oyuncu kadrosuna bakıp aldanıp girdim ama aradığımı bulamadım,zaman zaman se7en i andırıyor,yağmurlu günler, sürekli karanlıkta geçen bölümler,emekliliği gelmiş amir,genç komser vs .sonuçta suçluyu tahmin etmek zor olmuyor,sanki daha iyi olabilirdi.
müzikleriyle deli eden film, evet müzikler üzerine ciddi şekilde çalışılmış ve emek harcanmış ki bu da uğur yücel'in sinemaya bakışının bütünselliğini gösteriyor, bekleneni verememiş olsa da türk sinemasının geçmişi ve bu günü düşünüldüğünde takdir edilmesi gereken filmdir de.
adalet sistemini sorgulaması, emniyet çalışanlarının kullandığı bozuk türkçe, halkın olaylara bakış açısı ve kamuoyunun görüşü tamamen türkiye gerçeklerini yansıtıyor. çekimler güzel, kurguda biraz eksikler olsa da ülke şartları için güzel bir film.
bu oyuncularla daha iyisi olmalıydı dedirten bir film olmuştur, dexter'ın çakmasını izler gibi hissettim kendimi. sonucunu, filmin ikinci yarısının başında tahmin etmek hiç zor olmadı.
hele ki uğur yücelin o köprünün üstünden resmen arabayla uçma sahnesi hiç olmamış, hatta güldürmüştür.
çok şey anlatmak isterken bir şey anlatamamış film.
aslında türk sinemasında pek de işlenmeyen pek çok konu var filmde. pedofili, seri katil, adalet sistemi, polislerin özel hayatı gibi. hepsinin kıyısında dolaşmış geçmiş, bu yüzden pek çok şey havada kalmış.
bu senaryoyu geliştirip, aynı oyucularla dizi olarak çekseler, hem anlatılmak istenen her şey anlatılabilir hem de raiting konusu garanti olur.
sonuçta bizim sinemamız için orjinal sayılabilecek konu da, filmin kadrosu da boşa harcanmış yazık olmuş.
olumsuz yönü ağır basan enteresan bir uğur yücel yapımı. sanki farklı yapalım, içine anlamsız sahneler katalım. bazı kamera açılarıyla seyirciyi rahatsız edelim, nasılsa bu kadro ve afiş her türlü olumsuzluğu kapatır demişler. bir film ne olursa olsun -konu iyi kötü- hikayesine uygun, sahnelerle donatılmalı, konudan bağımsız farklı arayışlara girilmemeli. nasıl mı girilmiş bu filmde:
--spoiler--
yanlışsam düzeltin.seri katil filmlerinde olmazsa olmazı katilin kim olduğunu çözmek kadar . olay anının da yansıtılması,en kötü sezdirilmesidir.. olay ya olay. bu kadar basit. öncesiyle sonrasıyla olay. ee olay ne birilerinin öldürülmesi. ölüm anında en ufak bir sahne yok. ölümler öncesi bir sezdirme yok, katilin bakış açısından verilen bir gizem yok. alo telefon cinayet işlenmiş. paramparça cesetler.biz oraya mazoşistmiyiz ki ölü vücudu izlemeye gitmiş olalım sayın yücel. ee sen bu kadar yüzeysel geçersen ana temayı. bizde ancak o kadar filme kendimizi veririz. güzel bir filmde anlamlı hale gelecek senin o katil şuydu finalinde bu filmde anlamsız olur. ne içerik verdin ki final yapıyosun sorarlar adama.
amerika tarzımı tarzı. çekim kalitesi var mı var. gösterilen sahnelerde inandırıcılık var mı var . ama olmayan sahneler kaybettirmiş bu filmde olanlar değil maalesef.
--spoiler--
bir kere herkesin kesin gidip izlemesi gereken film. Türk filmlerinde alışılmadık çekimler, profesyonelce çekilmiş aksiyon sahneleri vs. gidin görün zaten beğenirsiniz.
