ispanyolca tercüme yapamayınca, "bari peltek bir kelime söyleyim de kurtarıyım durumu" demiş, peltek peltek "tebereşsst" diye bir şeyler zırvalamış, gerisini getirememiş abla.
"bütün devlet protokolleri, uefa yetkilileri salak, tek akıllı bizim türk insanı, öyle değil mi? şaka gibi" demiş kendisi.
haşa diyorum, aslında türk milleti salak; yıllardır 5 dil biliyorum diye milleti yediğine göre. o zaman biz salağız.
"ayy sen de hep dördüncüden soruyorsun okaan!" diyerek ne demeye çalıştığını anlayamadığım ve ilk kez medya kralı'nda tanıdığım kadın. Valla özür dilerim. 1'den 5'e bildiği dillerin düzeyi sıralamaya göre mi acaba yav? bi de aklı hep italyanca'ya gitti kızın; lamoreee, lamoree!
5 dil bilen fakat konuşamayan kadın. bi de bunu her yerde söyleme gereği nedir anlamadım? misal ben 18 tane dil bildiğim halde hiçbir yerde söyleme gereği duymuyorum. kamboçyaca konuşan adamım ben yahu! kamboçyaca!
dil eğitiminde en çok kullandığı egzersiz, dondurma yalama egzersiziymiş.dil kaslarına inanılmaz faydası varmış.
kaynak : dil öğrenme yolları syf : 149
yabancı dil öğrenme yolları'nı yazan ama belli ki pek bir şey öğretememiş, yazamamış yazardır. tamam 5-6 dilde merhaba demeyi, seni seviyorum demeyi bilebilir ama onu biliyorum olarak saymıyorlar işte. cv'sine "ingilizce: orta" yazan tiplerden işte.
faciayı izlerken ben utandım. lan bu kadar mı ezilir bir insan...
yer ile yeksan olmak diye bir kavram vardır eskilerde. aynen o olmuş ve yer ile bütünleşmiştir.
lan insan sallarda destekli sallar be güzelim...senin kriterlerine göre ben 8 dil biliyorum şekerim...
Direkt 80'li yıllardan fırlamış ulusal "working girl"ümüz. Bunlar geçti artık Ece, albüm yap sen en iyisi, bak hem ingilizcen de var, giydiririz süsleriz eurovizyon'a göndeririz seni de, hem sunar hem yarışırsın, fena mı, al sana cv'ne eklenecek bir şey daha !
dan brown'u amcasının oğlu gibi savunup ne yaptığını bilmez halde ateş püskürmesine henüz anlam verebilmiş değilim.
ingiliz, italyan, ispanyol, fransız büyükelçiliklerine ece vahapoğlu dilimizi diline doluyor ama konuşamıyor uyarılı pankartlar eşliğinde siyah çelenk koymuşlar. ertesi gün ece nin iki gözü iki çeşme bakın bana haksızlık ediyosunuz, ben mösyöö mişhel pilatini diyebiliyorum. hatta of the kürdistani bile diyebiliyorum.. benden nea istiyorsunuz ayol!
ondan ne (bkz: öteki) olur ne beri ki. bildiğin tikky
istemesem de, ece vahapoğlu istemese de, sadece türkçe konuşabildiği için anlayabiliyorum! Keşke hakketen bahsettiği dillerde konuşabilse de bu aciz genç adam da nasiplense. Amma velakin bahsettiği dillerin sadece adlarını biliyorum. canlı yanında adımın yanı sıra o dillerin adlarını unutma ihtimalim var mı? Bi ihtimal ki her zaman vardır bi ihtimal. Bi de kanlı canlı yayınsa. Ha bi de ben, okan'ın yerinde olsaydım yada soruları her kim hazırlıyosa artık onun, bildiğini iddia ettiği diller arasında cümleleri çevirmesini isterdim. Olmuşken tam olaydı. Belki de olmuştur. izlemediğim için tam da bilmiyorum. Aranızdan 'o dilleri okan nasıl telaffuz edecekti a gadasını aldığım' diye soracak olan çıkarsa da ki çıksın, türkçe olarak ''tam bilmiyorum, okunuşlarını soru kartına, kağına her neyse işte ona yazarlardı her hal eşşek değillerdir ya o kadar'' derim.
disco kralı'ndaki hali neyse de, twitter'dan takip ediyorum şu aralar kendisini; yahu bir insan bu kadar mı kendini beğenmiş, bu kadar mı ukala olur? bırak başkaları takdir etsin seni, sen niye başarılarını anlatıp duruyorsun sürekli? yok 'bazen bu kadar idealistlik fazla diyorum kendime', yok 'sürekli üniversitelerden çağırıyorlar, yer kalmadığı için söyleşiye giremeyen öğrencilerin yüzündeki üzüntüyü görüp kahroluyorum' vs vs...**
tevazu mu? o da ne?
bir fuar sayesinde tanışmış olduğum; önceleri fazlasıyla itici, sevimsiz gelen yazar abla. gerçi halen çok sevimli gelmese de en azından gereksiz kasıntı sahibelerinden değilmiş, bunu gördük. bi de hakikaten başarılı bi hatun.