tercih değildir. sen düzcinsel (straight kelimesi için bu aralar bu kelime kullanılıyor ama ne derece doğru bilemem. heteroseksüel kelimesini de yabancı bir kelime olduğu için sevmiyorum, karşı cinsten hoşlanan birey için de bir kelime yok, her neyse) sen düzcinsel olmayı nasıl ki seçmemişsen, bu insanlar da eşcinsel olmayı seçmemişlerdir. eşcinselsen, eşcinselsindir işte, tercih değil de var olma biçimi bu.
nedeni hala çözülememiş ya da ben bilmiyorum. hormonlar mı yoksa tercih mi? iki türlü de bizi ilgilendirmez orası ayrı mesele. bana ne eşcinselin tercihinden veya yanlış çalışan hormonlarından. toplumun ahlakından bana ne veya kime ne?
--spoiler--
inanıyorum ki dünya eşcinsellere karşı yapılan bu cadı avını bir gün yargılayacak. Sözde ahlaklı insanlar tarafından masum gruplara karşı yapılan inanılmaz bir adaletsizlik olarak ispanyol Engizisyonunu ve Nazi toplama kamplarını yargıladığı şiddetle yargılayacak. Hem Kilise, hem de Naziler iyi bir iş yaptıklarına inanıyorlardı. - N. McLean
--spoiler--
kesinlikle tedavi edilmesi gereken, altında yatan pskolojik faktörlerin irdelenmesi zarureti olan çağımızın hızla yayılan hastalığı. tanrı kimseyi eşcinsellikle sınamasın.
tıbbi olarak malesef artık hastalık olarak kabul edilmeyen, hatta kimi doktorlarca bundan rahatsız olduğunu söyleyip yardım isteyenlere dahi durumunu kabullenerek yaşaması öğütlenen ama tavsiyeyi veren doktorun kendisininde içinde bulunmak istemeyeceği durum.
Benlik saygısını yitirme, sosyal uyum güçlüğü, aşırı cinsel düşünce saplantıları, depresyon, aile içi sorunlar v.s bir çok sağlıksızlığa yol açacak bu durum modern bilim anlayışının şu andaki bu tür insanların önündeki en büyük problem olan benlik saygısını yitirme konusundaki semptomlarını yok etmek, etkin bir tedavi metodu bulamamak ve insan haklarının çarpık yorumundan yola çıkarak hastalık saymadığı bu durumun normal bir cinsel yönelim olarak gösterilmesi yeni sorunlar ortaya çıkarmıştır.
-Tedavisine yönelik yeterli bilimsel çalışmalar yapılmamaktadır.
-Cinsel kimlik kazanma aşamasındaki ergenlerin belli bir dönemsel karmaşa içerisindeki zayıf eğilimlerinin asıl cinsel kimliği haline dönüşmesi için cesaretlendirmektedir.
-Bu yönelimini kabullenmeyen bireylerin tıbbi yardım alma konusundaki çeşitliliğini sınırlandırmaktadır.
-Bu yönelimin çocukluk dönemindeki bir takım olumsuz yaşantı yada yanlış aile tutumlarıyla ilintilerinin araştırılarak sebeplerinin ortay çıkarılması ve nasıl önleneceği ile ilgili yeni araştırmalar ve aile bilinçlendirmesine engel olmaktadır.
Ne kendisinin ne de evladının olmasını istemeyeceği bu durumdaki insanlara yönelik tedaviyi reddeden veya bu hastalık olarak kabul edilmemesi durumuna karşı herhangi bir girişimi olmayan bilim insanları kendi durumunu kabul etmeyen insanlara karşı insan haklarını ihlal etmektedirler. Sorunu toplumun onları kabul etmemesi olarak görmek işin kolaycılığına kaçmaktır.
Eşcinsel hisleri olan, bunu normal bir şeymiş gibi gören ve yaşayan, bu durumda olanları normalleştirmek isteyen ve taraftar kazanmak adına destekleyen çeşitli eşcinsel dernekler, modernlik kavramını putlaştırıp dine yada toplum değerlerine karşıt olma tepkiselliği ile destekleyenler ve ilginç bir konu olarak ilgi çekmesi ile bunu toplumsal fayda olup olmamasını önemsemeden olumsuz örneklemeler sunarak kullanan medya ve sanat dünyası ayrı bir sorundur.
