edip cansever

entry920 galeri57 video7
    226.
  1. "gül kokuyorsun, amansız kokuyorsun
    ve acı ve yiğit ve nasıl gerekiyorsa öyle.."
    1 ...
  2. 227.
  3. "belli ki susmak yaratılmamış şekliydi dünyanın."
    2 ...
  4. 228.
  5. bu dumanların hepsi gibi varsın şimdi de
    acele etme yoksun belki
    ben her şeyin bir bir yok olmasına o kadar alıştım ki
    ve her şeyin bir bir varolmasına o kadar alışacağım ki
    bilirsin neler için çarpmıyor bir yürek.
    3 ...
  6. 229.
  7. "...kim demiş tabiatta düzen var diye
    aç bir kedi duvara sürtünüyor onu da görün."

    dizelerinin sahibi şair.

    "bir gelin böceği gibi sessizsem
    ve eğilimliysem üstümdeki gökle oranlı
    yemin ederim ‘bir aşk kırgını’ değilim
    yeni diller, yeni anlamlar öğrenmeye çıktım ben."

    dörtlüğü de en sevdiğim dörtlüğüdür.
    7 ...
  8. 230.
  9. "yaz geçti, sözgelimi midyelerden yorulduk
    eni boyu belirsiz bir ıslaklıktan
    upuzun gündüzlerden, sevimsiz otellerden
    eylül ki, sorabilir mi
    hüzünler iç kamaştırıyor, aşklarsa niye yoksul
    bir asfaltın kuru sıcak soğuğundayız
    oysa bir deniz feneri mevsimsiz ölür baylar."
    3 ...
  10. 231.
  11. ne zaman okusan edip cansever'i toprak kokar.
    2 ...
  12. 232.
  13. "'Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz"
    4 ...
  14. 233.
  15. "ben buyum, dersin, arkadaş
    sevgilim ben buyum
    yüreğim vurgun, dişlerim altın
    ceketim sol omsuzumda
    vakit vakit incelen vakit. "
    3 ...
  16. 234.
  17. " Bateri çalıyor havuzun dibindeki kadın
    Belirsiz bir güne yaslanmış
    Mağaralarından geçiyor balık sürüleri
    Yetmiyor mu ki
    Düşlerine ödünç veriyor kendini üstelik."
    10 ...
  18. 235.
  19. "yüzüm dünyanın ilk şairinin yüzü gibi
    ve hiç öfkelenmeden söylüyorum
    arayan sularda arasın beni"
    5 ...
  20. 236.
  21. "yok, sirasi degil daha
    ogleye cok var, aksamin gozyasimsi bulanikligina da
    simdi imgelerdir artik bulusup buyuten bizi.."
    1 ...
  22. 237.
  23. "gene soyluyorum, degilim 'bir ask kirgini' ben
    yuzume sindi coktan gozlerinin rengi
    bir gunes yanigi gibi yuzume
    denizlerdir simdi gozyaslari, iccekmeleri de
    saclari uzanip yattigim cimenlerdir.."
    2 ...
  24. 238.
  25. o kadar çok şey yazmıştır ki anlamlı, derin... herkes bilsin de kirlensin istemem aslında. kıskanırım.
    2 ...
  26. 239.
  27. en iyi şairdir. fazla şiirden ölen adam en iyi şair olmayacak da kim olacak.
    (bkz: yerçekimli karanfil)
    2 ...
  28. 240.
  29. Adam yaşama sevinci içinde
    Masaya anahtarlarını koydu
    Bakır kaseye çiçekleri koydu
    Sütünü yumurtasını koydu
    Pencereden gelen ışığı koydu
    Bisiklet sesini çıkrık sesini
    Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
    Adam masaya
    Aklında olup bitenleri koydu
    Ne yapmak istiyordu hayatta
    işte onu koydu
    Kimi seviyordu kimi sevmiyordu
    Adam masaya onları da koydu
    Üç kere üç dokuz ederdi
    Adam koydu masaya dokuzu
    Pencere yanındaydı gökyüzü yanında
    Uzandı masaya sonsuzu koydu
    Bir bira içmek istiyordu kaç gündür
    Masaya biranın dökülüşünü koydu
    Uykusunu koydu uyanıklığını koydu
    Tokluğunu açlığını koydu.
    Masa da masaymış ha
    Bana mısın demedi bu kadar yüke
    Bir iki sallandı durdu
    Adam ha babam koyuyordu.
    2 ...
  30. 241.
  31. "bazan da bir yerde kuşlar vardır

    ne uçmak, ne görünmek için

    bir karanfil pencereyi deler

    bir kapı kendiliğinden kapanır

    istesek sevişirdik, ama olmadı

    biz değil yaşayan acılardır."
    0 ...
  32. 242.
  33. uzak yakinlik

    soruyordun
    ilkyaz işte...
    uyanıp bir bahçeyi dinliyoruz,
    tenhalık böyle.

