ekspresyonizm

    1.
  1. dışavurumculuk. aşırı öznellikle şiddetli duygulara yer veren sanat akımıdır. 1900-35 arası orta avrupa'da gelişim göstermiştir. doğayı ve toplumu nesnel bir bakış açısıyla betimlemeye karşı çıkıp, öznel ya da içsel gerçeğin yansıtılmasını savunmuştur. en etkili anlatımını ise görsel sanatlarda bulmuştur.
    11 ...
  2. 20.
  3. kara film buradan çıkmıştır, absürt burdan çıkmıştır, varoluşçuluk buradan çıkmıştır, nihilizm buradan çıkmıştır, fenomenoloji (kısmen) burdan çıkmıştır insanlığın ortaya koyduğu en büyük yapıtlar hep dışavrumculuk sayesinde var olmuştur. izlenimciliğin üzerine bir tuğla koyup inşasına öyle devam etmiştir. kişiseldir, gerçektir, kimi zaman gerçeküstüdür, kimi zaman absürttür kimi zaman anlaşılmazdır ama gerçek şudur ki dışavurumculuk insanı ve onun yaşadığı karmaşayı hasılı onun portresini ortaya koyan en güzel "yoldur".
    3 ...
  4. 3.
  5. Alm. Expressionistisch, Fr. Expressionnisme, ing. Expressionism. Batı dünyâsındaki haksızlık ve zulümlere karşı subjektif ve hissî bir dünyâ görüşüne dayanan ve 20. yüzyılın ilk çeyreğinde ortaya çıkan sanat eğilimi. Ekspresyonizm aşırı subjektiflikle şiddetli duygulara yer veren ve herhangi bir alanda anlatım imkânlarının sınırını zorlayan sanat akımı olarak Orta Avrupada gelişti. Genellikle Almanyada sanat dallarının hepsinde etkili oldu. Özelliği sanat ve toplumda kabul edilmiş biçim ve geleneklere bir başkaldırı niteliği taşımasıdır. Bu akımın içinde yer alan Alman ekspresyonistleri ordu, okul, ataerkil âile ve imparatorluk gibi kurumların yerleşik otoritesine karşı çıktılar. Fakat toplum dışına itilmiş yoksulların, ezilmişlerin, akıl hastalarının, sokak kadınlarının ve eziyet edilen gençlerin yanında yer aldılar. Akım, özellikle yetenekli sanatçılara yeni bir düzeni kurma görevi de yüklemiştir.

    Bu akımın ilk belirtileri 19. yüzyılın sonlarında Van Gogh, Munch, Ensor ve Toulouse-Lautrecin bâzı eserlerinde görüldü. Zamanla Almanyada gelişti. 1905te, Kirchner, Heckel, Schmidt-Rottluf, Pechstein, O. Mueller ve Nolde, Die Brucke topluluğunda bir araya geldiler. Bu sanatçıların resim ve gravürlerindeki ayırt edici özelliği; renklerin gerçekdışılığı, çarpıtmalar, insan yüzünün ve manzaraların dikkat çekici bir stilizasyonla verilmesi oldu. Buna karşılık, Münihli ressamlardan (Kandinsky, Marc, Macke, Jawlensky) meydana gelen Blaue Reiter topluluğu da Die Brückenin yanı sıra aynı ölçüde renkli, fakat daha akılcı, daha az kötümser ve kısa bir süre sonra da soyut araştırmalara yönelecek olan bir sanat anlayışından yanaydı. O dönemin Berlindeki sanat ortamında, ekspresyonizmle, fovizm, kübizm ve fütürizm arasında pekçok ilişki vardı.

    Ekspresyonizm heykelcilik, perde oyunları ve sinemada da kendini gösteren bir tarzda ortaya kondu. Ekspresyonist oyunların çoğunda çocukların ana babalarını suçladıkları, sık sık saldırıya ve öldürmeye varan şiddet eylemlerine de başvurarak bağımsız bireyler olduklarını ispatlamaya çalıştıkları sahneler yer aldı. Ekspresyonist sahne tekniklerinden büyük ölçüde etkilenen ilk filmler, baş kişinin subjektif dünyâsını dekor aracılığıyla iletmeye çalıştı. Bunlardan en meşhuru olan Dr. Caligarinin Muayenehanesinde deli bir adam, deli bir kadına, akıl hastanesine gelişinin hikâyesini kendine mahsus bir dekor biçimiyle anlatıyordu. Dekor olarak kullanılan çarpık sokak ve evler bir delinin iç dünyâsını aksettiriyordu.

