dünya

entry787 galeri332 video5
    292.
  1. mercan dede'nin mayıs 2013 çıkışlı albümü. gündoğumu ve günbatımı olarak iki cd'den oluşuyor.
    1 ...
  2. 293.
  3. mercan dede albümü. pek o eski tadı alamasamda albüm güzel olmuş.
    0 ...
  4. 294.
  5. “Dünya birbirinden kopuk bireylerin bir toplamı değildir; tüm bireyler bir şekilde birbirleriyle bağlantılıdır.” (Aristoteles)
    1 ...
  6. 295.
  7. 296.
  8. Dünya kesin olarak 2 milyar yaşını doldurmuştur. Bu insan bedenine oranlandığında 50 yaşına denk geliyor. Kısaca orta yaşlı bir dünyamız var

    yapılan araştırmalara göre bi kadının en çekici olduğu haş 35(orta yaş) iken erkeklerin 19 olduğu ortaya öıktı. Dünya kadınsa yaşadık erkekse sıçtık.
    0 ...
  9. 297.
  10. yavuz çetin ve erkan oğur'un birlikte icra ettikleri ahir ömrümde duyduğum en iyi enstrümantal parça. yavuz çetin akustik gitar kullanmıştır parçada erkan oğur ise sanki yavuz çetin'in gideceğini görmüş gibi delicesine içten çalıyor.
    0 ...
  11. 298.
  12. üzerinde yaşayan insan denen hayvanın mahvettiği küre. ömrü uzun değil.
    çünkü üzerinde bulunan bir çok kara parçasında adaletsizlik hüküm sürüyor, insanlar birbirini öldürüyor.
    büyük paralar uğruna din savaşları tetikleniyor, petrol bölgeleri için savaşlar tetikleniyor ve insanlıktan çıkılıyor. her gün onlarca insan bir hiç uğruna ölüyor, öldürülüyor ve ötekileştiriliyor. bu kürede huzur yok ve bu kürenin sonu yakın. kimsenin bu sondan da kurtuluşu yok, şu an sefa içerisinde olan zümre de buna dahil.
    1 ...
  13. 299.
  14. büyük bir yer. 797 kilometrelik mesafeye gidemeyecek kadar büyük.
    1 ...
  15. 300.
  16. tarih boyu, sözde birtakım tanrıların bir türlü paylaşamadığı gezegen.
    1 ...
  17. 301.
  18. ölmeden önce görülmesi gereken yerlerin başında gelir. *
    1 ...
  19. 302.
  20. evrendeki bilinen tek yaşam yeridir. içerisinde insanlar olmasa çok mutlu olacak olan gezegendir. dünyada kimler gitsin diye referandum yapılsa ve hayvanlar bitkiler de oy kullanabilse ilk bizi postalarlardı lan.
    0 ...
  21. 303.
  22. şurada http://www.dunya.com/d/other/s1.jpg bir yerde bir ufak nokta o kadar küçümencikki belki de görünmüyor.

    sonuç; bu telaş bu ne kavga bu ne har gür aq.
    0 ...
  23. 304.
  24. üzerindeki 'bilinçli' varlıkların 'şuursuz' bir şekilde çoğalması, gezegenin bir tarafında aç insanlar varken diğer tarafında obezler olması, çevre konusundaki bilinçsizlikleri.. ideolojiyi, aidiyetleri ve kişisel çıkarlarını doğanın üstünde tutmaları..

    bunların haricinde, hala çok güzel.. iskoçyanın dağları, anadolunun kıyıları, okyanusları..
    0 ...
  25. 305.
  26. 306.
  27. gelirken ve giderken ağlanan yegane yer.
    0 ...
  28. 307.
  29. arapça kökeni "en aşağı yer" anlamına gelen ama üzerinde yaşayanların kalbinde "dünyalar" kadar yer edinen, sırası gelenin hevesine kapılacağı hayat sahnesidir.
    0 ...
  30. 308.
  31. gugıl örtten her gün bakıyorum: son derece küçük.
    0 ...
  32. 309.
  33. 310.
  34. galaksileri incelerken iğne ucu kadar değeri yok kainatta. belki ne alemler vardır başka. bizde kendi alemimizde kendi dünyamızda yaşıyoruz işte. kendimizi bi bok sanıyoruz.
    0 ...
  35. 311.
  36. Tek bir gözün Dünya hâkimiyeti

    Hükümetler ve yöneticiler ne yaparlarsa, nasıl önlemler alırlarsa ansınlar, toplumun en küçük cehaleti kaderi belirleyici olur…

