koşullara uyum sağlayamayanın yok olmasıdır. evrimin adalet gibi bir kaygısı yoktur çünkü adalet kavramı insan uydurmasıdır. evrim ise doğanın kanunudur. doğada denge diye bir şey yoktur. daha doğrusu evrende denge yoktur. her şey karmakarışık ve kaotiktir.
milyonlarca sperm yumurtaya girebilmek için bile mücadele ederken hayat toz pembe olamaz.
Doğanın yaşayacak ve ölecek kişileri seçmesi gibi bir olgu zannedilen evrimsel teori. Evrim, teoriler devresidir, bir bütün olarak. Doğal seçilim devrenin, türlerin genetik mutasyonu (değişim-dönüşüm/gelişim) kısmına denk gelir. Yani aptal ve cahil insanların ölmesi yada yaşaması durumları, sosyolojik istatistiğin konusudur ve daha sonra veriler tartışılır, sosyolojinin konusu yada içeriği halini alır.
Yanlış kullanıyorsunuz şu zımbırtıyı. Hakaret işlevi görüyor sadece.
Dünyadaki ilk canlı türü olan hücrenin oluşumundan itibaren oluşan durum. Güçlü hücreler güçsüzleri yok etti. Halen de öyledir. Doğada güçlü kalan güçsüz kalanları yok eder.
Evrimde adaletin olmadığının kanıtı. Güçlüler hep ayakta kalır, burada güç uyum sağlamaktır. Her iktidara uyum sağlayabilen yurdum burjuvazisi mesela buna iyi örnektir.
zaten evrim teorisine evrim denmesi saçmadır, evrim her alanda var ve her alanda bu döngü oluyor. darwin in açıkladığı doğal seçilimdir.
zaten en büyük iki iddiasının esas baba fikri budur.
darwin den önce de bu fikir vardır ama akılsız bir doğanın nasıl akıllı sonuçlar doğuracağı muammaydı. işte darwin i öne taşıyan bu olmuştur.
doğal seçilime bir örnek verip açıklayalım madem.
mesela bakteriler buna örnektir, çok hızlı ürerler ve mutasyon geçirirler, senin aldığın antibiyotiği doğal karar olarak düşün. ne olacak? o bakteri kaybolacak ve mutasyonlu bakteri oraya hakim olacak. ancak bu mekanizmada her şey tesadüftür. şöyle ki; mevcut bakteri bir öngörüde bulunmamıştır, yani bu adam antibiyotik alacak ben mutasyona uğrarayayım bari kurtarayım dememiştir. o yüzden o değişime uğrayan bakterinin süreç içinde ortama hakim olması tamamen öngörüsüz bir durumdur. evrimin mekanizmasında zaten bir öngörü yoktur.
mesela bir örnek de zürafadan vereyim, zürafalar uzak dallara yetişmek için evrim geçirip(veya bunu akıl edip) boyunlarını uzatmazlar. zaten böyle bir saçmalık olamaz. şu olur: uzun boyunlular dallara ulaşır doyar neslini aktarır diğerleri ise ölür. böylece nesilden nesle giderek boyun ne yapar? uzar.
işte ağacın dallının o an uzakta olması bir doğal süreçtir ve o ağacın dalı aslında seçilim yapmıştır. ancak hiçbir mantıki sistem yoktur döngü içinde.
evrimin bir mantığı yoktur ve darwin e ün kazandıran da bu mantıksız, insana saçma gelen durumu evrim mekanizmas( daha doğrusu doğal seçilim) altında açıklamış olmasıdır.
florasanlar içinde uyusun iyi adamdı. saygıyla anıyoruz.
