selçuk üniversitesi'nin ev sahipliği yaptığı 10. Ululslararası kısa film festivali jürisinde bulunan ve bunu hak ettiğini düşündüğüm dünyalar tatlısı sanatçı-eğitmen. Ayrıca o kalabalığın arasından nasıl bağırdıysam beni kırmayıp son fotoğrafını benimle çektirmiştir.
aydın, çağdaş. kemalist, laik meşhurların, taksim fethinde taraf gazetesi muhabirine, aşağıdaki sözleri söylemiş sanatçı,
--spoiler--
çok isteyerek geldim buraya. öncelikle başımız sağolsun, türkan hanımı kaybettik. onun kaybından sonra, herkes daha da duygulandı. bu kadar kalabalık olmasının nedenlerinden birinin de bu olduğunu düşünüyorum. sadece tiyatro, müzik değil çağdaş yaşam ve laik düzen konusundaki kaygıların da içiçe geçmesi duygusal bir patlama yarattı. bizim kuşağımız bu tür kalabalık eylemlere alışkın değil. ömrüm boyunca hatırlayacağım
--spoiler--
yavrum yavrucağım, o kalabalık sizinle aynı amaç için, yürüyen insanlar değil. orası istiklal caddesi gülüm, herkes yürüyor mütemadiyen. ha arkanızdan bakanlar,ulan film çekiyorlar kesin diye düşündüklerinden o kadar dikkatli bakmışlardır. bana inanmıyorsan, candan erçetin e sor. istikalde ki klibinde daha çok insan vardı arkasında yürüyen. hem o da kemalist. bir de nasıl kuşağın öyle, kalabalık eylemlere alışkın değil. ben senden dört yaş ufağım elli tane miting gördüm genç ömrümde. okul çıkışı toplanıp, maltepeye yürüdüğümüz anları saymıyorum. o bile sizin eylem dediğinizden daha çok eyleme benziyordu.
edit: amma seveni varmış ha. ha gayret aslanlarım.
bir tv. kanalında, annesinin ağzından, çok pasaklı olduğunu öğrendiğimiz oyuncu. annesi doğa hanımın evine gider, etrafı çekip çevirirmiş. bizim annemiz bizim ayrı evde oturmak istediğimizi öğrense, o eve adım atmaz.
babasının adı soyadı "aziz" olmasına rağmen * babasının adını, soyadı olarak kullanan insan.
zira, yaptığım araştırmalar sonucu her yerde rutkay aziz ismi karşıma çıkmıştır. aziz rutkay diye bir rivayet de var fakat rutkay aziz ismi büyük bir üstünlük sağlamışır.
şu ülkedeki muamma mevzulardan birinin başrol oyuncusu. kadına nerede rastlasam "ne mutlu bana ki, babamın o asil soyadını taşıyorum, ah babacığım canım babacığım!" şeklinde bir yerlerde dönüyor hep. o değil de, kızım senin babanın adı "rutkay" soyadı "aziz" değil mi? eee, ne diye "doğa rutkay" olarak "rutkay" soyadını taşıyorsun sen madem? hayır tercih meselesi de olabilir ama, o hoşuna gittiyse falan hani... eğer öyleyse hiç boşuna çene yorma "soyadım, aziz soyadım!" diye. yeteri kadar boş yere insanların kafasını yordunuz zaten bu gereksiz gizeminizle. ne kızım senin baban? st. louis falan mı?
***
he bir de; şu kadına iki entry yazmaktan imtina ettiğim için, bir konuyu daha belirtmek istiyorum kafamdaki. evvelsi gün mü ne gördüm, bir program sunuyor kanaltürk'te. "herşeyi söylemek mümkün" gibi bir şeydi, emin değilim tam adından. yalnız "herşeyi"nin ayrı yazılmadığından ve yazılması gerektiğinden eminim. anlamıyorum ki, koskoca ulusal kanal, bilmem kaç tane editörü şusu busu var. nasıl yazılır lan böyle bir şey? ölü müsünüz? hayır bir de, program öyle bir içerikli ki, rastgeldiğim 8-10 dakikasında bile sırf başkalarına bok atmak üzerine kurulu. önüne gelene sallıyor da sallıyor bu cücük sunucumuz doğa rutkay aziz doğa aziz, her ne haltsa. evveldir uyuz bir tip olarak kafamdadır zaten kendisi, mazur görsün beni, dönsün de bir kendine baksın o sebep bir zahmet.
edit: aziz rutkay'ın sahne adı imiş rutkay aziz.(bence bu cümle simetrik) yine de, bu insanların kafalarını karıştırmalarına ve boşa enerji sarfiyatına sebep olmalarına hakları olduklarını düşünmüyorum ben. her ne ise.
edit2: bu entry min üzerine -bir hafta sonra- programın ismini düzeltmişler bu arada. daha da iğrenç bu tabii. ne gülerdim yalnız; gerçekten bu entry yi okuyup da düzelttiklerini bilseydim bi'. o değil de, ben de entry sini 58 tane edit, 23 tane not ile bitiren bir yazara doğru uygun adım ilerliyormuşum meğer. hayır ola!
çağdaşlı, aydınlık, kemalistlik adı altında yediği her boku kapatan, oyunculukla uzaktan yakından alakası olmayan dişi kişilik. tam babasının kızı bu arada söylemeden edemedim.
çok fazla meltem cumbul. ancak yine de ondan biraz daha az itici ve seksapel bazında çok daha fazla çekici olduğu da bir gerçek. ama kendisi, aktristlik kariyerini şimdiden ortalamış biri olarak geleceği çok büyük bir sürpriz olmazsa çok parlak görünmediğinden (buradan bile görülüyor ki sanırım o oradan bu hususu daha net görebiliyordur) nacizane bendeniz bir an önce ticaret hayatına atılmasını, bir - iki butik falan açmasını falan öneriyorum. (bkz: falan)
sesi son derece itici kadın. hele o sesle gülmesi. insan ölürken son nefeslerini alıyor gibi bir duyguya kapılıyor, iç çeke çeke. gülmezse belki eh işte, ama sürekli güldüğü için sanırım yok çekilmez.
"Uçak türbülansa girdiğinde göğüslerimin sallanması gerekiyordu. Önce beni tutup salladılar, saatlerce uğraştık. Bir türlü yönetmen Tayfun Güneyer'in istediği gibi olmuyordu. Daha sonra uçağın koltuklarını bu sallantıya uygun hale getirdiler ve istenen oldu."
bu sözlerle Şans Kapıyı Kırınca adlı iğrenç ötesi filmde bir hostesi canlandırırken başına gelenleri zeka seviyesine uygun olarak kamuoyuyla paylaşan gereksiz oksijen tüketicisi.