    Ekspresyonizm 1920lerin ortalarında sönmeye başladı 1933te Naziler iktidara geldikten sonra ise bu akım içinde yer alan eserlerin çoğu yoz sanat ürünleri olarak damgalandı. Hattâ yayınlar ve oyunlar yasaklandı. Bunun üzerine bu akımda yer alanların büyük bir kısmı Almanya dışına (özellikle ABDye) gittiler.
    3 ...
  6. 5.
  7. van gogh ve picasso nun da dahil olduğu, almanya da gelişmiş olan natüralizm ve akademizm gibi akımların karşısında yer alan akımdır.
    3 ...
  8. 26.
  9. Yakın dönem ekstremistlerin ilham kaynağı akım. sinema kültüründe, özellikle alman sinemasında ağırlık olarak korku/gerilim filmlerinde yer verilmiş bir konudur.

    savaşlar büyük yıkımlar getirir; farklı fikir akımları ve yeni dünya görüşleri ile beraber. zamanının teknolojisini bilmem nesini düşünürsek, 1. dünya savaşı küresel bazda insanlığa verdiği hasar açısından dehşet bir kıyım gerçekten.

    tam da bu zamanlarda işte, savaşın, güç mücadelesinin ne kadar boktan olduğunu olabildiğince açık, vicdanları tokat manyağı edercesine sinemaya yansıtmaya çalışmış adamlar. dışavurumcu filmler rahatsız edici olur genelde, gözünüze gözünüze sokar olayları. apışıp kalmanızı sağlar.

    Black metalde de bu böyledir. Hani klişeleşmiş nihilistik bakış açısını yansıtan eserlerden ziyade insanlığın her türlü pisliğini iğrençliğini leşliğini savaşı öfkeyi kıskançlığı nefreti ortaya çıkaran, adeta kirli çamaşırlarını döken nice çalışmalar da vardır; Dinlemekten çekinirsin.

    film ya da müzik olayı dışında bilmiyorum pek. Diğer kategorilerdeki ekspresyonik sanatsal işler falan çok bayık geliyor zaten.
    2 ...
  10. 14.
  11. ekspres manyakları. bir cesit ruhsal hastalık. ozellikle haydarpasa'da geceleri ortaya cikarlar. böyle mal mal tren tekerleklerine bakma gibi belirti gösterirler. hırvat ekspreslerine ayrı sempati duyarlar.
    2 ...
  12. 15.
  13. duygu ve düşünceleri dizginlemeksizin dışa vurmaktır. "anlatımcılık" da diyebiliriz. dışavurumculuk, hayatın çirkinliklerini güzelmiş gibi gösterebilen ödüncü bir sanat anlayışının sahtekarlık olduğunu savunur çünkü gerçekliğin çirkin yüzü de vardır ve anlatılmalıdır. dünyadaki olguların algılandığı gibi verilmek istenmesinin karşıtı olan bu akım, iç dünyanın süzgecinden geçirilmiş olanı, dışa vurmayı öngörür. duygusal deneyimlerin türü ve seçtiği yöntemin araçları bakımından romantizme benzer, ancak temelinde çok farklıdır. anlayamadığı güçlerin ağırlığı altında kalan, huzursuzluğun, gerginliğin, kaygıların, korkunun ve bilinç altındaki akıl dışı dürtülerin kurbanı durumuna düşmüş çaresiz insan.... bu nedenle hayatın çirkin yüzünü görmezlikten gelerek sahte bir inceliğe, duygusallığa yönelmek, insanlığı temsil eden onuruyla bağdaşamaz....
    2 ...
  14. 4.
  15. insanların ruhsal durumlarını anlatma yoluna giden bu akımın öncüleri, herwart walden, strinderg, kafka'dır...
    2 ...
  16. 2.
  17. XX. yüzyılın ilk yıllarında, izlenimciliğe tepki olarak doğan bir sanat akımıdır. Romantizmin bir başka şekli olan anlatımcılık, dış dünyanın insan üzerindeki etkisini belirtmeyi bir yana bırakır, gerçekçi görüşün yerine, sanatçının kendine özgü görüşü üzerinde durur.
    2 ...
  18. 6.
© 2025 uludağ sözlük