doğum gününde 10 kişilik masada sümüklü hapşurmak

entry1 galeri0
    1.
  1. günahlarla dolu kirli geçmişimde ezana diss atmak , kabe i mükerreme ye haşa molotof kokteyli fırlatmak , dört kutsal kitabı ispirtoyla yakıp resimlerini instagramda paylaşmak gibi günahlarımın olduğunu düşündürten felaket olay.

    avını yeni yutmuş ama hazımsızlık çeken ve sindirmeye çalışan amazon pitonları gibi yatağımda kıvrılmış yatarken birden '' i am up all nigth to get lucky '' diye bi ses duydum. bu telefonum zil sesinin başlangıcıydı. popi şarkıları zil sesi yapıp dikkat çekmek gibi boktan sinsiliklerim vardır. ama ben telefonla hep kötü haberler alırım. iyi haberlerimi hep spontan almışımdır. ya da yüz yüze. panik atağım başladı. anksiyetem arttı. epinefrin kanımda fink atıyordu. görüşmek isteyen birileri olmasın lan derken açmış bulundum telefonu.
    barış arıyordu. büfenin önünde olduğunu müsaitsem bana borcunu vereceğini söylüyordu. o yirmi lirayı almak için on km bile yürürdüm. tabi kardeşim hemen geliyorum dedim. bi hafta gecikmeli de olsa yirmiliğime kavuşacaktım. parayı çok severim.

    barışa gittim ama orada yoktu. aradım lavuğu. kanka ezginin doğum günüsü var seni de çağırıyorlar dedi. at kafası ben zayıf noktamdan vurmuş dışarı çıkarabilmek içinn yirmiliği kullanmıştı. yirmi lirayı alamadığım gibi ısıttığım yatağımı da bırakıp ezginin bu mutlu gününde onu yalnız bırakmamak için üç gün üst üste giydiğim pantül ve üzerindeki salaş gömlekle hatta onun da üstünde kolsuz kabarık mavi yelekle milangaz tüpçüsü gibi doğum gününe gidiyordum...

    lakin unuttuğum bir şey vardı. gribal enfeksiyonumun en sümüklü aşamasındaydım.

    masada yarrak varmış gibi en ortaya oturduk barışla. barış yavşağı herkesle iyi anlaşır. nedense hep mutludur amına kodumunun. herkes ezgi dünyaya geldiği için çok mutlu gibiydi. ben ise pastayı düşlüyordum. artarsa ikiye dönmek için hızlıca ilk tabağı yerim diye kafamdan geçiriyordum. böyle küçük hesapları çok severim. derken pastalar geldi kıtlıktan çıkmış gibi frambuazlı pastayı gömmeye başladım lakin ters giden bişey vardı. ağzımdan soluk alamayınca burnum da tıkalı olunca hırlamaya ve domuz gibi ses çıkarmaya başladım. insanlar şen kahkahaların arasında beni farketmiyordu. son anda yutkundum ama ficudum sinyal veriyordu sonra da cafenin yarı açık ortamından dolayı irrite olan seksi bedenim hapşuruk için beynimle kontak kurdu. o da hapşur!emrini verince ben nefis hapşurdum. ağız burun hapşurdum. yemin ediyorum. hey yavrum hey. az önce yediğim lokma havada tekrar oluştu. burnumdan ise kapakları açılmış bir barajın suları misali mükopürülan özellikte sinüs sıvısı yani halk dilinde sümükler fırladı. gözler üzerimdeydi. sınav sonucu bekleyen inek tipler gibi bakıyorlardı. ölümü bekleyen azrail gibi dehşet içindeydiler. ezgi çok üzgündü. onun en mutlu gününde atmosferin yüzde 15 i benim salgılarımdan oluşuyordu. ben artık gidiyim dedim. barış utanç içindeydi. ilk kez gülmüyordu. beni ortama soktuğu için pişmandı. soradan öğürendiğime göre anti depresana başlamış.. ben ise kısa günün karı olarak yediğim pastaları düşünüyordum. eve giderken le cola alıp onu da üstüne içtim. artık hapşurmuyordum.. sanırım vücudum yenileniyordu. tıpkı deri değişen yılan gibi rahatlıyordum..eve gittim. cips yerken uyumuşum...
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük