Yüzünün yarısı göz kadife yansımalı
Bulutlu siyah ah bulutları eflatun
O boy aynasından çıktı fransız malı
Vişne asidi vardı tadında rujunun
Ah sinema yıldızı filan olmalı
Ağızlığı kristal son derece uzuun...
Yıllardır kaynayan demliğin içine, bıkmadan usanmadan farkındalık doldurmuş bu uzun, kristal ağızlığı olan kadın. Öyle demlenmesi kolay değildir hee..! senelerini katmış, beklemiş; kimi zaman aynalar karşısında o vişne tadındaki rujunu sürerken, kimi zaman yine aynı aynaların karşısında kendisine değil, olmak istediğine bakarken geçirmiş vakitlerini. Boynunda fular gibi gezen parfümün adını kimseler bilememiş. içtiği bir kadeh rakıyı havaya kaldırırken bardağa yansıyan karanlık gölgeleri önemsememiş; o hep masadaki kırmızı gülün yanına bırakmış bardağıni ki rakı çarpmasa da Kırmızının sarhoşluğunda kendini bulabilsin diye. Aslında bir sarhoşluk değil bu, bir kayboluş. Hayır hayır kayboluş da değil bir bulanıklık hali..
Bakın Bakın ritim nasıl da hızlanıyor. O ve boynunda fular gibi gezen o esrarengiz parfüm, dans ediyorlar işte. Bir gökkuşağına dönüşüyor Cümbüş. Katılmak için can atıp katılamayanlar burnundan alıyorlar nefeslerini. aslında bir sır var; gözlerini kapatmak yetiyor. Ama bir sır daha var ki, gözlerini kapatmak yetmiyor...
yıllık iznini erkenden kullanan yazar. ah be yaz var kemik kıran sıcakları var ne gerek vardı bu özletmelere. bahar kokulu çiçekleri doyasıya ah çeker gibi koklamak, swh swh gülmek varken kış günü bu izin niye?
(bkz: #18439160) kendisi sözlüğümüzün başöğretmeni gibidir. tüm yazdığı entyller elle tutulur olmasa bile beyinsel anlamda bilgi içerir.
sadece bilgi içerse başöğretmen denilemez tabi, bilginin yanında öğretici, hümanist, saygılı entryleri ile sözlüğümüzde gerçek bir başöğretmenidir bu arkadaş.
hem naif, hem hümanist hem de eğiticidir.
kendisinden, kendisini bozmamasını isterken aynı zamanda sözlüğe giren tüm 20 li yaşlardaki arkadaşları da entrylerini okumasını rica ediyorum.
farkındalığın tavan yapmış hali. hani derler ya ''adamın dibi'' diye; işte onun gibi. insanın kendine olan güvenini ne de güzel belirtmiş. arkasında bir etkileşim sağlamışsa, boş düşünce değildir o.
demek ki değil!
boku yeme kısmı ise tam anlamıyla karamsarlık. muhtemel bir kararsızlık.
aradaki tezata bakıldığında şaşırtan cinsten. hem düşünüp hem bir fiilin peşinden göndermek gibi bir ritme sahipsin hem de boku yedim diyorsun.
olmaz.
düşünüceksin, boku yemeyeceksin.bu tıpkı; ''işi bilicen işe gitmiycen'' gibi oldu ama benzeri. yani dostlar, yanlış önerme. belkide anlamı budur. bilemiyorum. içinde tezatlar barındıran sonsuz önerme bu.