edebiyat cephesi

entry45 galeri2
    45.
  1. resim için boya malzemesi şarttır ama, badanacıyla ressam arasındaki fark, terkib keyfiyetine bağlı bir terkib farkıdır…
    unsurların rastgele bir araya getirilmesiyle ekmek bile yapılamaz. bu iki hikmet, terkibin sanat çehresini ve nisbet şartını gösterir.

    salih mirzabeyoğlu - damlaya damlaya
    0 ...
  2. 44.
  3. anlatmakla, önemsiz bir şeye önem vermiş olurum.

    tolstoy
    1 ...
  4. 43.
  5. ee, anlatın bakalım, toplumun temellerinin altını oydunuz mu? suçluları aklayıp, suçsuzları mahkum ettiniz mi?

    tolstoy - diriliş
    1 ...
  6. 42.
  7. batı cephesi gibi farklı bir şey yok hep aynı terennüm hep aynı terane.
    0 ...
  8. 41.
  9. insan dev gibi bir mezar taşının yanından geçiyor da, bana mısın demiyor.
    büyük bir aldanış içindeyiz.

    oğuz atay - oyunlarla yaşayanlar
    1 ...
  10. 40.
  11. dünyada bana hiçbir şey, tabiattan melül bir insanın zorla gülmeye çalışması kadar acı gelmemiştir.

    sabahattin ali - kürk mantolu madonna
    0 ...
  12. 39.
  13. acaba iyi bir şey olacak mı?
    hayır, dedim kendime. iyi şeyler birdenbire olur; bu kadar bekletmez insanı. sürüncemede kalan heyecanlardan ancak kötü şeyler çıkar.

    oğuz atay - korkuyu beklerken
    3 ...
  14. 38.
  15. sisler bulvarı'na akşam çökmüştü
    omuzlarımıza çoktan çökmüştü
    kesik birer kol gibi yalnızdık
    dağlarda ateşler yanmıyordu
    deniz fenerleri sönmüştü
    birbirimizin gözlerini arıyorduk.

    sisler bulvarı'nda seni kaybettim
    sokak lambaları öksürüyordu
    yukarda bulutlar yürüyordu
    terkedilmiş bir çocuk gibiydim
    dokunsanız ağlayacaktım
    yenikapı'da bir tren vardı.

    attila ilhan - sisler bulvarı
    0 ...
  16. 37.
  17. onun bedeni bir tımarhane
    içinde çok işçi, deli ve çalışkan!

    onun bedeni bir kule.
    içinde çok basamak, karanlık ve nemli.
    güdürerek çıkarır merdivenlerden,
    ağlatarak indirir aşağı!

    onun bedeni bir küre
    yüzeyi çok giz, parlak ve akışkan.
    döndürdükçe gösterir çarpıtmaz,
    zamana saygılı ve acıyan.

    nilgün marmara
    0 ...
  18. 36.
  19. bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
    iki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
    böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
    zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlar
    bütün kara parçalarında.

    cemal süreya
    1 ...
  20. 35.
  21. ve bir kadın konuştu, "bize acıdan söz et"
    ve o dedi ki:
    acınız, anlayışınızı kuşatan kabuğun kırılışıdır.
    meyvenin çekirdeğinin güneşe çıkması için
    kabuğunun nasıl kırılması gerekliyse,
    siz de acıyı tatmalısınız.

    ve yüreğinizi yaşamınızın gündelik mucizelerinin
    merakı içinde tutabilirseniz, acınız sevincinizden
    daha az mükemmel görünmeyebilir.
    Ve hatta tarlalarınızdan geçip giden
    mevsimleri kanıksadığınız gibi
    yüreğinizin mevsimlerini de kanıksarsınız.

    ve üzüntünüzün kışlarını da
    büyük bir dinginlikle izlersiniz.
    acılarınızı çoğunlukla kendiniz seçersiniz.

    (...)

    halil cibran
    0 ...
  22. 34.
  23. öyle çabuk geçiyor ki günler
    hele sen de bir bak hayatına.
    daha dün doğmuşuz sanki
    yeni okula başlamışız
    yeni sevmişiz

    öyle çabuk geçiyor ki günler
    hele sen de bir bak hayatına
    yarın bitecek sanki her şey
    yarın ölecek gibiyiz.

    daha doymamışız yaşamasına
    günlerimiz dün bir, bugün iki
    sakın bir şey bırakma yarına
    yarın yok ki.

