Doğa bir savaş alanıdır. Charles Darwin böyle söylemiş. Evrimsel anlamda "güç" kaba kuvvetten ibaret değildir. Sinsilik, tür içi iş birliği, kamuflaj ve daha pek çok yeti, üreme yeteneğine pozitif etkide bulunur. Evet, Doğa bir savaş alanıdır; ama bu savaş tek yönlü bir savaş değildir. Böyle düşünmek, uluslararası mücadeleyi askeri mücadeleden ibaret görmekten farksızdır. Ülkeler birbirleriyle iş birliği yaparlar, ticaret anlaşmaları imzalarlar, gizli örgütler söz konusudur, cinayetler işlenir vb. Bunun evrimsel muadilleri de ahlakın kaynağı olan seçilim baskısını doğurmuştur. Gerçi politik ilişkilerde samimiyet bir zorunluluk değildir ama evrim "gerçekten ahlaklı olan" canlılara giden yolu seçmiştir. Bunun sebebi "ahlaklı taklidi yaptığı belli olan" bireyin tespit edildiği zaman kaybedeceği yüksek bedellerdir.
Doga, güçlü olanın hayatta kaldigi ve merhametin neredeyse olmadigi savaş alanidir.
insan da bu savaşin bir parcasıdır. Kişiligimiz, istek ve ihtiyaclarimiz hepsi olmasa da büyük kismi bu savasin, mücadelenin dayattiklaridir.
Cinsellik, güce tapma, en güzel olana sahip olma vs.hepsi evrimsel sürecte ortaya çıkmıs ve en iyi atalarimizin bizlere aktarmis oldugu mirastir.
insani anlamak için sadece insani ele almak degil, insanla birlikte dogayi da ele almak gerekiyor.her ne kadar bugun modern insan olarak siniflandirilsak da, davranislarimizi etkileyen onemli seyler, yuzbinlerce yillik evrimsel surecin bize hediye ettigi donanimlardir..yani istedigimiz kadar " insan rasyonel hayvandir" gibi tanimlamalar yapsak da dogadaki yol haritamiz, genlerimizde kodlanmistir.