insanların ölüp bittiği ve benim anlam veremediğim bir eriyen, ele yüze bulaşan bir tatlı.
ayrıca oyun oynarken yenilmesi karşı tarafı kıl eden tatlı çeşidi.
tamam, paşalar gibi git evinde ye, caddede sokakta, ondan geçtim, cafede bi yerde hem oyun oynayıp hem dondurmayla mücadele etmenin ne anlamı var?! bir elinde dondurma bir elinde okey taşları. yok damladı damlayacak. iskambil kağıtlarına bulaşacak panikleri. kardeşim yemeyiver oyun oynarken şunu, öldün mü dondurmasızlıktan. sinirlendin. lanet olsun dondurmaya da onu yalayıp damlatana da. os.
sevmeyeni pek duyulmayan, haziranın ortasında bademciklerimi şişirme başarısını gösteren soğuk tatlı. magnum reklamlarının gazına gelip, hart diye ısırmayın arkadaş. alfoxil'e yumultuyor.
antalya'da bulunan akdeniz dondurmacısı'nın harikalar yarattığı, kakaolusunun ayrı,kaymaklısının ayrı lezzette olduğu,dört mevsim yenebilecek şahane yiyecek...
insanın ruhunu öldüren mikrop değildir. Mikrop bedeni öldürür. Ruhu zehirleyen şey kirlenmiş hayatlar... Kirlenmiş hayatların kirlenmesi riya var olmuşluklar... Hepsi gerçek bir sıcaklığı yalan kahpeliklere değişti. Çünkü gerçeğin yolu zordu. Çünkü gerçeğin meşakati yalanın maskesi kadar albenili değildi. Kirlendikçe üşüdü ruhlar. Ve parçalanmış ruhlar gördü kalp atışlarım... Ruhlarına uzak, ruhlarına yabancıydılar. Hepsi üşüdüler. Aunutmak için sahte mutlulukların koynunda uyudular. Göremedikleri gerçeğe değiştikleri şeydi yalandan da yalan adanmışlıkları. Sıcacık bir yalanın koynunda üşüyerek kaybettiler ruhlarını... Dondurmalar bana parçalanmış ruhları hatırlatır. Serinlediğini sanarsın ama aslında sıcağını veren sensindir... Tıpkı hayatın kendisi gibi bir yalandır.