Konusu klişeymiş de efendim ondan özenmiş bundan özenmiş, se7en ı izlemişte yazılmış, aynı film ingilizce olsa bizim yalak milletimizin ağzının suyu aka aka abi konu bilindik ama güzel filmdi denirdi lakin konu türk sineması olunca bok atmakla entel olduğunu sanıyor geri halkımız.
yahşi batı ile ejder kapanı arasında muallakta kalıp, son anda ejder kapanında karar kıldım. aslında sözlükte yapılan yorumlardan da etkilenmiştim bu tercihi yaparken ama filmin sonunda tercihin yanlış olmadığını anladım. çok da keyif aldım filmden. başarılı, güzel film olmuş. bu arada kenan imirzalıoğlu da her filminde, dizisinde ölüyor deli yürekten itibaren. sanırım ezel'de de ölecek. yapmayın kardeş...
ismin den dolayı izleme merakımın olmadıgı filmdir..
sadece turkiyede var böyle film isimleri bide asyada..
yok ejder kapanı gecenin kanatları dinazorun pencesi asın lan bunları biraz sanatsal isim koyun..
bugün izledim filmi. aslında ben izlemek istemiyordum, adını bile ilk sinemada duydum. sherlock holmes filmini merak ediyordum ama yanımdaki film anlayışı kıt olan insanlar yüzünden bu filmi izlemek zorunda bırakıldım. neyse...
-filmi yazan adamcağız se7en filmini izlemiş, yatmış kalkmış ve bu filmin senaryosunu yazmış kanımca. başka da bir şey demiyorum.(ayrıca şunu söylemeden edemeyeceğim. kenan imirzalıoğlu fena halde timuçin esen in mimiklerini taklit ediyor)
son yıllarda izlediğim en iyi türk filmi, kesinlikle klişe bir film değil en büyük özelliği bu, çok uğraşılmış emek harcanmış, işin kolayına kaçılmamış, her sahne ayrı bir özenle çekilmiş, izlerken bunu hissedebiliyorsunuz. bence polisiye tarzda çekilmiş eniyi türk filmi.
luc bessonun ekibini de getirsen, alttan müziği de versen olmuyor arkadaş.
bu filme giden herkes uğur yücel ismine gitmiştir benim gibi. ama olamamış dediğim gibi, beyzanın kadınlarından daha iyi yalnız, onu söyleyebilirim.
--spoiler----
film açılışı sorulara gark eden cinstendi. uzatılmış, amatör bir çatışma sahnesi gördük. nejat işler komando ya, onu tanımak baabında. kenan imirzalıoğlu döktürüyordu yine. "bak kardeşim intikam almaya kalkma" dediğinde yurdum polisinin bir kopyası idi adeta.
peki sonrası?
filmin en zayıf yönü yan hikayelerin ana hikayeye eklemlenme sorunu. bunun yanında bir cinayet filminde katilin tahmin edilir birisi olması da zayıflık unsurudur. film zaten 3 kişi arasında geçiyor, uğur yüceli de kilosundan elersen katilin kim olduğu belli. çok mu şaşırdık katilin ensar olmadığını anladığımızda?
berrak tüzünataç bir başka zayıflık unsuru. çok güzel bir kız illa oyuncu olacak diye bir kaide yok arkadaşlar. gece yarısı beyaz atletle emniyette araştırma yapmak çok amerikanvari değil midir? tamam cinayet filmi milyon tane çekildi, yani illa ki bir taklit kokusu, bir klişe olacak. ama önemli olan klişe de olsa hikayeyi nasıl çektiğin? avatar çok mu farklı hikaye sundu bize? konu çok tanıdık bir şekilde işlenmedi mi? ama avatarı çok sevdik. üç boyutlu diye sevmedik, hikaye bizi içine aldığı için sevdik.
neyse efenim araştırmacı ruhlu ezo kızımız (berrak tüzünataç) olayın çözülmesinde önemli role sahip. bu arada kendisinin stajyer polis olduğunu da belirteyim. bu konuda cahil olabilirim ama kendisi elinde baretta her adli mekana dalmakta, bu kadar yetkisi bulunup bulunmadığını merak etmekteyim.
