kısaca
kaçınmak istediniz o yüzden -ama bitmedi-
gördünüz görüverdiniz bir daha
sıyrılmış acılardan ansızın
sevecen, durgun, sade
o yüzü
belki de, orada, acele
karar verdiniz
bir anneniz olsun isterdiniz böyle
ve belki de sarılıp öpmek isterdiniz onu
her neyse...
O kadar bekledim ki, geliyorum
Ölümümü bekledim, geliyorum
Bir ölüyü ve ölünün bütün inceliklerini
Bekledim geliyorum.
Ben Ruhi Bey, mutlu olan Ruhi Bey
Ölümü gömdüm, geliyorum
Bir sonbahar günüydü, geliyorum
Güneşler buz gibiydi, geliyorum
Ve bütün kötülükler
Ölümün armaları gibiydi
Size anlatırım, geliyorum.
Hepsini, hepsini gömdüm, geliyorum
Havuzun kırık taşlarını - siz bilmezsiniz -
Limonluğu ve kırmızı konağı - siz bilmezsiniz -
Aynalarda kendini seven Ruhi Beyi - siz bilmezsiniz -
Ve bildiğiniz Ruhi Beyi -ya da pek bilmediğiniz -
Gömdüm ben, geliyorum.
"senin için nedir edip cansever şiiri?" deseler şöyle tanımlardım onun şiirini:
günün herhangi bir anında zihnimde beliren onlarca ufak tefek, gerekli gereksiz, lüzumlu lüzumsuz şeyin çevrelediği "asıl umurumda olan"ı, birisinin gelip, herkesin duyamayacağı bir ses tonuyla ve herkesin anlamayacağı bir dille kulağıma fısıldamasıdır.
ikinci yeni'yi tanımlamaya çalışmak zaten başlı başına bir çelişki fakat kimsenin çözemediği bir büyüsü var edip cansever şiirinin. örneğin hayatında hiç şiir okumamış birisi, mendilimde kan sesleri'ni okumaya başlasın; bir çırpıda bitirecek ve devamı var mı diye etrafına bakınacaktır. ya da o mavilik derdişiirini okusun; bir virgül koyması istensin son satıra, gözleri kısılacaktır. deneyin, görün.
kirli ağustos
--spoiler--
o da var olanın ağır ağır yokluğu
şurda bir gündüz kımıldamakta
dağılmanın beyaz organı: tuz birikintileri
gibi bir gündüz
kalın kabuklarını kaldırır doğa.
düşer bir balıkçının tersi olan şey
kirli ağustos! beni ordan oraya götüren eşya
aklımda üç beş otel ya kalır
ya kalmaz üç beş otel aklımda
o da değil bir otelin kendisi
yalnızlığın kahverengi organı: düş birikintisi
bir de kahverengi alevlerden yapılma.
başka değil, yokluğu görmek için
kirli ağustos! gözkapaklarımı da yaktım sonunda.
--spoiler--
dizelerindeki anlaşılmazlık ile daha bir anlam kazanan mükemmel şair.
şimdi bu akşamüstlerini niye sevmiyorum
ne bileyim ben neden
üstelik bir sap menekşe iliştirmiş ağzına
gidip geliyor durmadan
sabahla akşam arasında
deniz ötemde
deniz içimde
hayır hiç yadırgamıyorum yokluğunu
sarılıp gövdesine sımsıkı
bir kadın kendini doğurabilir isterse.
daha dün gibi hatırlarım şiirleriyle tanıştığım anı.
o gün bugündür ararım "ölü bir deniz yıldızıdır mutluluk" dediğimde "o nedensiz mutluluk olsa da olur olmasa da" diyecek insanı.
ölü bir deniz yıldızı
ey sonbahar! ey düşsel yolculuk!
seni dolaştım yaz sıcaklarında, bekledim
duydum ki benim değildi artık,
doğanın kalbiydi uçurumlar toplamı kalbim.
de bana, anlat bana, öyleyse neden hatırlıyorum onu
o fırtına kuşunu gölgesini yere düşüren
gittiydi geldiği yere, uzaklığına
döner mi bir daha dönmez mi bilmem
yüklenip yittiydi gözden onca çırpınışları
ne sevinç bıraktıydı içimde, ne keder, ne acı
bir sen kalmıştın sen, ey sonbahar ilimi, dörtnala gelen
bir atın kalkışı gibi kalkıp da gözlerimden.
parlar ki şimdi ara sıra geceleri
diplerde, derinlerde, yalnızlığımda
ölü bir deniz yıldızıdır mutluluk
o nedensiz mutluluk, olsa da olur olmasa da.
ne güzel tercümandır üstad; yaramıza, özlemlerimize ve sustuğumuz bütün mutluluklarımıza. okurken kitabı bir yerinde kapatıp, dizelerden hikayeler kurgularken hep gerçek hikayeyi merak ederiz. benziyordur mutlak bizimkilere.
"biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
oysa ki seninle güzel olmak var
örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor."
şiirinde, daha çok, evli bir erkeğin törelerle çatışan ya da engellerle karşılaşan yasak aşkını anlatır. sözgelimi; infilak şiirinde, bir sevinin, ayrılıkla sonuçlanmış acı serüvenini dile getirir.
"istesek sevişirdik, ama olmadı
Biz değil yaşayan acılardır.
Gitsem de her yerde biraz vardır
Hatırda zamansız bir plak
Bir otel kapısı, biraz istasyon
Vardır o seninle birlikte olmak
Buluşur çok uzaktan ellerimiz
Ve nasıl göz gözeyiz ansızın bir infilak."
cansever'e göre aşk, bitirim acılarda dayanıklı kalabilmektir. aşk insan için bir sığınak olduğu gibi, dünyaya açılan bir kapıdır aynı zamanda. varlıkları birleştiren bir bağ olarak görmüştür aşkı.
"binlerce geyik ya da binlerce kuşun beraberliği
aşk, o benim en güzel hayvanımdır
en yeşil ormanların en yeşil mantığında
duyulmaz, öpülmez balığında deniz altlarının
ya da bir akşamüstü lokantası gibi
çöküp de köylülerin yorgun argın
aşk
çok belli bir dudakta iki kişi olmanın"
kaç kişiydik, şimdi pek hatırlamıyorum
bir pazartesiyi uzun uzun konuştuk
yüz librelik bir denizi oracıkta tükettik
gözleri kör bir balık yanımızdan geçti
bir kızkuşu omuzlarımızın üstünden
öyle bir vakitti ki, bir menekşe bize indi
akşama benzeyen bir akşam yaptı
söylendi gitti
''güç iştir çünkü bir tarihi insan gibi yaşamak
bir hayatı insan gibi tamamlamak güç iştir
birazdan akşam olacak sevgilim
bütün heybetiyle akşam olacak
sevgilim, diyorum, oysa kimsecikler yok yanımda
bilmiyorum kime sevgilim dediğimi
bildiğim bir şey varsa
o kadar yeni bir anlamda söylüyorum ki bu kelimeyi
unutup birden zamanı ve yeri
onunla bir günü kutluyorum coşarak
onunla bir günü kutluyoruz sanki.''
içinden doğru sevdim seni
bakışlarından doğru sevdim de
ağzındaki ıslaklığın buğusundan
sesini yapan sözcüklerden sevdim bir de
beni sevdiğin gibi sevdim seni
kar bırakılmış karanlığından.
yerleştir bu sevdayı her yerine
yüzünde ter olan su damlacıklarının
kaynağına yerleştir...
ben şimdi bir yabancı gibi gülümseyen
tanımadığın bir ülke gibi
içinde yaşamadığın bir zaman gibi
tam kendisi gibi mutluluğun
beni bekliyorsun
ve onu bekliyorsun beni beklerken.
sen, o benim, daha ne duruyorsun aşk kelimesi
burası ben, gene bir sevdaya çağrıldı o yer
inanma ellerimi deniz, ağzımı bulut ettiğime
ağzım da, ellerim de dünyaya göre
günüm aydınlıkla biter.
tut ki ben her türlü görünmenin apayrısı
gün günden sevdaya benzer
bir adam düşünürsem şapkası maviyle gelen
bir ekmek koparılsam işte o sıra
benzer mi benzer sevdaya
bir duruşum var çevresi gözlerinden.
sanki yanımda gezdiriyorum aşk kelimesi
uyanık, duygulu, her günkü yanımda
bilmem ki ne yapsam, ne etsem bu sevinirliği
kendimi görmeye parklara gidiyorum
kiminin bana kiminin çaresizliğe elleri.
kaçsam da bir türlü karanlık şimdi
ne kadar aynı bir dünyadayız seninle
aşka, dövüşe, maviye yetmek için
biriyim, cesurum, var mısın ellerime
bir başka sabaha kadar içelim.
"Yağar ki sokaklarda bir uzun yağmur
ıslanırım ıslanırım anlamam
Sanki nedir bir yağmurun güzel olması
Sahi bir yağmurun güzel olması
Yağarken kendine severek bakmasından."