Doğaya uyum sağlayan organizmanın yaşamını devam ettirebilmesi, zayıf olanın ise yok olması ilkesidir. Yani güçlü olan hayatta ve ayakta kalır. Bunu şimdi hayvanlar değil de şimdiki sistem üzerinden düşündüğümüzde gayet mantıklı sonuçlara ulaşılabilir. Günümüzde de güçlü şirketler zayıf olanı ezmekte ve güçlü ya da zayıf değişen şartlara uyum sağlayamayan şirketler yok olmaktadır. Ya da şu açıdan düşünelim. Neden hep iyi insanlar kaybeder. Neden kötüler hep kazanır. Çünkü kötüler güçlü olanlardır. Bu gücü sadece somut bir şeye bağlamak yanlıştır. Bu bazen iyi yalan söylemek, bazen iki yüzlülük ve bazen de korkaklıktır. Bazen tehdit, bazen sahtekarlık ve bazen de adam satmadır. iyi olanların genelde kaybetme nedeni budur. Çünkü yeni dünya şartları bunları desteklemektedir. Ve eğer ki iyi bir insan yaşamını sürdürmek istiyorsa her yönden güçlü olmayı başarabilmelidir. Güçlü olup yalan söylenmesine fırsat vermemeli, güçlü olup kendini korkutmalarına izin vermemeli ve yine güçlü olup hiç kimseye muhtaç olmayacak şekilde yaşamalıdır. Aksi takdirde de yaşama şansı söylendiği gibi yoktur ve her zaman kaybetmeye mahkumdur.
doğaya uyum sağlamak bir türün kendi çabası ile olan bir şey değildir ve türler akılla hareket etmezler.
mesela baktarilerden örnek verelim. antibiyotik ürettik ve belli bakterileri yok ettik. bu antibiyotiği çok kullanmak da sıkıntı oluyor.
şöyle ki; bölünme esnasında dna da olan bir değişiklik çeşitli türde bakterilerin oluşmasına imkan sağlıyor. sizin elinizde olan antibiyotik a bakterisini öldürüyor diyelim. yeni oluşan bakteri ise b olsun. ( bunun oluşması rastlantısal hataların ürünüdür)
şimdi a bakterileri ortamda ölüyor. bu sefer b bakterileri boş kaldı mI?
işte bu boşta kalan b bakterileri ürüyor ve artık kendini ileriye aktaran bu bakteriler oluyor.
virüslerde de aynı mantık vardır.
ancak işin bu kısmından çıkacak sonuç evrimin bir mantık yürütmediği ve doğanın anlık seçimleri sonucu belli sonuçların ortaya çıktığıdır.
b bakterisi a bakterisinin tükeneceğini bildiğinden veya bunu öngördüğünde mutasyona uğramadı( zaten bu öyle mantıklı bir süreç değil) ancak bu onun işine yaradı ve hayatta kaldı.
zürafa örneğini de verelim. zürafa dala uzanıyor kafası uzuyor falan filan olayı değildir bu durum. mesela ağaçlar uzun ama hep boynu kısa türler var. işte belli kalıtsal mutasyonlar birikiyor ve uzun boyunlu bir zürafa ortaya çıkıyor. şimdi doğa kısa boyluları beslenemediği için elemiş oluyor. sonra bu uzun boylu zürafa üreyerek hakim konuma geliyor.
burada ne doğal süreç, ne bu süreçte zürafanın durumu fark edip kendini mutasyona uğratması gibi bir mantık yoktur.
işte doğanın seçim yapması ve rastlantısallığın mantığı bunun üzerinedir ve bunu anlamak evrimi anlamaktır.
mantık önemli, gerisi sadece o mantığı açıklamak için doğal örneklerden oluşuyor.
Son günlerde güzel ülkemde doğal olmayan koşullar sonucu gerçekleşen seçilimdir.
Doğal seçilimde güçlüler ayakta kalır,zayıflar ölür.
Bizde de koltuk sevdasında olanlar,bin tane korumayla dolaşanlar ayakta kalır. Derdi gücü sadece yaşamak olan masum halkım ölür. Neden mi ? Çünkü güçsüsüz bizim korumalarımız,kurşun geçirmez araçlarımız,emrimizde çalışan binlerce polisimiz yok. Ölelim o zaman hak ediyoruz.