    Birkaç yazıdır biraz daha geniş ve kapsamlı ele aldım “Tek Dünya imparatorluğu” gerçeğini. Çünkü ısrarla ve inatla ülkemizde yaşanan birçok oyunun çıkış noktalarını yanlış yerlerde aramaktayız. Birbirimizi bilinçsizce tokatlayıp, başkalarının işini kolaylaştıran zararlar vermekteyiz yine birbirimize !..
    Ve eğer bilinç anlamında kendimize gelmez isek, hükümetler ve liderler ne yaparsa yapsın, önüne geçilemez bir son yaşanır.
    Mısır’dan sonraki ülkenin biz olmasını kimse engelleyemez…
    Geçmişe dönük kendi içimizde oynanan oyunları iyi analiz etmeliyiz, paralelinde dünyada dikta edilmeye çalışılan düzeni doğru algılayıp, doğru analiz edip, en gerçeği görmeliyiz…
    Yıllar önce yazmıştım Ebul Feyz Elçibey ile ilgili ‘Avrusya’ kitabını. Kelaki köyünde sürgündeyken kendisiyle iki gün beraber olup yakından tanıma fırsatı bulmuştum.
    Ve ben ‘Avrusya’ kitabını çıkarıp finalini de şöyle bitirmiştim.
    “Eğer bir gün aniden rahatsızlanıp aniden, bindirilip bir uçağa Türkiye’ye getirilse şaşırmayacağım, ve oradanda daddiri dat nidalarıyla mezara götürülürse hiç şaşırmayacağım”
    Neden böyle düşünmüştüm?
    Çünkü o Ebul Feyz Elçibey ile kaldığımda hala yazamadığım ve anlattığı tüyler ürperten dünya gerçekleri ve üzerinde oynanan oyunların bazılarına kendi ağzından şahit olduğum için…
    Sonra sürgün hayatı bitti ve Bakü’ye inip birkaç ay sonraki seçimlere hazırlandı, ölmeseydi tarihi bir farkla seçimleri kazanacağı neredeyse garantiydi.
    Azerbaycan’ın Sovyet boyunduruğundan kurtulduğu 1991 yılından sonra seçimle iş başına gelen Ebulfeyz Elçibey, Azeri petrolleri Konsorsiyumunca tespit edilen Türkiye’nin %12.5 olan hissesini % 25’e çıkarınca çok geçmeden darbe ile Cumhurbaşkanlığından uzaklaştırılarak sürgüne gönderilmiştir. Sürgün sonrası kimsenin beklemediği şekilde tekrar başa geleceği kesinleşince birileri şansa bırakmamıştı yaşanacakları !...
    Gelelim bir başka örneğe;
    Rahmetli Erbakan’ın şu sözlerini unutanlara inat tekrar hatırlatmak istiyorum. (Bu yazının sonunda da girip arşivlere bakın Erbakan bu sözleri sarf ettikten ne kadar sonra ölmüştür!! Bu sözleri 2010’un sonlarında söylemiştir, ölümü ise Şubat 2011 !!)
    “Üç yoldan dünyayı yönetiyorlar, birincisi dolar, dolar yani para vasıtasıyla dünya’yı kontrol altına aldılar. ikincisi dünya kuruluşları: Birleşmiş Milletler, Unesco, Unisef, Dünya Ticaret Merkezi… Bu kuruluşlar ufak bir zümrenin dünya’yı sömürmesine hizmet ederler. Üçüncüsü işbirlikçilerdir, doların üzerine bakarsanız orada bir mühür görürsünüz, o mühür bir doların üzerindedir.
    Bugün Amerika Merkez bankası yoktur, yedi israil bankası bir araya gelmiş ve onların (ABD’nin) Merkez bankası feth olmuştur. Bu para siyonizmin parasıdır. ABD 1 doların üzerine piramit mührünü koymuştur. Mührün üzerine Latince Anniit Coepis yazıyor. Yani Dünya hâkimiyetine erişin diyor. 13 katlı praimit’in ne anlama geldiğini Rockefeller’e 30 sene basın müşavirliği yapmış olan Gary Allen kitabında anlatıyor… Her şeye 300’ler meclisi karar verir.”
    Gelelim Libya’ya…
    Az diktatördür, çok diktatördür bu bizi çok ilgilendirmez, ama beni ilgilendiren en önemli şey Tek Dünya imparatorluğuna karşı olması, Avrupa ve bu güçlere ulu orta meydan okumasıydı…
