8-9 yaşlarımdayken biraz kendi isteğimle, biraz da rahmetli dedemin telkiniyle kuran kursuna gitmiştim.
lâkin iki tane seçenek vardı mahallemizde. ya vakfın açtığı kursa gitcektim ya da mahallemizin camiisinde açılan kursa.
ilkokuldan birkaç arkadaşım vakfınkine gidiyordu ve onlara sormuştum neler yaptıklarını, nasıl gittiğini vs.
dediler ki: "x hoca var bizim kurstta, sürekli bağırıyor yanlış yapınca, hatalı okuyunca, ezberleyemeyince."
hatta daha sonradan duyduğuma göre yanlış hatırlamıyorsam*, çocuklara vurduğu gibi bir durum da vardı.
hangisine gideceğim hakkındaki kararımı vermem zor olmadı tabii o çocukluk aklımla.
camiide kursu yürüten müezzin ise, the imam filminde ki emrullah karakteri gibiydi. yıllar sonra o filmi izlerken, aklıma o müezzin geldi hemen. tabii o'nun gibi uzun saçlara sahip değildi. motora bindiği ya da laptop getirip bize oyun oynatmışlığı da yoktu. ama anladınız siz onu.
geçmişten aklımda kalan ve kesinlikle hayatımda olumlu etkisi olan değerli kişilerden biridir. allah razı olsun.
lafın kısası şu ki; geçen gece üşenmedim ebu kalel'in entrylerinin %80-90'nı okudum.
okuduklarıma dayanarak, yorum yapmadan şu tanımı yapacağım:
çok merak ediyorum günümüz türkiyesinde bu arkadaş istediğini bu kadar rahat söylerken, onun özlem duyduğu şeriat ülkeye gelince bizler isteklerimizi rahatça ifade edebilecek miyiz.
kurtuluşun savaşını müslümanların kaybettiğini ama yeni çıkacak iç savaş ile beraber müslümanların hilafeye biat edip ülkeyi ele geçireceğini düşünen ergen. yazık lan size denilesi varlık.
asalet maaşı aldığı türkiye cumhuriyeti hakkında saçma sapan başlıklar açıp kimden tarafa olduğunu anlayamadığım yazar.sana o maaşı bağlayanlar bu entrylerini görse ne derdi acaba?.