'bak çayım sigaram her şeyim tamam'la avutur bazen. hüsnü arkan'ın o tok sesi ne güzel yakışmıştır bu güzelliğe, şarkıya. ezginin günlüğü neler anlatmıştır öyle. güzeldir, çok!
ve şu diyaloğa şahit olmuştur ezginin günlüğü, 'eksik bir şey mi var?' derken.
-bak sana diyor. "eksik bir şey mi var hayatında" diyor?
buny: var.
-neymiş o? bak ben varım.
buny: fakat ben yokum.
-hmm.. neden yoksun, nerdesin?
buny: gizleniyorum sanırım.
-kimden?
buny: kendimden.
-korkuyorsun yani?
buny: hayır, korkmak değil bu.
-ne öyleyse?
buny: korkutmamak.
-kimi?
buny: kendimi.
-ne diyorsun?
buny: yokum çünkü gizleniyorum; gizleniyorum çünkü kendimden korkuyorum. kendimden korkmamın sebebi de üzmek.
-kimi?
buny: kendimden sebep seni.
-olmuyor mu diyorsun yani?
buny: olmuyor.
-üzüyorsun ama..
buny: gizliliğimi sen deşifre ettin.
-yani beni kandırdın?
buny: hayır kendimi.
-ama ben üzüldüm.
buny: korktum.
-yoksun yani, eksiksin hayatında.
buny: kendi hayatımda evet.
-hayır hayır benim hayatımda da eksiksin.
hava kararınca arkadaşlarla yapılan gezintilerden sonra eve doğru yaklaşırken oluşur. eğlence bitmiştir ve artık o eğlencenin bir önemi yoktur, gitmeseydikte bir kaybımız olmayacaktı gibi bir düşüncedir sanırım. gariptir, aynı hayat gibi...
"eksik bir şey mi var hayatımda
gökyüzü bazen ciğerime doluyor.."
satırlarıyla beni benden alan şarkıdır. onca şey eksikken hayatımda en cok icimi acıtan tek O'nun eksikliğidir oysa. keşke bu kadar basit olsa, keşke sadece terliklerimle gelebilsem sana, hic bir şeyi düşünmeden.
ışığımı kapattım, bütün seslerden arındım tam da "o"nun istediği gibi.
şarkı başladığında tuttum nefesimi, "o" da yanımdaymış gibi..
sonra tuttum elini, sanki elimdeymiş gibi...
ve daldım şarkıya, bir rüyadaymış gibi...