düşün düşün boktur düşen

entry1 galeri0
    ?.
  1. doganin kurali olan icgudun tamamen zitti olan dusunme eylemini oldukca fazla gerceklestirebilen bir kisinin elde edecegi sonucu tanimlayan bir deyim.

    ne kadar dusunulurse dusunulsun, sonucun bok yigini seklindeki soru obekleri oldugunu gosteren kucuk tanimlamanin, hiclikte muhafaza edilmesi ve kisa surede tuketilmesi onerilir; aksi kosulda kisiyi kendi bokunda bogabilir.

    *****

    hareketsiz oldugu tum sure boyunca onu izler, ancak merak eder ve sorar:

    - yine düşünüyorsun.
    seni düşünüyorum, ne yapacagız seninle diye..
    - n'aparsin ki benimle başka?
    bilmiyorum, ama arada gelmen iyi oluyor, hoş beş iki sohbet falan..
    - sence senin için ne kadar değerliyim, ben olmadan düşünebilir misin?
    sen zaten benim düşüncemin bir ürünüsün, ben yoksam sen de yoksun.

    tekrar hareketsizligine geri döner ve konsantrasyonunu derinleştirir, bir konudan diğerine, oradan ötekine.

    .
    .

    sinir hücreleri arasındaki bu elektriksel etkileşim, sözcük haritasının en ücra köşelerinden yapılan çağrışımlara dönüştükçe karşılıklı alınan zevki doruk noktasına ulaştırmıştı. geri dönülmez doktaya ulaşan çift, bu stimülasyondan kendilerine düşen payı almaya başlamışlardı bile.. serberst düşünceleri kanıtlama yarışındalardı artık. doğru ve yanlışı yeniden yazma girişimleri de başarıyla sonuçlandıktan sonra, bir an her ikisi de duraksadı:

    - sende kalabilir miyim? gidip gelmesi çok zor oluyor gecenin bu saatinde de..
    tabi ki, yatağım boş, beraber uyuruz.
    - teşekkür ederim.
    ama şunun şurasında üç bilemedin dört saat uyuyorum zaten, rüyalarıma karışmayacaksın, yoksa külahları değişiriz ona gore.
    - nasıl istersen.

    kisa diyalogun ardından parmağıyla dudağına dokunarak kaldıkları yerden devam ettiler sevişmelerine. saatlerce bitmeyen bir mental orgazm yaşıyorlardı. ta ki, hava siyahlığını yitirmeye başladığı ana kadar. hafif yan döndü ve şöyle dedi:

    benim uykum gelir birazdan. seni de gideceğin hiçliğe bırakırım. olmadı bi kahve içeriz sende ha, ne dersin?
    - hoş fikir, neden olmasın.
    neden olmasın?
    - yani, olmaması için bir neden yok.
    peki, güzel.

    biraz erken çıkmışlardı, ama fazla geçmeden uykusu gelmişti. ikisi de ön koltuğa oturdu ve uzaklaşarak kayboldular. olanları hissederken, arkamı döndüm, ve yaklaşan gri bir noktanın büyümesini az önceki zevkle izledim. boyutsuz ama geniş, ve de renksiz ama gri bir nokta. transparandı, ve belki de aslında yalnızca bir gölgeydi, ama benim deği, bilinmeyenlerin. çok şekilsiz duruyordu, bu nedenle bilinmeyenlerin dedim. benim gölgem zaten yok, çünkü ben ışığın kendisiyim. e hiçliğin de gölgesi olmayacagına göre kesin doğruluktaydım. bir de bilinmeyenleri görsem aydınlatıp gölgeden çıkarabileceğim, ama halen uyuyor. kalkmasını bekledikçe geç mi kalıyorum diye düsünürken o coktan yanımda uyuyakalmıştı.

    - ne de güzel düşünüyor öyle.
    ama uyanmaliyim.
    - peki uyandırsam kızar mıyım?
    en iyisi gidip bir beyin arası ekmek hazırlayayim.
    - peki.
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük