kışı çok soğuk olsa da ayrı güzel geçen şehir. ufacık ama illa ki yapılacak bir şey bulunuyor. yaşıt olan herkes birbirini tanır bir şekilde. ya ilkokuldan ya liseden. eğlenecek bir şey bulan insanlarla doludur. london cafe& pub' a gidemedim ya onca sene, içimde kaldı.
"aaahh edırne ahh...
sevgılı ugruna gıdılmeyecek yol, cekılmeyecek kahır var mıdır acaba?
ıste sen onlardandın, ben senı bıle cektım.."
seklınde ıc gecırmeye sebep olan merıç ıne yandıgım kucuk sehır.
ilklerde severdim, şimdi pek sevmem ama kar yağdığında bir güzel oluyor. buzlarımız eriyor sanki hani, barışır gibi oluyoruz nerdeyse sevcez birbirimizi. Sonra kar duruyor, yine aynı.
2010 yilinda yapilan referandum da yuzde 72 "hayir" cikararak bu konuda tunceli nin arkasinda 2. olmus sehrimizdir. Gercekten cok guzeldir ki 4-1 yanina yapilan evler ve insaatlar son donemlerde inanilmaz artmistir ve hizlica dolmaktadir(gozlemlerime bakarak soyluyorum).
türkiye'deki 81 şehir içinde ''alex'' gibidir. herkes tarafından sevilen, sempati duyulan, beğenilen, giden kişide tekrar gitme heyecanı uyandıran serhat şehir edirne. gözümün bebeği memleketim.
yılın bu zamanlarında kararsız bir havası olduğu kesin. hatta yarın istanbul'dan çıkıp akşam saatlerinde meriç kıyısında rakı içiyor olacağım lakin hava soğuk olur mu? üşür müyüm? yanıma ne alsam? diye de bir telaş sardı.
geceleri çok serin geçmeye başlayan şehir. tabi olan zübeyde'nin çimlerinde gitar çalıp biralarını yudumlayanlara oluyor. ama kış da bir başka yakışıyor şehrime.