şöyle başlık açanlara o kadar gıcık oluyorum ki...
adama sorsan hiç bir eksiliği yoktur. hatta ekler, çokyakışıklıyım, kültürlüyüm, elitimi cihangirde oturuyorum, 2 üni bitirdim, zenginim der ama hep yalnzım, kimse beni anlamıyor da der.
restorant ya da bir lokantada yemek şart değildir. galata köprüsünde balık ekmek yemek ve unkapanı'nda nohut pilav ile cila çekmek free takılmanın ara sıra gerekli olduğunu hatırlatır. "dışarda yanlış yemek yememek" şarttır.
yalnız yiyen yalnız ölür önermesini gerçek anlamıyla da kanıtlayan eylem. çünkü yalnız yemenin insandan tiksinmek, başkalarıyla yemek yeme programı yapamayacak kadar iletişimsiz olmak, yemek yerken kötü göründüğünü düşünecek kadar kendini sevmemek gibi farklı nedenleri vardır ve hepsi yalnızlığa götürür. bazen tek başına yemek yiyenleri gördüğümüzde duyduğumuz acıma hissi de bu yüzdendir. yalnızlığın işlendiği filmlerde de ana karakterin mutlaka yalnız başına birşeyler yediği sahnelere de özellikle rastlarız.
yemek yemek gibi doğal bir eylemi başkalarıyla paylaşamama sıkıntısı, hayatı paylaşamama göstergesidir. gerekirse insanları kendimiz davet edip birileriyle birlikte yemek yemeye kendimizi alıştırmalıyız.
Çok sıkıcı bir durumsur. Sırf yanlız kaldığım için aç kaldığımı hatırlıyorum. Tabi yemek yemeğe arkadaşlarımı zorladığımı saymazsak. Kısacası can sıkıntısı durum.
Doyarsın. Karşındakiler bitirince, hadi bitir daa... Bakışlarından, laflarından kurtulmak. Ve yine erken bitirenlerin, kıçının yarısını sandalyeden kaldırıp, bir an evvel kalkmak istemesi ve senin yemeği lezzet almadan yemene neden olur kiii o zamanda verdiğim paraya acırım. Hakkıyla yiyemedik!.
Evdede her çeşit yemeği yapabilirim, güveçten tut, tepsi kebapları, dolmalar, sebzeler vs. Üniversite dönemi ve sağolsun annemin, öğren oğlum bigün lazım olur diye zamanında öğretmeside büyük fayda tabi. Hülasa, ortada acınacak, ne kadarda yalnız gibi durumlara girmeyi gerekli görmüyorum. Ne kadar fazla gereksiz arkadaş, o kadar boşa giden harcama ve zaman demektir.