cinayetler güzel işlenmiş, fransız ekip de aksiyon yaratmış, köprüden araba uçurmuş (arabanın yere indiğini göremedim). buraya kadar fena değil. peki mesele nasıl çözüldü anlayan varsa beri gelsin. resimlere bakarken görülen bir ejder, uğur yücele ani aydınlanma sağladı. bu arada sofistike olsun diye haritaya ejder çizme muhabbeti var akıllara zarar. yine bir ekleme yapayım uğur yücel sevenler emniyette yapılan sunumu izlemesinler.
ezo-cello aşkı da nasıl gelişti, kaçırdım sanıyorum. kızımız "eve gelmem, içki içmem" derken uğur abisiyle evlilik üzerine yaptığı bir konuşmanın akabinde kendini cellonun evinde buldu. hem de hard core tarzda. hoş burası cello ve sırtından ibaretti, kendisini bu vaziyette de görmüş olduk.
uğur yücelin ses tonu çok rahatsız ediciydi, dublaj yapılmış herhal. sözlerini çoğunu kaçırdım. ayrıca kendisi damdan tüy gibi süzülüyor o vücutla. bravo diyorum.
ilk ceset bayağı bayağı nefes alıyordu, çekim sırasında sabretse iyi olurmuş. otopsiyi yapan doktorumuzu da üstün oyunculuğu ile sevdik.
ceyda düvencinin hikayeye katkısı nedir? çıkartsan birşey değişmez diye düşünüyorum.
vallahi bu kadar taşlama yeter. müzikleri ve kasvetli istanbul görüntüleri güzeldi. ha bi de sırrı süreyya önder tabii. döktürmüş yine. incileri:
"adam göndere ceset çekiyor. bulun şu herifi"
"bu olay hükümet düşürür"
uğur yücel' in "uf be" dedirttiği film olmuştur.
gerek senaryosu gerek oyuncu kadrosu güzeldir.
nejat işler' in sadece 2 bilemedin 3 sahnede görülmesi ise enteresan gelmiştir.
bu kadar iyi oluşturulmuş oyuncu kadrosundan, bu kadar kötü sonuç nasıl alınır izlenimini bırakan filmdir.
hemen bir spoilerla olayı açıklayalım;
--spoiler--
uğur abimiz filmin sonunda her ne sebebdense yolunu, şükür allahım bu işide bitirdik, ceyda'ma da kavuştum demek için gittiği camide *, kıbleye kıçını dönüp dua etmektedir.
hangi sosyal içerikli mesajı vermiş olabilir diyede merak etmedim değil. hani bilmesek yutturacan uğur abi.
maksat niyeti aşmış olabilir mi.
koskoca camide mihrabı minberi arkana al dua et.
eğer allah heryerdeyse camide ne işin var.
--spoiler--
kadro duyulduğundan itibaren oluşan beklentinin yanına yaklaşılması sadece kenan imirzalıoğlu'nun oyunculuğuyla mı olacaktı. tabii birde iyi yönetmenlik sergileyip kendini yönetememiş uğur yücel abiyle mi?
film afişine koyulan resimlerden bakılınca baya bi nejat işler baya bi ceyda düvenci bekliyor insan. o kadarsa, niye ozan güven ve ilker aksum yok o afişte diye düşünebiliriz. bu isimler de najat kardeşimiz kadar filmde görünmüş ve oynamışlardır. yersiz eleştiri olmasın diye oynamışlardır diyorum. bu arada sırrı süreyya da yoka afişte..
filme gelecek olursak heryerden apartma bir film görselliği ve seneryo mevcut elimizde. türk sinemasıda birşeyler yapıyor demek adına kasmaya gerek var mı gitmek için. uğur abi bir filmden ilk defa gişe beklediğini söylemiş. bu film afişiyle bence beklediğini zaten alacaktır. yalnız bundan sonra.. ya bundan sonra..
