Bir çoban, ağasının kızına aşıktır. Ağa, bir şartla kızını vereceğini söyler. Çoban, koyunlara bir hafta su içirmeden tuz yedirecek, sonra suya salacak, daha sonra, çoban kaval çalacak ve yanık kaval sesinden ötürü koyunlar, suyu unutacak, geçip gideceklerdir.
Bir hafta koyunlara tuz yedirilir. Koyunların ciğeri köz gibidir. Çoban başlar kaval çalmaya . O çalarken, koyunlar dereye ulaşır. O çaldıkça, koyunlar yatışır. koyunlar, derenin kenarındadır. Ama kavalda ciğerleri eritmektedir. Yanık mı yanık. Koca sürü, eğilipte bakmaya bile tenezzül etmeden geçip gider sudan. birisi hariç.
Karakoyun, derenin tam ortasında durur. Bir çobana bakar bir suya . Kaval, sanki yalvarmaktadır. Heyecan son noktada ve her saniye çobanın içli nağmelerinin hüznü artmaktadır. Nihayet karakoyun da, suyu içmeden geçer ve kız artık çobanın olur.
Kıssadan hisse: dua, çobanın kavalı gibi ısrarlı, samimi, yürekten ve yanık olmalıdır.
--spoiler--
bütün dualara, Allah(c.c.) cevap verir. Hakiki Mucîb ancak O'dur.
Duânın ana hedefi, insanın Allah'a hâlini arz etmesi ve O'na niyazda bulunması olduğuna göre; duâ, kul ile Allah arasında bir nevi diyalog anlamına gelmektedir. Bunun gerçekleşmesi için önce Allah, insanı kendi yüce varlığından haberdâr etmiş, insan da varlığını benimseyip imân ettiği bu Yüce Varlık karşısında saygı ve ümit hisleri sebebiyle O'nunla irtibat ve ünsiyet kurmak ihtiyâcı duymuştur. işte duâ, böyle bir irtibat sonucunda insanın bir taraftan kendi ihtiyaç ve eksiklerinin giderilmesini, diğer taraftan da daha mükemmele ulaşmayı hedefleyen bir diyalog çevirisidir. Bir başka ifâdeyle duâ; sınırlı, sonlu ve âciz olanın, sınırsız ve sonsuz kudret sahibi ile kurduğu mânevî bir köprüdür
--spoiler--
Ey Allah'ım! Dillere destan kudretinle, hain ellerin oyuncağı haline gelen insanları ters yüz et. Sen inananları koru ve zulüm altında kalanları halas eyle.
--spoiler--
Çaresizlik ALLAH'tan gelen en güzel işarettir. Dua'nın vaktinin geldiğini gösterir.
Kula kulluğunu hatırlatır ve Rabbiyle buluşma vaktidir aslında.
Süzülüyorsa gözünden yaşlar, ahlar içindeyse yüreğin, hüzünlüyse güzel yüzün, Rabbin seni özlemiş, sesini duymak istemiş demektir...
--spoiler--
dinin olmazsa olmazı.
yaratıcı ve kul arasındaki bağ.
bu bağ olmazsa tanrı katında bir değeri olmaz aynı şekilde kulun kalbinde rabbın bi değeri kalmaz.
insanın allaha en yakın olduğu andır dua edilen zamanlar. aracı yok, perde yok, yargılayan yok, kınayan yok. sadece o ve sen. istediğini dile, istediğini söyle, istersen salya sümük ağla günahların için. bu öyle büyük bir lütuf ki, yaratana bu kadar yakın olmayı hakediyormuyum diye bile düşünüyor insan. ve en güzeli de kendisine edilen her duayı duyar yaratan, bazen cevabı hayır olsa bile.
kulun halini allah'a arz etmesidir dua. huzurda iki büklüm olup iç dökmektir, yakararak istiğfar etmektir. namazların sonuna üç-beş sıkıştırsak da dua, kul ile allah arasında en güçlü köprüdür, peygamber beyanıyla ibadetin özüdür.
duanın kabulu dua edilene tamamıyla tevveküldür. hiç kimseyi aracı etmeden sadece ve sadece tüm mülkün sahibi ve dilediğine dilediği kadar veren en zengin olan allah'tan istemekle mümkündür.
zamanın birinde çok fakir bir adam, durmadan allah'a yarabbim bana gökten para yağdır diye dua edermiş. ve hanıma her gün 'göreceksin allah bizim ellerimizi boş çevirmeyecektir, yeter ki sadece ondan isteyelim ve hiç bir sebep kişi araya koymayalım'.
gel zaman git zaman adam yolda giderken bir küp ile karşılaşır ve bir bakar ki içi dolu altın. fakat altınları küp içinde bırakıp gider. evde eşine başına geleni anlatınca eşi ona neden almadığını , allah'ın dua sını kabul ettiğini ona altın verdiğini söyleyince "benim allah'ım bana gökten indirecek çünkü ben dualarımı o şekil ediyorum" der.
yolda komşusu bu durumu görünce bizim fakir gittikten sonra, içi altın olan küpe yanaşır ve sevinçle evine götürür. evde küpü baş aşagı çevirip ailesine gösterince, küpün içinden birden altın yerine yılanlar dökülür. korku ve sinir ile küpün kapagını kapatıp komşusunun ona hile yada sihir yaptığını düşünür. ve komşusundan bunun intikamını almak için küpü alır ve komşusunun bacasından aşagı döker yılanlarla dolu küpü. ama artık yılanlar gökten çil çil altın olarak fakir adamın evine gökten düşer. fakir adam hanımına; bak bana kızıyordun işte sana sölemedim mi ben allaha gökten indir diye dua ettigi mi? allah'ta dualarımı kabul edip gökten altın indirdi.
dipnot:inanırsın inanmassın ama denemeye değer, her gün patronların müdürlerin kendi amirlerimizin yanında el pençe duran insan, mülkün asıl sahibinin yanında el pençe durup derdini anlatması derdine çare bulmasından çok kendi gibi bir insana tamamıyla muhtaç olmadıgı hissi verir ki bu satın alınmaz.
.
duanız olmasaydı, rabbiniz size ne diye değer versin(furkan77)