    özdemir asaf
    0 ...
  24. 33.
  25. 32.
  26. ve yanıma yalnız kitaplar alacağım,
    keser kalın yapraklar dıştaki uğultuyu.

    behçet necatigil
    1 ...
  27. 31.
  28. genellikle, dünün borçlarını ödemek için yarınlardan ödünç alırız.

    halil cibran
    1 ...
  29. 30.
  30. eskiden kızardım. daha çok konuşurdum. gülerdim. gülümserdim. beklerdim. umardım. yaşama sevincimi yitirmedim ama kızmıyorum artık.
    daha az konuşuyorum.

    özdemir asaf
    0 ...
  31. 29.
  32. “...toplumdaki "fert", hazırlop olarak aileden, okuldan, toplumdan ne aldığının şuuruna erdikçe ve nefs muhasebesine erişip kendi şuurunu "yıkma, yapma ve zenginleşme" şeklin de değiştirdikçe, ilişkiler bütününü değiştirecek "şahsiyet" olur.”

    salih mirzabeyoğlu - marifetname
    0 ...
  33. 28.
  34. konuşmuyor, anlatmıyor diye hissetmiyor sanmayın.
    kimisi içine atar çığlıklarını.

    cemal süreya
    0 ...
  35. 27.
  36. bir sen anlamıyorsun arsız politikacı esnafı,
    onların içinden çıkmış olsan bile
    -gemisini kurtaran kaptan!-
    uzlaşmacı ve hoşgörülü pezevenk.
    namussuzla hırsızla zorbayla,
    bir yatakta koyun koyuna -saltanat!

    salih mirzabeyoğlu
    0 ...
  37. 26.
  38. uslu ayaklarla başlamış yolculuk
    yürünmez öyle, bazen durulur,
    ve iner erenler katına yorgunluk;
    kapanır sükun üzre kitaplar.

    nefeslerle sürüp giden yaşamamız
    bir su kenarına gelir durur;
    ekmekten, şaraptan öte nimetler vardır;
    yürünmez öyle hep, bazen susulur.

    can yücel
    0 ...
  39. 25.
  40. istanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
    kuşlar geçiyor, derken;
    yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
    ağlar çekiliyor dalyanlarda;
    bir kadının suya değiyor ayakları;
    istanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

    orhan veli
    0 ...
  41. 24.
  42. gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider
    bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
    yanlış adresteydik, kimsesizdik belki
    sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar
    biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı
    üşür müydük nar çiçekleri ürpeririken,

    gidersen kim sular fesleğenleri
    kuşlar nereye sığınır akşam olunca.
    (...)

    gidersen yıkılır bu kent kuşlar da ölür
    bir tufan olurum sustuğun her yerde.

    ahmet telli
    0 ...
  43. 23.
  44. şafağa ancak
    gecenin yolunu izleyerek ulaşılabilir.
    gariptir ki,
    kimi zevklerin tutkusudur,
    acılarımızın bir kısmını oluşturan.
    (...)

    adlandıramadığın nimetleri özlediğinde,
    ve nedenini bilmeden kederlendiğinde,
    işte o zaman büyüyen her şeyle
    beraber büyüyecek ve
    üst benliğine uzanacaksın.

    ağaçlar yeryüzünün
    gökkubbeye yazdığı şiirlerdir.
    ama biz onları devirir ve
    boşluğumuzu kaydedebilmek için
    kağıda dönüştürürüz.
    (...)

    en büyük sarkıcı,
    sessizliğimizin şarkısını söyleyendir.

    eğer ağzın yemekle doluysa
    nasıl şarkı söyleyebilirsin?
    Ve eğer elin altınla yüklüyse,
    şükretmek için nasıl kaldırabilirsin?

    sözler zamansızdır.
    onları zamansızlıklarını bilerek
    söylemeli ya da yazmalısın.

    şiir bir düşüncenin ifadesi değildir.
    o, kanayan bir yaradan
    veya gülümseyen bir ağızdan
    yükselen bir şarkıdır...

    halil cibran
    0 ...
  45. 22.
  46. ne dizimde kuvvet, ne cepimde para...
    bilmiyorum niçin geldim buralara!
    hava berbat... deniz ulur, gökyüzü ulur
    hu soğukta iliğime işledi yağmur...
    bakmayarak fırtınanın boğuk sesine
    çöküverdim köprünün bir kanepesine...

    deniz bazan susup bazan homurdanıyor;
    üsküdar’da birkaç ışık sönüp yanıyor:
    eşelenen kıvılcımlı bir mangal gibi...

    gece sarmış etrafı bir siyah şal gibi...
    kırbacını dalgaların vurup sırtına;
    onları da kudurtuyor şimdi fırtına...
    işte böyle yerler, gökler saçarken ölüm,
    ben buraya nasıl geldim, onu düşündüm.

    sabahattin ali
    0 ...
  47. 21.
  48. -Biz de apartmanda yaşıyoruz biz eşek miyiz baba?
    +Ne alakası var eşoğlueşek!
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük