murat yılmazyıldırım ve murat çelik'in solo albümleri de dahil olmak üzere 3 serilik düş sokağı sakinleri albümlerindeki çoğu şarkıyı ezbere bildiğim grup. gençliğimi verdim be...
Kar kış soğuk bir Sinop akşamında sahil kahvesinin balkonunda görüp oha ne işiniz var abi burda diye şaşırıp gülüşerek,simit çay eşliğinde sohbet ettiğim grup.her ikiside çok sağlam düzgün adamlardır.
Düş maviyle uyandı
Güneşi yorgun dünyalara
Gece oyunları oynardık yarı uykulu şiirlerde
Düş maviyle uyandı
Öper gibi yar uykularını
Dönüşü yok sevdaya dikilmiş çiçeklerdi o oyunlar
Sevgiler kendi renklerini değiştirdiklerinde
Değişken yüzler girerdi hep aynalara
Yine de sevgiyle bakardık onlara
Ve öperdik ak alınlarında
Yağmur düşerdi sevincin aktığı yollara martılarla
Düş maviyle örtündü
Yağmurla kardeş bedenlere
Sevda oyunları dönerdi çırılçıplak gölgelerde
Sevgiler kendi renklerini bulduklarında
Kendilerine kavuşuyor yüzler yeniden aynalarda
Düş sokağında yaşardı
Renkli cıvıl cıvıl düşler
Ve sakinleriydik bu sokağın
Düşler birikmiş sevgilerimizdi...
Yoğun metalci bünyeme yakın arkadaş tarafından bir gece ödünç verdiğim ipod’uma yüklü olarak geri aldığım bir şarkısıyla (gayret et güzelim) bünyemin tanıştığı ikili, meğerse radyolarda duymuşuz ama dinlememişiz o zamanlar. 30 kere arka arkaya dinleyip derin iç çektiğimi bilirim, o dönem sevgilim olmamasına rağmen üstelik. O yüzden hassas bünyeler için yakıcı ve yıkıcı olabilir.
her şarkısında bir anlam, her şarkısında hüzün ve mutluluk.
ben hüzünleri sizin hüzün kovan kuşunuzla kovdum.
ben sevdamı bir ateş gibi sayenizde yaşadım.
kan revan içinde sizinle okudum şarkıları.
sizinle ayrılığı anlattım.
ve o her gideceğinde bir kez daha dedim ona "gayret et güzelim"
ama gitti. sonuçta şarkılar kaldı.
hala varlar şarkılar.
en güzeli ile.
artık eğlencesine okuyorum.
mutluluğa okuyorum.
dostlar için okuyorum.
sevdiklerim için okuyorum.
al beni yar götür götür buralardan, bıktım artık hep varoluşlardan.