tam bir fiyasko oldu. yerine en az bir iki gömlek kalitesiz pinonun alınması, rijkaardın istediklerinin alınmaması, istemediklerinin elde tutulması, sonra onun da ipinin çekilmesi..
şimdi de elano blumerı, yani takımın en kaliteli futbolcusunu yolluyorsunuz. sakin yapısı yüzünden hırssız, arkadaşlarına bağıra çağıra küfür etmediği için de uyumsuz yaftasıyla hem de. eminim yarın çıkıp, kendi gitmek istedi, biz ne yapalım? diyeceksiniz.
şimdi galatasaraylı düşünsün; haziran ayında bu kadroda keita vardı, elano vardı, takımın başında rijkaard ve neeskens gibi iki isim vardı. satış opsiyonu elinde dos santos ve her şeye rağmen jo gibi bir futbolcu vardı.
şu an elde ne var peki? alternatifsiz bir baros, kurtarıcı diye önümüze sunulan pino, futbolcu menajeri serdar özkan ve tabii ki mustafa sarp, ayhan ve barış özbek üçlüsü. ha, az kalsın unutuyordum, bir adet de servet çetinimiz var!
bana göre yanlış bir transfer olmasına rağmen, kadro dışı bırakılmış misimovici de unutmamak gerekir.
bugün, galatasaray yönetiminin dibi gördüğü gün olmuştur kanımca.
futbol takımı mı? ben mustafa sarpın sakatlıktan taş ve sopayla döneceğini duydum, avrupaya açılan pencereyi kıracakmış..
ben bu adama eskiden kızardım ama artık kızamıyorum, misimoviçten de özür diliyorum; yönetimin bu transferleri belki de doğruydu ama takımda hala tutmakta olduğu çuval dolusu dingille bu adamları yan yana koyarsan yine bir bok olmayacağını nasıl görmezler,nasıl bir beceriksizliktir; messi yi getir yine olmaz; elano gitsin, boşnak gitsin,mehmet topal gitsin, keita gitsin baros hep revirde kalsın ama diğer dingiller takımda; allahım bu sezon küme düşmeden hemen bitsin nolur ve sezon sonunda yönetimle beraber...