beklentiyi yüksek tutmamanız gereken film. ben gibi sıkı breaking bad/better call saul hayranlarının ilgisini çekebilir. yani bir şekilde izlettirir.
senaryo oldukça ağır, tek düze ve %90 Jesse pinkman kamera karşısında. Breaking bad'den tanıdığımız ve sevdiğimiz pek çok yüz yok. çok azı ile karşılaşıyoruz, ki onlarda anlık sayılır.
Kısacası ortalama breaking bad bölümünün kat ve kat altında kalan film/yapım.
Breaking bad hayranlarını sevindiren bir filmdir. O diziyi izlemeyen bir şey anlamaz zaten diziden. imdb puanını, izlenebilirliğini, konu akışını falan bilmem. ben sanki uzun zamandır görüşmediğim, çok sevdiğim eski bir dostumla 2 saat geçirmişim gibi hissettim.
Brothers albümünün barındırdığı 60'lar ruhunun gizli etkisini düşünürsek; The Black Keys El Camino'da başını retro-soul'a daldırarak 2010'daki atılımlarının nimetlerinden akıllıca faydalanıyor. Nasıl bir tüccar ruhlu olduklarından yola çıkarak idrak ediyoruz ki the Black Keys bir Sharon Jones yahut Eli “Paperboy” Reed gerçekliğinde karar kılmıyor: ikilinin sade ve zayıf şarkı yazarlığına karakter ve parlaklık katan prodüktör Danger Mouse'u gruba geri getiriyorlar. Son kısmında Zeppelin* ağırlığına ulaşan akustik parça "Little Black Submarines" dışında albümdeki 11 şarkının her biri dört dakikadan kısa sürüyor ki 38 dakikalık rock & roll akını, the Black Keys'in bir önceki Danger Mouse işbirliği olan 2008 tarihli belirsiz plağı Attack & Release'e tamamen zıt bir albüm ortaya çıkıyor. Bile bile sürüklendikleri, El Camino'nun gözünü ana yoldan hiç ayırmadığı bu sapakta: albüm vintage bedendeki modern motor ile caddede uçarcasına hız yapıyor. Danger Mouse, şarkılara basitçe serpiştirdiği bayağı orglar, fuzz** gitarlar, talk box**lar, geri vokal yapan kızlar, tamburinler, ayak ritimleri ve alkışlar üzerine sapasağlam inşa ettiği, dikkatlerden kaçmayan bir glam üslubu katmış. Her unsur geçmişteki bir şeyi anımsatıyor -- Motown beatleri ve glam rock gitarları mevcut -- ama her şey bir modern prizma çatlağı gibi: ritimlerde kıvraklık var fakat bu ritimler ikilinin hip-hop'a olan meyillerini göstermeye yetecek kadar sıkı; parlak yüzeylerin postmodern kolajlar olması bize müşterek işitsel hafızamızı işaret ediyor. Tüm bu müzik tarihindeki dönemleri bulandırma işi feci bir güzel vakit geçirme hizmeti. Herhangi diğer Black Keys albümünden fazlası olarak El Camino, her biri öncekinden daha büyük darbeli veya daha bir pislik çukuru kayıp 45 single'ın 11 tanesinden müteşekkil bir koleksiyonun çalındığı dobra dobra bir parti. Ne söylediğiniz nasıl söylediğiniz kadar itibar görmüyor: El Camino tamamen saçmalık, havalı ve oldukça bağımlılık yapıyor.
* : Led Zeppelin.
** : Birer elektrik gitar efekti oluyor bunlar.
amerikan tarzı *bir tür coupe araba görünümlü kamyonet*.güçlü makineleri vardır hatta yarışları vardır."My name's Earl"de Earl'ün kamyoneti.altta da bir resmi var merak edenlere:https://galeri.uludagsozluk.com/r/24649/+
Nostalji hissimi tatmin etmekle birlikte bir film olarak tek akstan ilerlemenin de dezavantajıyla temposuz ve zayıf bulduğum vince gilligan filmi. Film kendi dizisinin yanı sıra Fargo’dan da oldukça etkilenmiş ancak minimalizme göz kırpan yapısı aynı güce sahip değil. 6/10
--spoiler--
Bir de... jesse direksiyon tokatlayan behlül gibi başladığı hikayeyi dexter’ın sonu biraz daha mutlu olsaydı nasıl olurdu sorusuna cevap gibi bitirmiş.
--spoiler--
Diziden az çok haberdar olup izlemeye üşenip "lan bunun filmi varmış diziyi izlemesem de olur" denilmemesi gereken film. Gerçekten hiçbir bok anlamayacaksınız.
Dizinin sadık takipçileri için içinde çok farklı hikayeler ve tatlar barındırmakta olan filmdir.
peniselin'i kıskanan yazar. ayıp ettin gözüm. sana da yazarız nickaltı demek istediğim yazar. peniselin 6 sayfa hakediyorsa, adam gibi yazan yazarlar 60 sayfa hakediyorlar. kib.bye*.