    Bunun üzerine Libya’da isyan kaçınılmaz oldu.
    Ne yapıldı?
    Dışarıdan örgütlemeyle Libya’da komiteler oluşturuldu, oluşturulan bu komiteler organize edilmeye başladı. Komitelere ciddi silah desteği verildi. Komitelerde bu silahlarla halkı silahlandırdı. Böylelikle isyanın silahlı ayaklanmaya dönüştürülmesi organize edildi.
    Ve sonuç ortada.
    En can alıcı bölümü de bu tür örgütlenmelerin, öncelikle gençler üzerinden yaptırılmasıydı…
    Aynı şekilde Suriye, Irak ve Mısır’da da benzer stratejiler uygulandı.
    Burada hem bu kaosu yaratıp, sonrada demokrasi ve özgürlük adlarını kullanarak yardım etmeyi alet edenleri, Timsah gözyaşları dökenleri itina ile ayırıp görmekten başka şansımız yok.
    Ve Mısır, Filistin, Suriye, için ağlarken asıl bizi yanlarında bekleyenler içinde bir şeyler yapıp, daha fazla unutmamalıyız Doğu Türkistan, Kerkük ve Azerbaycan’ı…
    Ve Türkiye’de de hükümetin son yıllardaki iç ve dış politikalarından ve içerideki yapılanmalara müdahalelerinden bir hayli rahatsız olan dışarısı tıpkı yukarıdaki isimlerini yazdığım devletlere uygulanan plan devreye sokularak Gezi Parkı eylemleri üzerinden kaos ortamı yaratılmaya çalışıldı.
    Dedim ya hükümetler ve yöneticiler ne yaparlarsa, nasıl önlemler alırlarsa ansınlar, toplumun en küçük cehaleti kaderi belirleyici olur…
    Ve her ne olursa olsun toplum asla oyuna gelecek hatalar yapmamalı!
    Dış oyunlara koz vermemeli…
    Ve son bir örnek;
    Hani diyoruz ya Tek Dünya imparatorluğu, Rockefeller ve bazı isimler sıralıyorum ya birkaç yazıdır!
    Yahudi yönetmen Aaron Russo’nun illuminati hanedanlığının tepesinde oturan Rockefeller ailesinin bir üyesi olan Nicholas Rockefeller hakkında yaptığı çarpıcı açıklamalar kör olanın bile görebileceği cinsten!!
    “Rocfkefeller ile ortak tanışıklığımız bir avukat aracılığı ile karşılaştım. Avukatım beni aradı ve Rockefeller’ın benimle görüşmeyi arzu ettiğini söyledi. Bir Video yapmıştım. Videoyu izledi ve benimle görüşmek istediğini söyledi. Böylece onunla görüştüm ve kendisini çok iyi buldum. Çok zeki biriydi…
    Konuştuk ve fikirlerimizi karşılıklı olarak paylaştık. Bu 11 Eylül saldırısından 11 ay kadar önceydi. Büyük bir olay olacağını söylüyor ama buna neyin sebep olacağını söylemiyordu. Bu olaydan sonra Hazar Denizi’nin ortasına boru hatları inşa etmek için Afganistan’ı istila edeceğimizi, Irak’ı istila edeceğimizi, petrolün kontrolünün ele geçirmek ve Ortadoğu’da bir petrol üssü yerleştirmek için bunu yapacağımızı ve bunu Yeni Dünya Düzeni, imparatorluğu’na entegre edeceğimizi söylüyordu.”
    Ve o büyük olay 11 Eylül saldırısıydı…
    Sonrasında bu konuşmadan da fark ettikleriyle yaptığı yeni bir çalışmayı çekmek için kamera karşısına geçti ve doğru bildiklerini anlatarak bu derin planı ortaya çıkarmak istiyordu. Belgeselde anlattıklarının üzeri basın yoluyla örtüldü ve çok az bir kesime ulaştırıldı.
    Sonrasında ne oldu?
    Doktorlarının söylediğine göre onun asla böyle bir hastalığının olmamasına rağmen Aa Russo Cedars Mesane Kanseri teşhisi ile hayatını kaybetti!!...
    Çetin AGAŞE / Rotahaber
    1 ...
  37. 312.
  38. tanrıçanın en güzel şarkısıdır.

