ruhumun bir kösesinde uyuyan militanist duygularımı radikal boyutlara tasıyan, o ismi her duydukca tüm emperyalist düsüncenin azraili olmak istediğimi beynime bir balyoz gibi vuran, içinde müslüman kardeslere iskence yapılan, kadın ve cocuk diye aldırmadan ırzlarına gecilen ve tüm bu acılara dayanamayıp bizi öldürün diye mektubu tüm dünyaya ulaşan ''nur'' isimli bayan kardesimizin yazdığı mektuptaki feryad'ının arsı-ala'ya kadar ulastığı, bizlerin bu zulmü görmemize rağmen hiçbir sey yapamayısımızın ve utancımızdan kör kuyuların zifir karanlığındaki zillete düsmemizi sağlayan ceza evi.
o cezaevinin (iskence ve tecavüz evi) olusumundaki tüm sürecte rol alan her ülkeye ve her bireye allahın laneti üzerinize olsun dedirten ceza evi.
Ebu Gurayb, abu gharib ya da ebu garib olarak da anılan, Iraklılar'ın Amerikalılar tarafından türlü taciz ve işkenceye uğradığı hatta öldürüldüğü, bunlar yetmiyormuş gibi üzerlerine işerken fotoğraflarının çekildiği, insanların bulunduğu ama ne yazık ki henüz insanlığın ayak basmadığı yerdir. unutuldu sandılar... ama yanılıyorlar.
emperyalizmin ırak durağında bıraktığı utanç emarelerinin merkezi yer.
seneler geçmesine rağmen unutulmayan işkencelerin her türlüsüne maruz kalan 71 ıraklı için, geçmiş hesabı kapatma adına toplam 5 milyon dolar tazminat ödenmiştir.
bir süredir iddia edildiğine göre cezaevi olarak kullanılmayan insanlığın yüz karası yer şimdi bir kısmı saddam hüseyin döneminde işlenen suçlarla ilgili dökümanların sergileneceği müzeye dönüştürülecekmiş.
abd işgali sonrası işlenen "insanlık değil" hayvanlık suçlarının delili belgelerin sergilenmeyeceğini tahmin ediyor olmamız gerekir. öyle ya görmeye dayanamadığımız sahneler abd işgali sırasında gerçekleşmedi.
ama hala devam eden işgal sırasında yapılan zulümü görmek gerekir, görüp de unutmamak, hala abd ye müttefik diyen zihniyetin koruyuculuğunu yapanları şöyle çekip bir kenara sormak gerekir "müslüman müslümanın kardeşi değil midir? gerçek müslümanlık kardeşin yok olup gitmesine göz yummak mıdır?" diye.
ama nafile, herkesin verecek bir cevabı var bu devirde.
herneyse, özetle hatırlamak gerekirse ebu garip budur:
abd'nin savaş esirlerini tuttuğu hapishanelerden sadece bir tanesi. biraz göz önünde olduğu için (ırak'tadır) guantanamo (küba) ' dan daha fazla ses getirmiştir ya da bu düşünce için diğer bir olasılıksa abu garib'teki uygulamanın guantanamo'ya göre daha sert olmasıdır.
kısacası burda insani değerlerin nasıl çiğnenebileceği ve ahlak kurallarının nasıl çiğnenebileceği abd askerlerine öğretilir. onlar da bu sayede ırak'ta daha kolay can alabilirler. **
birde guantanamo diye bir ceza evi vardır ki, bunun ebu garip'ten tek farkı tüm mahkumlar erkek. farkeden birşey yok sonuçta, zulmeden emperyalistler, zulüm görenler ise müslümanlar!!
saddam kurmaylarının onca tecavüz ve işkenceden sonra batı ve ona ait her şeye karşı intikam yemini ederek tekfirci maskesiyle mücadele etme kararı aldığı cehennem çukuru.
Bu uğurda Allah ı bile hiçe sayan Tevhid anlayışıyla bağdadi denen manyağın ipine sarıldılar.