"kendi kendine çalan bir davul zurna
sesini duyunca kendi kendine güreşmeye başlayan
taşınır mal helalarında kara kamunun
şeye dar pantolonlu kostak delikanlıların şiiridir
aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler"
"topağacından aparthanlarda odası bulunamaz
yarısı silinmiş bir ejderhanın düzüşüm üzre eylemde
kiralık bir kentin giriş kapılarına kara kireçle
şairlerin ümüğüne çökerken işaretlenmesinin şiiridir
ayıptır söylemesi vakitsiz üsküdarlıyız abiler"
"erkek ölümden konuşuyoruz yeni ormanlardan
dahi 'dikeni seven gülüne katlanır bir kadın'dan
haramiler ki kırkın üstünde artık sayıları
bir küçük tabut tabakada gezdirirler ölüleri fakfon
burunları çekmek üzre, ince çağrışımlıdır"
öküzlemeler hususunda ince mizahını çok sevdiğim şair ama insan.
"Ben şair değilim. Olsa olsa, bir parça, iş işten geçti ama 'etikçi' olmak isterdim. Ahlak diye çevirmek yanlış. Hiç alâkası yok. Etik, Türkiye'de özellikle yan belden aşağı olarak anlaşılıyor. Şimdiye kadar başımın derde girmeyişi şundan ileri geldi; Ben parçalı söylerim. Şöyle bir hikâye duydum. Kenan Evren'e postadan büyük bir yağlıboya resim geliyor. Bir orospu! Allah Allah kim göndermiş olabilir? diyor. Bir hafta sonra aynı biçimde kocaman bir tablo daha geliyor. Bir çocuk resmi. Bir hafta, on gün sonra aynı adamın yaptığı bir tablo daha. Bir yangın resmi. Yanındaki adamlara soruyor: Bunun anlamı nedir? Söyleyemeyiz efendim falan, diyorlar. Yahu söyleyin, diye sıkıştırınca, ... çocuğu, yaktın bizi, diyorlar."
onun şiirlerini okumak için tarih, sanat tarihi, politika ve bilumum şey hakkında birikiminiz olmanız gereken şairdir. ben şair değil, tarihçiyim diyen, her dizesinde bir tarihi anı yaşatan, huysuz şairdir.
"gelir dalgın bir cambaz. geç saatlerin denizinden. üfler lambayı. uzanır ağladığım yanıma. danyal yalvaç için. aşağıda bir kör kadın. hısım. sayıklar bir dilde, bilmediğim. göğsünde ağır bir kelebek. içinde kırık çekmeceler. içer içki üzünç teyze tavan arasında. işler gergef. insancıl okullardan kovgun. geçer sokaktan bakışsız bir kedi kara. çuvalında yeni ölmüş bir çocuk. kanatları sığmamış. bağırır eskici dede. bir korsan gemisi girmiş körfeze."
dönüşmeye başlamış beşiktaşlı kuşçu bir babanın
taşınmaz kum taşır mavnalarla karabiga'ya kaçan
gamze şeyli pek hoş benli son oğlunu
suriye hamamında sabuna boğmasının şiiridir
"Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında
Bir teneffüs daha yaşasaydı
Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür
Devlet dersinde öldürülmüştür"
"Gelir bir dalgın cambaz. Geç saatlerin denizinden. Üfler lambayı. Uzanır ağladığım yanağıma. Danyal yalvaç için. Aşağıda bir kör kadın. Hısım. Sayıklar bir dilde bilmediğim. Göğsünde ağır bir kelebek. içinde kırık çekmeceler. içer içki üzünç teyze tavanarasında. işler gergef. insancıl okullardan kovgun. Geçer sokaktan bakışsız bir kedi kara. Çuvalında yeni ölmüş bir çocuk. Kanatları sığmamış. Bağırır eskici dede. Bir korsan gemisi! Girmiş körfeze."
" ey imece ile başsız gömülecek derviş
sen kendin o zamandan değilsin
ya bu hikayeyi nereden bilirsin?
ey ustalıkla taşaronluğu birbirine karıştıran ve
yaşayan okur!
sen yabancı değilsin bense bir fakir derviş.