    (bkz: şebnem ferah)
    0 ...
  39. 313.
  40. Dün birbirinden farklı iki mekâna, bir hastaneye ve bir alışveriş merkezine uğradım.

    Daha 2-3 yaşında kanser bir çocuğun neredeyse kendi boyu kadar bir ilaç torbasıyla gezdirildiğini gördüm bu hastanede. Adını bile tam okuyamadığım polikliniklerin önlerinde kendilerine sıra gelmesini bekleyen endişeli, korkmuş, bezgin ve gözlerindeki hayat ışığı neredeyse yok olmuş hastalara baktım. Her kliniğin önünde kim bilir hangi dertten muzdarip, çektikleri yüzlerinden, sözlerinden hâsılı bütün hareketlerinden belli ve muhtemelen acıları dışında başka bir şey düşünemeyen her yaştan her cinsiyetten insanla karşılaştım. Acilin içerisinden inlemeler ve çığlık sesleri hastanenin soğuk duvarlarında yankılana yankılana kulaklarıma çarpıp beynimin içerisine yuva kuracakmış gibi gelip yerleşti bedenime.

    Her hastaneye uğradığımda veya yıllardır yatalak vaziyetteki gencecik teyzemi her gördüğümde Allah’ın dünyaya ve insana bakış açısını tefekkür ederim hep. Ve istisnasız her zaman “Şayet dünyanın Allah katında, sinek kanadı kadar bir değeri olsaydı, kâfire ondan bir yudum su içirmezdi.” (Tirmizî, Zühd 13) hadisi aklıma gelir. Şu hayatın ne kadar da kısa ve ne kadar da önemsiz olduğunu, en fazla yüz senelik ömrümüzün aslında hiçbir değerinin olmadığını çok daha net anlarım o zaman. Dünya hayatı ile ahiret hayatının karşılaştırmasını daha bir netlikle yapmak için hastaneler ve hastalardan daha iyisi ve etkilisi yoktur kanaatimce.

    Eğer Allah bu dünyaya birazcık önem verseydi el kadar bebeler, henüz dünyanın d sini anlamamış çocuklar, gencecik insanlar acı çekmezdi. Aynı yaşlarda birisi alışveriş merkezinde çılgınca eğlenip, bilinçsizce tüketirken, bir diğeri litrelerce ilaç damarlarına zerk edilirken ilacın yan etkisiyle baş dönmesi, kusma, baygınlıktan tutun da onlarca derdi çekmek zorunda kalıyorsa demek ki hakikaten bu dünya çok kısa bir zaman için var edilmiş. Demek ki Allah gerçek manaları ile lezzeti de derdi de diğer dünyaya saklamış.

    Keyifle arkadaşları ile gülüp eğlenen, yiyip içen etrafında olan bitenin farkında bile olmayan insanlara rastladım alış veriş merkezinde. Kimi kendisine ayakkabı beğeniyor kimisi elbiseleri bir bir deneyip aynaları çatlatıyor. Kafamı nereye dönersem döneyim tüketimin uyuşturucu ve bir o kadar sanal, yalancı hazzı içinde kendini kaybetmiş gençlere, orta yaşlılara, yaşlılara ve hatta çocuklara rastladım. Ve hastaneden yeni dönmüşken bu manzara bana yine ve sadece bu dünyanın değersizliğini ve basitliğini hatırlattı.

    Lezzetlerin etkisi o kadar geçici ki, küçücük bir dert insana bir yıllık lezzeti çabucak unutturuveriyor. Bir yıl boyunca keyif içinde yaşayan, sıkıntı bulaşmamış birisi birkaç gün baş ağrısı veya diş ağrısı çekse sanki bir yıl çekiyormuş gibi dert yanar. Dünya ile ahiretin karşılaştırması ise bundan daha derin. Bütün ömrü sıkıntı ile geçen birisi için cennette bir anlık bile bulunma ona yaşadığı her şeyi unutturacaktır. Aynı şey tam tersi için de geçerli.

    işte hastalar bize hayatın en hakiki yönünü yani geçiciliğini ve faniliğini anlatan en somut göstergeler. Bizim başımıza da gelse başkasından da görsek her hâlükârda hastalıklar bize hep şunu anlatır:

    yazının devamı: http://www.genchacilar.or...ageID=KoseDetay&id=58
    0 ...
  41. 314.
  42. nedense insanlara insanlar tarafından dar edilmeye çalışılan gezegen.

    burada yaşamak bu kadar işkence verici olmamalıydı...
    0 ...
  43. 315.
  44. adaletine ağız dolusu küfür edilen yer.

    --spoiler--
    adaletini sikeyim dünya!!!
    --spoiler--
    0 ...
  45. 316.
  46. başka gezegenlerde de hayat var mıdır? sorusunu sormamıza neden olan gezegen.
    12 ...
© 2025 uludağ sözlük