Kesin olmasa da kuvvetle muhtemel ibni haldun'a ait olduğu düşünülen bu söz beni araplar ve yahudiler konusunda çelişkiye düşürüyor. Şöyle ki;
"Asabiyet" kavramı adı altında uzun uzun anlattığı coğrafyanın toplumların, hepimizin kabul ettiği şekilde kültürel yapılarını nasıl etkilediğini düşünürsek, -ki ibni haldun coğrafyayı daha da ileri götürerek, psikolojik ve sosyolojik bir tabana oturtur ve bireysel davranış farklılıklarına kadar götürür işi.- Peki nasıl oluyor da, aşağı yukarı benzer coğrafyada yaşamalarına rağmen arap ve yahudi toplumları birbirinden bu kadar farklı davranış özellikleri sergileyebiliyorlar?
Evet arap toplumları (bedeviler dediği) için söyledikleri hala geçerli, aşağı yukarı 1000 yıllık büyük bir islam medeniyeti kurduktan sonra bile davranış şekiller değişmedi. Ama gel gör ki; bize anlatıldığı gibi "her şeyi musa ve davud peygamberden bekleyen, bir türlü tatmin olmayan, sözümona nankör israiloğulları" coğrafyalarının vermiş olduğu, üzerlerine çöken bu ataletten ve miskinlikten nasıl kurtuldular acaba?
Italya ' da pakistanlı genclere kucağını açmış bekliyor zaten. Japonya işçi olarak türkleri bile istemedi. Hâlâ çabala, çalış edebiyatını bırakın. Zaten bir şeyleri başarmak için uğraşırken stresten kanser oluyor insanlar. Bizim gibi gelişmekte olan ülke insanlarına hiç-bir şey hazır gelmiyor ve dünyada ırkçılık var.
Yani. Hindistan' da pakistan' da doğanla ingiltere ' de italya da doğanın kaderi bir olur mu hiç? Japonya' da insan ömrü ortalaması 90 iken pakistan ' da 45. Kader mi şimdi bu yoksa coğrafik kader mi?
kim ne derse desin cevabı '' evet '' olan sorudur.
kimse yalan söylemesin, isteyenin hayatını olumlu yönde değiştirmesi herkes için geçerli değildir. bazen ne kadar uğraşırsan uğraş, doğduğun topraklarda istediğin hedeflere, hayallere ulaşamazsın. ulaşamadığın gibi depresyona girersin. kalmak istediğinde '' bana uyacaksan kal '', gitmek istediğinde '' elbette gelebilirsin de gelmesen de eksikliğini hissetmeyiz '' cevabını aldıkça da ruhun sıkışır.
yani insan bazen ne yaparsa yapsın, kaderinde yazan gerçeğin ötesine geçemeyeceğinin farkına varmanın ötesine geçemez.
Coğrafya kaderdir evet. Ama nasıl bir kader? Mesele o. Kaderin Mübhem (gizli) olması imtihanın gereği. insanların yanıldığı nokta tam da burası. Çünkü Mukadderatta 2 ye ayrılır. Mutlak, mütehavvil (değişken). Kaderin Bir kısmı elde olmayan değişmesi asla mümkün olmayan nedenlere bağlıyken, bir kısmı gayrete şartlara diğer unsurlara bağlı olarak değişkenlik arzeder.
Konuyu Basit bir misalle izah edelim. imkanları müsait Bir insan ne kadar çalışırsa çalışsın bir peygamber olamaz. Ama iyi çalışır gayret eder ve kısmetide yaver giderse iyi bir alim bilimadamı doçent profesör dekan bakan hatta devlet başkanıda olabilir. Genel olarak, neticede elde edilen veya edilemeyenler, büyük bir oranda kişinin doğduğu büyüdüğü yetiştiği bölgenin imkanlarıyla doğrudan yada dolaylı yoldan alakalıdır. Özelde ve istisnada ise nasip ölçüsünce bu durum değişebilir ve işte burada "kader gayrete aşıktır" sözü tecelli eder. Fakat bu kadar azimli sabırlı çalışkan ve dürüst insan çok azdır. Genellikle pek çok insan cahilliğe kolaycılığa yalancılığa kaypaklığa vefasızlığa nankörlüğe bencilliğe ahmaklığa akılsızlığa düşüncesizliğe nefsine (ego) uymaya toplumun peşinden gitmeye hatalara yanlışlara entrikalı yollara meyyaldir. Pek çok insan Genellikle tericihini -bildiği idrak ettiği halde- yanlıştan yana kullanır. Bilmeyenler müstesna..
Birilerinin yiyecek ekmek bulamadığı birilerinin bugatti veyrona bindiği bu adaletsiz düzene sahip dünyanın suçunu salt kaderin üzerine atıp insanoğlunun sorumluluğunu ve zalimliğini bilmemek görmemek ve sorgulamamak işin kolayına kaçmaktır. Yeryüzünde insanlar insanlara zulmeder. Birileride onların vebalinin ceremesini çeker.
ister islam hristiyan yahudi budist mecusi olsun, ister ermeni türk arap acem süryani ezidi, her ne olursa olsun insan insandır ve herkes adaletle merhametle hükmedilmeye layıktır. Neticede herkes fıtratının gereğini yapar, yaşadığı ve yaşattığı hayatın karşılığını görür. insanoğlu irade sahibidir. Yapabileceklerinden sorumludur. Unu şekeri yağı biraraya getirip helva yapar ama bir portakal yapamaz.
Bir nevi. Misal ESC 2019'a katılan şarkıcıların neredeyse yarısı benle akran ya da küçük ve onlar ESC'de ülkelerini temsil edecek ben ise bu dönemi nasıl bitireceğim onun derdindeyim.