Mutlu bir aile kuramayan, baba yada anne olma hissini yaşayamayan yada yaşasada dahi ikiyüzlü bir hayat süren cinsel kimliği içerik olarak tüm kişiliğinde en ağır yeri tutan, kişisel mutluluk ve üretkenliğini engelleyen, toplumda alay konusu olan ve aşağılanan bireyler, bu yönü dolayısıyla fuhuşa sürüklenen hayatlar ve bu bireylerin aileleri bir dram olarak gözümüzün önünde durmaktadır.
Aşağılamak, öteki olarak görmekle bir kenara bırakamayacağımız toplumumuzun bu fertleri ve bu durumda olabilecek doğmuş yada doğmamış yeni nesiller hastalık olarak tanımlanmayan, basit bir yönelimmiş gibi sunulan bu durumlarıyla önemli meseledir.
cinsel yönelim şeklidir. tercih değildir, zira kimse toplum tarafından uygun görülmeyen, dışlanan, iğrençlikle suçlanan biri olmayı tercih etmez. hastalık olduğu fikrine gelince; hastalık kesinlikle değildir. etkili olduğu söylenen psikolojik yardımsa, sadece bireyin seks olayını hayatından çıkarmasına yardımcı oluyor. yani eş cinselken psikolojik tedavi aldığınızda sihirli değnek değmiş gibi heteroseksüel olmuyorsunuz. kişinin eş cinsel kimliği sabit kalıyor, sadece cinsel isteklerine gem vurmayı öğreniyor. yani ne kadınlara ne de erkeklere ilgi duyan, seks fikrine nötr bir birey oluyor.
tanrı insanı yarattığında önce bir eşi yoktu. sonra etinden et, kemiğinden kemik alarak bir eş yarattı ve o günden sonra erkek ve kadın olarak anılır oldular. erkek ve kadın çıplaklıklarının farkında değildiler ve birbirlerine eş(denk)tiler. yasak meyveyi yedikten sonra tanrı nın onlara verdiği ceza bu eşitliği bozmak olmuştur, nitekim meyveyi yemenin ilk sonucu da erkek ve kadının çıplaklıklarının (dolayısıyla farklı olduklarının) ayırdına varmak olmuştur. ayrıca tanrı kadına, erkek tarafından hükmedilme cezası vermiştir ki bu da eşitliği bozar. kadın ve erkek aynı günahı işlemelerine rağmen cezaları da farklıdır, evet temelde ikisi de acı çeker; ama kadının cezası doğururken acı çekmek, erkeğin cezası ise çalışırken acı çekmektir. cezaları ve aile içindeki statülerini farklı kılmakla tanrı erkeği ve kadını kesin bir şekilde ayırmıştır ki bu onun insana bahşettiği "etinden et, kemiğinden kemik" eşi geri alması demektir. bu bağlamda, eşcinsel bir eylem içinde olmak, yani kendine eşit bir eş aramak, tanrının verdiği cezadan kaçmaktır şeklinde yorumlanabilir. Evet, insan kendisi gibi olanı daha iyi anlar, bu doğrudur (nitekim eşcinselliğin en popüler argümanıdır bu) ancak erkek ve kadın arasındaki bütün farklılıklar tanrının bir cezasıdır zaten.
ayrıca tüm bunlar benim şahsi fikrim ve yorumum olup hiçbir dini otorite tarafından onaylanmamıştır.
cinsellik iki karşı cins arasında zevk alma-verme, fiziksel ihtiyaç giderme + üreme amaçlarıyla yapılır. bu anlamda eşcinsellik normal bir davranış değildir. hastalık mıdır? ruhsal bozuklukluk mudur? kısmı bilimin konusudur. eşcinsellik bir tercih hakkı değildir. kadın kadındır erkek erkektir. öyle hissediyorum böyle hissediyorumla olmaz bu iş.
eşcinsellik, kişinin cinsel, duygusal ilgi ve isteğinin (cinsel yöneliminin) kendisiyle aynı cinsten kişilere dönük olması. Sadece kendi cinsine yönelenlere eşcinsel ya da homoseksüel, hem karşı cinsine, hem kendi cinsine yönelenlere de biseksüel denir. aktif ya da pasif olsun, kendi isteği ile hemcinsinden olan biriyle cinsel ilişkiye giren kişi eşcinsel kabul edilir.
