deniz' in dava arkadaşlarından nurhak dağı katliamın da öldürülen Sinan Cemgil’ in babasının yaptığı konuşma bu dava da öldürülen tüm fidanların hangi yola baş koyduğunu gösterir bize,
“Hayatın cilvesine bakın ki, onun açtığı yolda, yani emperyalizmle verdikleri savaşı günümüzde her kesim destekliyor, ama bunu yıllar öncesinden fark eden ve bu uğur da yola '' ya istiklal ya ölüm'' diye çıkan gençlerin verdiği savaşı, ne yazık ki başka ideolojiler yüzünden ölenlerle bir tutamam.
bu ideolojiler, kurulma amacı ve destekledikleri siyaset sadece, amerika' dan aldıkları yardımlarla komünizm ile savaşmak. bugün ister '' islami'' görüş, ister birtakım milliyeçi düşünceler '' turanizm'' emperyalizm ile yaptıkları mücadeleyi örneklerle açıklayabilirler ise, ben de onların yanın da hem de ön önde giden biri olurum.
sinan cemgil' in babasının yaptığı konuşma;
“ ben varlıklı bir aileden geliyorum. kendim öğretmenim. ekonomik durumum oldukça iyidir. oğlumu en iyi şekilde yetiştirdim. en iyi okullarda okuttum. ülkenin en güzide üniversitesi olan orta doğu teknik üniversitesi nde okuyordu. hiçbir şeye ihtiyacı yoktu. bu sonuç olmasa yüksek mühendis çıkacak ve o da varlıklı bir hayat yaşayacaktı. fakat o sizin iyiliğiniz için öldü. bunu bilesiniz diye söylüyorum.”
deniz' lerin asılmasından sonra 15 yıl sonra, Süleyman Demirel bir gazeteciye verdiği demeçte idamlar için: ” soğuk savaşın talihsiz olaylarından biri ” yorumunu yapar.
Denizlerin dalgasıyım
Ben halkımın kavgasıyım
Yarınların sevdasıyım
YENiLMEDiM Ki.....
dursun önkuzunun bir grubu teşkilatı yoktu. başkan değildi. ama deniz gezmiş grubun önde gelenlerindendi. böyle bir kıyaslama yapılmaması gerekiyor. eğer yapılacaksa da muhsin başkanla denizi, alparslan türkeş ile denizi karşılaştırın. bakın bakalım kim bu vatan için çalışmış. kim amerikan uşaklığı yapmış. kim anadoludan gelmiş. kim amerikada yetişmiş. kimin önderi türk kimininki gavur.
Biri babasının maaşını çalacak kadar hırsız birisidir,diğeri üsüdüğü halde anasından yorgan isteyemeyecek kadar gururluydu.
Biri marksizme kutsal yüce diyerek,diğeri ise allah diyerek ...ahh pardon vah zavallı denzişcik ipte leşi nasılda sallanmış,kahrolsun faşizm lafı yarım kalıp it gibi gebermişti değilmi .
birisi devletin mahkemesi tarafından yargılanıp asılmış, bir diğer halk mahkemesi dedikleri şarlatan yapılanması tarafından işkence edilip, ciğerleri kompresörle patlatıldıktan sonra üçüncü kattan aşağı atılarak hakkın rahmetine kavuşmuş, terk-i dünya eylemiştir.
(bkz: allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz)
-birisi altıncı filoyu,denize atanların lideri konumundadır,diğeri altıncı filo'yu denize atanlara saldıranların lideridir.
-biri tüm türkiye halklarını kucaklamaya çalışmıştır,diğeri insanları bölmeye ve kanlarına göre muamale yapılan bir ülkenin hayalini kurmuştur.
-birinin karşısında devletin askeri,polisi,jandarması varken,diğerinin arkasında devletin tüm safları vardır.
-buna rağmen birinin önderlik yaptığı bir eyleme en azından 10.000 kişi katılıyorken,diğerinin son yolculuğuna sadece 10.000 kişi katılmıştır.
