yurdum insanının bayram boyunca öpüşüp koklaşmasına katiyen engel olamamış hastalıktır. lakin bayram boyunca her gittiğim yerde sanki yıllar once kaybettikleri kardeşleriymişim gibi önüne gelen boynuma atladı, hiç tanımadığım insanlarla tokalaştım. bunu yurt genelinde düşünürsek bayram ertesinde haberlerde salgının çok daha buyuduğunu duymamız kesindir.
bir haftada atlattığım hastalık. bünyeden bünyeye belirtileri değişik bu gribin. bende çok garip bir halsizlik vardı, bayılacak gibi oluyordum. baş ağrısı, öksürük eklenince soluğu acilde buldum ve teşhis konuldu. üç gün yataktan kalkmadan terledim, ilaçlara boğuldum ve yedinci günde ayaklanmaya başladım, dışarıya çıktım. öyle büyütülecek bir hastalık olmadığını anladım ki geçen sene on gün yatak döşek yattığımı bilirim.
Dün tanışma şerefine eriştiğim hastalık. Pek bir numarası yok gibi lakin biraz fazla öksürtüyor galiba. Gerçi geçmişte yaşadığım griplerin yanında pek bir farkı olduğuda söylenemez. Alkolle yenebileceğimi düşündüğüm, siklenmemesi gerektiğini söyleyebileceğim grip.
tiksindiren aynı zamanda düşündüren yeni bir ölüm sebebi. tüketim çılgınlığına yetişmeye çalışan üreticilerin ne idüğü belirsiz yöntemlere başvurarak peyda olmasına sebebiyet verdiklerini düşündüğüm salgın...
sanırım şu an geçirmekte olduğum grip. geçen ay derste de işlendi, hastalığın her bokunu biliyorum ama bende hafif seyrediyor sanırım, ağırlaşmaz umarım. ateşim var, halsizliğim var, yorgunluğum var, yaygın hafif kas ağrılarım var, boğaz yanma ve ağrım var hafiften, çok nadir de öksürüğüm var. ya farenjit geçiriyorum ya da domuz gribi. sabah koydum kendi teşhisimi ve bunun üzerine 13 tane mandalina yedim. *
(bkz: ölüm kıyısında durmayan insan hayatına saygı duymaz)
sağlık bakanı tarafından 50 milyon tane aşı alınan bi ülkenin zorla salgın haline getirilmiş hastalığıdır. her zamanki gibi ülkemiz dışında biri veya birileri menfaatlenmektedir.
zorla salgın haline getirilmiş diyorum çünkü sağlık bakanlığı tüm hastanelere bu yönde rapor yazmaları konusunda emir vermiş. belgeleri ile ortada olan düzmece bi salgındır.
sabun ve temizlik ürünlerinin oldukça işine yaradığını zannediyorum bu gribin.
reklamlarda dahi "domuz gribine karşı etkili", "x kullanın, domuz gribine yakalanmayın" şeklindeki sloganlarla kullanılmaya başlanmış çoktan. onu dışında ana haber bültenleri, gazeteler, tv programları çok faydasını gördü zaten bu hastalığın. olmasaymış, ne gibi konular işlenecekmiş her gün bilmiyorum.
"bu ülkenin kendi(güvenli) aşısını üretecek teknolojisi neden yok lan" dedirtmiş hastalıktır.
"Aceleyle alınan milyonlarca ünite aşıya verilen, milyarlarca dolara, kim bilir nasıl labaratuarlar, ilaç tesisleri yapılırdı lan" da dedirtmiş hastalıktır.
" bu nasıl bir güven ki bu, yabancı bir ülkeden bu oranda aşı alıyoruz,kısa bir sürede kontrol ettiğimizi, aşının işe yaradığını iddia ediyoruz, peki kardeşim, siz bizzat bu aşının biyolojik bir silah olup olmadığını kontrol ettiniz mi, hani ciddi her devlet vatandaşlarının yüzde doksanını aşılamadan önce ne olur ne olmaz diye, inciğini,cıncığını araştırır. sonra sömürülmeye, kullanılmaya eğlimli, az gelişmiş zekalı çocuklar doğar falan, aman aman lan" diye inceden düşündürtmüş hastalıktır.
deli dana, kuş gribi hastalıkları ve bunların ülkemize verdikleri zararları göz önüne aldığımızda, bir de bunun üstüne domuz gribi
"ne oluyor lan" dedirtmiştir, hatta "yeter lan" dedirtebilir.
sanırsam şahsımı yakalamak üzere olan hastalıktır. ateş, kusma falan yoktur ama boğazlar fena halde şişmiş, sürekli öksürük peyda olmuş, öksürük ve hapşırık esnasında boğazlar sanki parçalanmakta, genizde tonla balgam birikmektedir. tam vize haftası olduğu için de doktora gitme şansı bulunmamaktadır. tıpçı uusurlardan yardım dilenilmektedir.
büyük paralarla satın alınan milyonlarca doz aşının avrupa ülkelerinin elinde patlamasına neden olan, harvard üniversitesi'nin yaptığı açıklamaya göre "abartılmış" hastalık.