kendisine geçmek için sabırsızlıkla beklediğim. tabii ki rutinleşmeden, kısacası herkesleşmeden kendi çapımda bir düzen sahibi olmayı kastediyorum. mesela gecenin şu saatinde ve sabaha kadar olan süreci yaşamayı hangi insan çok istiyor bilmiyorum lakin ben bundan mutlu değilim, hiçbir zaman da olmadım da. düzenli bir hayata olan özlemim bu yüzdendir. aslına bakarsak burada sabahlara kadar takılan insanların çoğu mutlu insanlar değil ve çoğu benim gibi düzenli bir hayatın ya da bir şekilde mutluluğa kavuşmanın hayallerini kurarak geçiriyor saatlerini, günlerini ve belki de aylarını. umarım hepimiz bir gün geceleri sözlüğe farkında olarak yahut olmayarak mutsuzluğumuzun bir sonucu olarak değil de, bildiğin aradığı mutluluğu yakalamış bir insan olarak gireriz. pek tabii şu da bir gerçek ki doyumsuzuz ve hiçbir zaman tam anlamıyla mutlu olamayacağız. üstelik mutsuzluğumuzun tek sebebi doyumsuzluğumuz da olmayacak. aslına da bakarsak istediğimiz de zaten ufak bir mutluluk değil mi? o halde gecenin köründe yazdığım bu hayvani paragrafı o küçük mutluluğu hepimizin yakalaması dileğiyle bitiriyorum.
Her düzensizlikte bile bir düzen vardır. Zaman kavramı sen nasıl ehlilestirirsen o kadar düzenli olur. Ben bu saatte sözlüğe girmeyi seviyorum. Düzenim bu şekilde. Birileri saat 11de yatıp saat 7de kalkıyor diye bunu düzen olarak kabul edemem.
düzen konusu insanlara neden bu kadar dayatılıyor anlamış değilim. 'düzenli olan iyidir de düzensiz olan kötüdür' algısı yaratılıyor. buna insanlar kafayı o kadar takmış ki düzenli olana ulaşmak için sıkıntı ediyorlar. böylece düzenli olarak elde edebileceklerini düşündükleri huzuru yine kaybetmiş oluyorlar. bazıları bu düzene ulaşamıyor bile. nasıl rahat ve mutluysanız öyle olun. saygı ve özgürlük kavramları çerçevesinde kendiniz için neyin iyi ya da kötü olduğuna siz karar verin.
düzenli olarak yaptığı tek şey düzensizlik olan birinin ara sıra istediği, lakin düşününce olsa da olur olmasa da olur diye düşünüp vazgeçtiği hayat biçimi. çünkü biliyoruz ki insan her şeye alışır.