-biri askeri mahkemede yargılanırken,üstüne hangi suç atılırsa atılsın,kalabilecekken,kendisine dava dosyasında,cinayete teşebbüs,adam öldürmeye azmettirme gibi hiç bir suç isnat edilmemiştir.diğerinin ise bu yönü biraz daha karanlıktır,t.i.t yada başka ülkücü-turancı örgütlerin o zamanki yaptıkları,devlet tarafından kasti bir şekilde örtbas edildiğinden,diğerinin bu yönü bilinememekte.
-biri günümüzde hala efsane konumundadır,asıldığı gün olan 6 mayıs gününde,ankara karşıyaka mezarlığına her yıl ortalama 7-8 bin kişi gelir,dikkat edilirse,diğerinin 30 yıl önceki son yolculuğuna gelen insan sayısına yakındır.diğerini ise,kendisini en baba ülkücü-turancı,olarak tanımlayanların ağzından en fazla 1-2 kere duymuşumdur.
kişilerin,devletlerin,sanatçıların,sporcuların büyüklüğünü belirleyecek olan tarihtir,kişiler kendi yaşadıkları dönemde,çok tartışılsa,çok konuşulsa bile,bu kişilerin büyüklüğünü eninde sonunda tarih belirler.bu iki kişininde ölümünün üstünden 30 yıldan fazla zaman geçmiştir,bu süre,o zamanki olayların tarihe geçmesine yetecek bir süre olmasa da,en azından,o zaman ki olaylar,yakın tarihimize geçmiştir,yakın tarih'teki kazananın kim olduğu bellidir,ileriki süreçte ise kimin kazanacağını da yine tarih belirleyecektir.
mezarlarında bir türlü rahat ettirilmeyen iki genç arasındaki farklardır. saymaya kalkılırsa, dünya kadar fark ortaya çıkar. nedeni ise birisinin "epik" özellikler katılarak anlatıldığı bilumum şiirler, dizilerdir; diğeri ise isimsiz kahramandır, değerini bilen bilir.
hadi onlar bir şeylerin peşinde gidip haklı yada haksız ama kesinlikle insanları sevip onlar için bir şeyler yapmaya çalıştılar. bu entry ülkemize barış ve huzurmu getirecek. onları eleştirirken önce kendimizin bu ülke için ne yaptığını masaya yatırsak daha iyi olmaz mı? eleştirmek için önce iyi tanıyalım. o zaman neler olduğu, neler yapmak istedikleri çok ilginç noktalara rastlanacağına eminim. hala onları karalamaya veya yüceltmeye çalışıyorsak ve bunun üzerine politika yapıyorsak eksik birşeyler var bizde. hemde onların eksiğinden daha fazla.
biri asılarak öldürülmüştür doğrudur ama asıl yiğit o dur. fakat diğeri göğsüne hava basılarak solcular tarafından öldürülmemiştir. bu da zamanında gaz medyanın ve osuruktan kahraman yaratma ekolunün bir numarası olsa gerek.
deniz'e karşı çıkan deniz'in fikirlerini benimsemeyen bazı dangozlar aslında yıllar önce deniz'in yaptığı işi şimdi kendileri yapmaktadırlar. ama sorsan kendilerine karşıdırlar deniz'e değil.. (bkz: amerika'ya karşı olmak)
neden insanların inandığı değerlere böyle rahatlıkla saldırılıyor anlaşılır bir şey değil. saçma sapan işler oluyor. ölmüş kişiler üzerinden siyaset yapmak kolay. varsa bir yapmak istediğiniz çıkın yapın, konuşan değil konuşulan olun. ideoloji bir sidik yarışı değildir. ortaya somut bir şeyler koymadıktan sonra, bu durum laftan ileri gitmeyecektir.
bir de bu yazıları oylayanlar hangi mantıkla oyluyorlar anlamış değilim.