eşcinselleri tanımlamak için çok çeşitli kavramlar kullanılır. kadın eşcinselleri tanımlamak için 1800'lü yıllardan beri kullanılan lezbiyen sözcüğünü karşılamak için fransızca kökenli gay sözcüğü, 1960'larda önceleri sadece erkek eşcinselleri tanımlamak için kullanılmaya başlanmıştır. zamanla tüm eşcinseller için kullanılır hale gelmiştir. eşcinsel anlamına gelen bazı argo tabirleri hakaret ya da aşağılama amaçlı kullanmak, birçok gelişmiş ülkede "nefret suçu" kapsamına girer ve cezai yaptırımla karşılaşılabilir.
kendini gey ya da lezbiyen olarak tanımlayanların sayısının ve hemcins cinsel ilişkileri tecrübe etmiş olanların oranının araştırmacılar tarafından güvenilir bir biçimde tahmin edilmesi çeşitli nedenlerden dolayı zordur. kapsamlı araştırmalara göre çağdaş Batı dünyası nüfusunda kendini eşcinsel olarak tanımlayanların oranı %2 ile %13 arasında değişkenlik gösterir. 2006'da yapılan bir araştırmaya göre nüfusun %20'si eşcinsel hisleri hissetmiş olduklarını anonim olarak belirtmişler fakat araştırmaya katılanların arasında nispeten düşük bir sayı kendini eşcinsel olarak tanımlamıştır. hayvanlarda eşcinsel davranışlar da sıkça rastlanır.
birçok gey ve lezbiyen kişi ciddi hemcins ilişkisi içerisindedir. ilişkideki tarafların kendi psikolojik algılayışları açısından bu tür ilişkiler ile heteroseksüel ilişkiler arasında hiçbir fark yoktur. kaydedilmiş tarih boyunca eşcinsel ilişkiler ve eylemler -aldıkları şekle ve bulundukları kültürlere bağlı olarak- zaman zaman takdir edilmiş zaman zaman da yargılanmışlardır. 19. yüzyılın sonlarından beri, eşcinsellerin görünürlük ve tanınmasının artırılmasının yanı sıra; evlilikler, medeni birliktelikler, evlat edinme ve ebeveynlik; işe ve askere alınma ile sağlık hizmetlerine eşit erişim gibi yasal hakların kazanılması için büyük bir mücadele verilmektedir.
eşcinselliği ancak eşcinsel olan birisi anlar. ben homofobiğim ya da ayy çok şirinler ya ben çok seviyorum gayleri demekle ne onların yanında ne de karşısında olunabilir. onlar diyorum yanlış anlaşılmasın bu soyutlamak ötekileştirmek değil elbette. bir gün arkadaşımın ağladığını gördüm sırf eşcinsel olduğu için bıktım aşağılanmaktan hor görülmekten diyordu. aslında çok zor değil nefret ediyorsan bakmazsın yüzünü çevirirsin, çok seviyorsan peluş oyuncak gibi davranmak yerine sade vatandaş gibi davranırsın (heteroseksüel -toplumsal normal- gibi). hemcinsine ilgi duyması onun ne daha kötü biri olduğunu ne de aklı fikri sexten başka birşeye çalışmaz olduğunu gösterir. adam karısını dövüyor, kumar oynuyor, içki içiyor, küfür ediyor o adama birşey deniliyor -erkekliğin şanından ya-; sonra bir gay görünce aman allahım ne dinsizliği ne ahlaksızlığı kalıyor. bu çifte standart son bulmalı.
Eşcinsellik ...
bazılarına göre tercih, hastalık veya düzeltilebilir bir şey; yani bir hata. bazılarına göre cinsel sapkınlık- sapıklık ya da son yılların modası haline gelmiş bir şey. itirazı olan? ne de olsa heteroseksüel- egemen bir toplumda yaşıyoruz.
" tercih değil; yönelimdir. "
neden yönelim denmeli? çünkü kimse buna karar vermez. e tercihler de kararlar doğrultusunda yapılır. biraz düşünüp ' ya ben en iyisi eşcinsel olayım. ' demezsiniz. aynı şekilde heteroseksüeller de buna karar vermiyorlar. onların yönelimi de karşı cinse doğru.
ille fark arayan heteroseksüeller için gelsin bu paragraf:
tek fark karşınızdakinin cinsiyetinin sizinle aynı olmasıdır. onun dışında aşk yine aşk, sevgi yine sevgi...bir kadının bir kadına aşık olması, bir kadının bir erkeğe aşık olmasıyla aynı şeydir. aşk aynı yerden vurur; kalpten. aynı şekilde aklınız beş karış havada olur, aynı şekilde ayrıldığınız zaman acı çekersiniz.
fark ise homofobik bazı insanların düşüncelerinde yatar. mesela;
özellikle lezbiyen kişilere bazı özgüven patlaması yaşayan erkekler tarafından çok defa tekrar edilen bir şey vardır:
- ya abi, bu kız beni bir görseydi, lezbiyen falan olmazdı. iyi erkeğe denk gelmemiş.
evet. burdan lezbiyen olmaktaki tek nedenin ' iyi erkek ' bulunamamış olması olduğunu anlıyoruz. peki gerçekler ne diyor? ona da şöyle bir örnek vereceğim;
bir erkek eşcinsel kişi, karşısındaki az önceki cümleyi sarfeden heteroseksüel kişiye:
- asıl sen beni görseydin kesin gey olurdun, sana da iyi erkek denk gelmemiş abi ya...
deseydi... yani mantık böyle işleseydi demek istiyorum... bu diyalogdan sonra türkiye şartlarında kan gövdeyi götürürdü heralde.
iyi de heteroseksüellerin bunu ifade etme özgürlüğü var da, eşcinseller ifade edince neden şiddet uygulanıyor? sanki eşcinsel insanlar her gördüğü ' güzelmiş/ yakışıklıymış ' dedikleri kişiyle ilişki mi kurmaya çabalıyorlar?
hayır kimse korkmasın diye söylüyorum; prosedür hetero- ilişkilerde nasılsa, diğerinde de öyle. kur yaparsın, sana karşı bir şeyler hissediyor mu karşındaki diye bakarsın, açılırsın falan.
bu homofobiklik niye ve neden şiddete dönüşüyor?
arachnophobia sahibi insanlar örümceklere eziyet mi ediyor? yani bu fobi olayı şiddet mi getiriyor beraberinde?
benim fikrime göre homofobisi olan insanların içinde eşcinsellik yatıyor. eşcinsellerle aynı ortamda bulununca veya diyalog kurunca sanki kendilerinin hisleri açığa çıkacakmış gibi hissediyorlar ve bunu da şiddetle bastırmaya aynı zamanda bu şiddeti göstererek diğer insanlara " normal " olduklarını iletmeye çabalıyorlar. şimdi bütün homofobikler inkar eder bunu, ben de kanıtlayamam zaten.
ayrıca eşcinselliğin bir tarafı daha var; sorgulama. evet. heteroseküeller kendilerini ' neden ben böyleyim? neden karşı cinsten hoşlanıyorum? ' diye sorgulamazlar. genel kanı bu yönde; çünkü bu bilemediğimiz bazı merciiler tarafından ' normal ' olarak addedilmiş.
halbuki eşcinsel insan sorgular. kendini, duygularını, bunların nedenlerini... o yüzden genel olarak daha duygusal, duygulara önem veren ve bunları anlamlandırma çabası içersinde olan insanlardır.
bir de suna değinmek istiyorum: yapılan bir istatistiğe göre işyerinde gey olduğu bilinen bir insanın maaşı , heteroseksüel olanlara nazaran daha düşük veriliyor ya da zaten hiç ise alınmıyorlar.
ben burdaki mantığın sırrına eremedim henüz. yani eş cinsel olmak zekadan mı azaltıyor? herhalde böyle düşünüyor olmalılar.
neyse konuyu daha fazla uzatmadan,
özetle:
eşcinselliğin kollektif olarak kabul edilme meselesi önce bireysel olarak kabul etmekten geçiyor. insanı cinsel yönelimine göre yargılamak bir çeşit faşişzmdir bana göre. ama en azından günümüzde bunu ' normal ' karşılayan insan sayısı epey arttı. ama yine de eşcinsel insanların kendi haklarını savunması gerek. öyle oturulan yerden ' o benim hakkımı savunsunculuk ' olmaz. aktif olup bunu göstermek ve anlatmak gerek. bugün anlatılır, kimse kabul etmez; ama aynı şeyi 5 yıl sonra anlarlar, 5 yıl sonra kabul ederler. *
erkek erkeğe olunca iğrenç görünen, kadın kadına olunca seksi ve çekici gelen durumlar bütünüdür. Ayrıca erkek-erkeğe durumundan dolayı lut kavminin de helak olmasında rol oynayan önemli bir olaylar silsilesidir.
("Sizden önce alemlerden hiç kimsenin yapmadığı hayasız-çirkinliği mi yapıyorsunuz? Gerçekten siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Doğrusu siz, ölçüyü aşan (azgın) bir kavimsiniz. (Araf,80)
(bkz: yolda geçen erkeklerin birbirlerine tecavüz etmesi)