--spoiler--
film de katil iyi bir izleyici için kolayca anlaşılabiliyor. gizem örgüsü zayıf. hani berrak kızımız, kirli çıkıp katil olsa ne iyi olurdu diye de beklemedim değil.
uğur abimiz katilin peşinden koşuyor, 5 metreden paraşütle atlar gibi aşşaya düşüyor.
uğur abimiz şive kullanmış, yalnız iki-üç defa kendisi şive kaçırıp düz konuşmuş.
yine uğur abimiz ceyda hanımla görselliği hoş olan yatak diyaloglarında hırıltılı ve sessiz bi sesle konuşunca sinemadaki ses sisteminden anlaşılmayan sesler olarak yansıdı.
bir de uğur abimizle ceyda ablamız hiç sevişmiyorlardı sanırım. yatak sahneleri dahil ceyda ablamız full makyajlıydı. mesai bitmiş adamın koynundasın makyajdan görünmüyosun ablacım.
eksi artı bi arada yazıyorum. sigaraya gelen yasaktan sonra filmde bu konuyu alaşağı etmelerine bayıldım.
kenan şivede de oyunculuktada hakkını veriyordu. kesinlikle karizmatik ve oynamayan oyuncularında açığını kapatıyordu. yalnız kenan kardeşimiz iki filmdir bir fabrika köşesinde hakkın rahmetine kavuşuyor. bunu bilerek mi yapıyorlar merak ettim açıkcası.
fransadan ekip gelmiş hareketli sahneler için denilince, o sahnelerde de baya bişeyler bekleniyor ama beklemekle gelmiyor bu otobüs, ıslanıyoruz.
--spoiler--
sonuç olarak; kenan ile uğur abi için ve konunun hassasiyeti için bi nebze kasabiliriz.
oyuncu kadrosu ve hoş fragmanı nedeniyle görmem gerektiğini düşündüğüm, en klişe amerikan polisiyesi benzeri bile olsa görmek istediğim filmdir ve akşam da izledim. genel itibariyle başarılı buldum. şöyle ki;
--hafif spoiler--
Öncelikle filmin ilk yarısı gayet iyi. polisiye film şablonunda gördüğün polisler memoli gibi zorlama amerikan özentisi değil, herhangi bir karakola girdiğinde karşına çıkması muhtemel tipler. tavır, konuşma falan. süper olmuş.
katilin yaptığı da muazzam. yirmi kişiden fazlasını kesiyor, işkence ediyor, polisle dalgasını geçiyor. temanın türkiyede yaşayan bir haycan üzerine oturtulması da güzel düşünce.
diğer taraftan, katilin takıntısı mantıklı bir yere oturtulmuş ve halktan destek bile görüyor hani.
emekliye ayrılan polis memuru 10 numara işlenmiş. karakteri her yönüyle irdelemişler, hiç eksiği yok. tüm psikolojisi, giriş-gelişme-sonuç şeklinde senaryoda var.
--hafif spoiler--
ama, katili keşke daha derin işleselerdi. ben en az kızıl ejder filmindeki psikopat kadar birşey bekledim, ama pek havada kaldı. bu şekilde havada kalan bir sürü şey var ki, yardımcı oyuncuların varlıklarının tartışılmasına kadar gidiyor. belki film iyiydi ama montajcı kötüymüş, onu bilemiyorum. klişe kullanmak değil, fotokopi çeker gibi film çekmek kötü duruyor. maalesef filmin bazı yerlerinde bu hisse kapıldığımı itiraf etmeliyim.
bir de kenan imirzalıoğlu mümkünse kendisini daha da zorlasın, bir sürü film yapsın. hani bizim ülkede jön yokmuş ya, adamın duruşu en iyiler listesine girebilir. daha derin işlenmiş karakterleri oynarken kenan beyi izlemek isteriz.
Sıradan bir polisiye filmdir.
---spoiler---
Film'in başında Kenan imirzalıoğlu'nun oynadığı Akrep karakteri'nin evindeki portreleri gördüğünüzde seri katilin o olduğunu anlıyorsunuz(Öldürdüğü adamların resimlerini yapmış.) ve filmin hiçbir anlamı kalmıyor. Berrak Tüzünataç'ta vasatı aşamamış filmde.
---spoiler--