    dallar mı kırılmış, sarmaşıklar mı toz içinde
    beklesem hemen gelecek olduğun,
    tam öyle olduğun...
    oysa hep yanımdasın, seninle her şey yanımda,
    kırıp dökük de olsa, yanımda,
    mesela çok sevdiğin bir deniz bile yanımda.
    o deniz ki, aramızda hiç kımıldamadan
    erkeğini iyi tanıyan bir kadın gibi yorgun.

    yarısı yenmiş bir elmaydık bana sorarsan
    ikimizdik, iki kişi değildik.
    bakıyorsak birlikte bakıyorduk gözlerimin içine,
    birlikte gözlerinin içine bakıyorduk senin.
    yanlıştı, doğruydu, hiç bilmiyorum.
    sanki bir bakıma ayrılık böyle...

    karşılıklı otursak da ne zaman,
    masa örtüsünü ikiye bölen ellerimizdi.
    bir tırnak yeşilinden gerisin geriye
    ayak bileklerimizden gerisin geriye
    bütün bunlar gereksiz, bilmiyorum sanma
    gereksiz ama yalnızlık böyle...
    1 ...
  34. 243.
  35. ''zamanla değil, bir yerde
    benim olmayan bir şeyle yaşlanıyorum
    ...''
    * *
    1 ...
  36. 244.
  37. "ve kenti bir ölüm derinliğine salan
    yani bir gül solarken bir gülün açma korkusu."
    1 ...
  38. 245.
  39. "Gün günden odamın şeklini alıyorum.
    işliyorum bu iniltili varlığı yeniden.
    Kimbilir, duyuyorum yazgısını belki de.
    Kuru bir dal parçasını içinden yiye yiye,
    Dal olan bir böceğin
    O garip yazgısını.

    Ne ölüme benzer ne ölümsüzlüğe."
    2 ...
  40. 246.
  41. "yorgundum uzakta güller vardı
    yeni bir gül oluyordu bir gülün oynamasından"..
    ...
    1 ...
  42. 247.
  43. "başlar yalnızlık ve gece
    önce denizden.
    ya parktayız, ya meyhanede,
    bir parça daha harcarız gençliğimizden"

    akşamları yalnızlıktan, sabahları işsizlikten canı sıkılan adam! zamanını parkta, meyhanede, sokakta geçiriyor bu yüzden.

    "meyhanede, evde, sokakta
    bizim derdimiz yalnızlık,
    bizim derdimiz başka"
    2 ...
  44. 248.
  45. "Gelsem gelsem bir solgunluktan gelirim
    Kızgın bir sardunyanın üstelik üvey çocuğu
    Pembe pembe azarlanırım
    O ölür ben azarlanırım
    Kocaman bir konakta uzarım kısalırım
    Ellerim tırnaklarım
    Yeni kırpılmış bir koyun derisi gibi pespembe
    Ve sıcak
    Gözlerim, gözlerim benim
    Denizi ilk defa gören bir çocuğun
    Birdenbire yaşlanması neyse."
    6 ...
  46. 249.
  47. Ben Ruhi Bey, nasıl olan Ruhi Bey
    Nasılım
    Bir yaz ikindisinden çıktım geldim
    Diyelim bir pazartesiydi, biraz da şöyle geldim
    Kapıyı iyice kapadım
    - Kapadım mı, evet, kapadım -
    Çitlenbik ağacının altından geçtim
    Frenk üzümlerinden bir iki salkım kopardım
    Dişlerimle sıyırdım
    Sardunya renginde ve sardunya tadında idiler
    Biri fotoğrafımı çekiyorkenki gibi durdum
    Azıcık gülümsedim
    Ve dünya bana gülümsedi
    Çakılların üstünden yürüdüm
    Yürüdüm ki, bir sese benziyordum sanki
    Yüzyıllarca önce kırılmış bir kemik sesi
    iyice duydum
    3 ...
  48. 250.
  49. "gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk
    hiçbir yere gitmiyor."
    3 ...
© 2025 uludağ sözlük