öncelikle bu film, christian bale trevor rolü için 3 ayda 28 kilo vermeyi göze almasıyla başlıyor. işte oyunculuk diye ben buna derim.. bence en iyi performansını da bu filmde ortaya koymuştur. memento, a betautiful mind, fight club, shutter island gibi filmlerle şizofreni ve psikolojik tarafı aynıdır. bu bakımından bu filmlerin hayranları benim gibi bu filme de bayılacaklardır.. ancak buradaki şizofreni saydığım yapımlardan çok farklı. bu paranoid şizofrenidir.. paranoid şizofreni ise herşeyden ve herkesten şüphe duyar. yani bu bakımdan diğeriyle ayrı tutulması gerekli.. sinema da kurgunun borusunun mükemmel bir şekilde öttüğünü gösterir bu film.. harika bir yapımdır. detayların çok iyi serpiştirildiği ve işlendiği filmdir. ana konuyla alakalı çok sayıda yardımcı, açıklayıcı detay bulunmaktadır.
korku tünelindeki öğeler filmin tam anlamıyla özetini çıkarmaktadır. kesik bir kol, garson bayan, çocuğa çarpma ve yol ayrımı gibi. ayrıca asılan adamın yanında suçlu yazmaktadır. son olarak da porno içerikli öğeler bile yattığı fahişeye gönderme yapmış.
2004 yılı filmi. christian bale in 54 kilo haliyle beni dehşete düşürmüştür. boyu da 1.88 olmasından dolayı bir deri bir kemik görüntü sergilemiştir. bir aktörün bir film için kaybettiği en yüksek* kilo kaybıyla rekor denebilir.
insanın vicdanıyla hesaplaşmasını çok iyi anlatan bir filmdir.ancak gündüz vakti(hatta öğlen vakti) kalabalık bir kavşakta çocuğa çarpan reznik'in nasıl yakalanmadığı,kimsenin nasıl aracın plakasını alamadığı da soru işareti oluşturmuştur.
çift kişiliği ya da diğer bi şekliyle kişilik bölünmesini anlatan , (bkz: fight club) tadında , christian bale'in mükemmel oyunculuğuyla bütünleşen güzel bi filmdir. Her ne kadar psikolojik gerilim olarak geçse de germez.
ebesinin amı filmerden sadece biridir. konu merak uyandırarak işlenmiş, ülen acaba ne olacak diye devam etmiş ve sonunda insanı rahatlatan açıklayıcı, ucu açık olmadan bitmiştir.
yapımcının dostoyevski'yi sevdiğini düşündüğüm filmdir. tabii onca şey yazılmış hakkında fakat bunları da belirtmek isterim:
trevor karakterinin okuduğu kitap 'the idiot' yani 'budala'
trevor, nicholas'la birlikte korku tünelinde ilerlerken arkada "crime and punishment" yazısı var. dostoyevski'nin en büyük eserini pas geçmeyi istememiş. küçük ayrıntılarla beni mutlu eden güzel bir film.
hani öldürdüğü çocuğun annesini hava yolundaki bir kafede çalışan kişi sanıyor da onunla sohbet ediyor. hani arkadaşım yok ama sen varsın yetmez mi diyor ve o esnada şirin bir şekilde sıcak sıcak gülüyor. işte o sahneye bayılıyorum.o sahneden sonra aşık oldum bu adama.
içeriği kalitesi tartışılır amma ve lakin bildiğim tek şey var filme başladığımda elimde olan pikeviti kenara bırakmıştım lan. iştah falan kalmamıştı, adama acıya acıya bi hal oldum yürüyen iskelet. dokunsak kırılır lan yazık 2 kuruş para kazancam diye bu yapılır mı piii..
çok kaliteli süper aman aman bir film değil. çünkü 2004 yılından beri bu tarz film çok yapıldı. bunun gibi kafa karıştıran filmlerin örnekleri çok demek istedim. ama olsun genede seyredilir. ama ben eğer bir filmle kıyaslamak istersem memento(akıl defteri) derim. memento biraz daha ağır basar.
öyle aman aman bir film değil. reklamı kendinden daha iyi, zaten izleyen de o yüzden izlemiştir; adam yirmi sekiz kilo vermiş. son derece fit bir adam için yirmi sekiz kilo vermek ne demek ? bir deri bir kemik kalmış zavallı.
ama soruyorum bu filme değmiş mi ? değer mi hiç boş yere.
bu kadar zayıflayacak ne vardı christian bale ?
--spoiler--
spoiler içine alayım da ne vardı söyleyeyim;
adam arabasıylan bir çocuğa çarpıp kaçmış da sonra vicdan azabından, yemeden içmeden kesilmiş, zayıflamış. şizofren olmuş filan. öyle. bu yani.
--spoiler--
edit: kaburgalarını da saydım yirmi sekiz. yani ince ince işlenmiş bir film. böyle ayrıntılara dikkat etmek lazım.
yazacaklarım film hakkında bilgi içerir baştan söyleyeyim.
işte öyle bir film veya oyunculuk ki... gibi bir cümle zaten sıradanlaşmıştır, onun yerine filmden çıkardığım ya da uydurduğum şeyleri yazayım.
muhtemelen fark edilmiştir, aslında burada insanın kendisine yabancılaşmasını anlatmıyor mu veya kendisine duyduğu aşırı nefreti. şöyle açıklarsam, filmin içerisinde sürekli "biraz daha zayıflarsan, yok olacaksın" duyarız, fark ettiyseniz christian bale pek takmaz bu duruma sanki amacına ulaşıyormuş gibi bir hali vardır.
ayrıca bizim de sürekli yaptığımız, bir suç işlediğimiz zaman sürekli başkasında arama sevdamızı, filmin sonuna kadar hiç fark ettirmeden anlatmıyor mu.
paranayoklaşmanın, takıntılı olmanın, ne yaptığının kendisininde farkında olmamanın ne olduğunu ya da...
arkadaşlar filmin üzerinde biraz zaman geçtiği için şu anda bu kadar şey aklıma geldi, size tavsiyem tez vakitte izleyin.