olmamışı da lezzetli olabilecek meyve*.olmamış yeşil* domatesler toplanır tabii büyüktür genelde bunlar ve evin kilerine serilir. bu domatesler yavaş yavaş olgunlaşır kırmızılaşır. bazılarının yarısı olgunlaşır yarısı olgunlaşmak üzeredir, işte bunlardır benim sevdiklerim kütür kütür yenir bunlar. hoştur tabii ama bunlar eskilerde kaldı.
aşkı hissetmektir. şöyle açıklayım;
bizim balkonda annemler tarfından alınan bi domates saksısı vardı. sanki o kırmızı küçük şeyler asla yenmeyecek gibi bir hisle uzun süre dalında kalma ayinlerine müsade ettim. fakat ev ahalisinden bir kişinin bu domateslerden birini dalından koparmak suretiyle önce dudaklarına daha sonra dişlerine götürüp öğüterek midesine indirdiği sahneyi görmemle birlikte hemen bu ayine son verip büyük bir kıskançlıkla aynı işlemi bende yapmaya karar verdim. herşey olağan seyrinde tekrarlanırken küçük kırmızı nesne dişlerimde ezilip ağzımda dağılmasıyla bütün sahne değişti,bir anda herşey sustu gözlerimden yaş gelmeye başladı, daha derin bir nefes alma ihtiyacı duymaya başladım. küçük kırmızı şeyin her mineralini tüm hücrelerimde hissettim, sonra balkondan çıkıp televizyon izlemek için salona geçtim. ama sonra hiç bişey eskisi gibi olmadı.
bu sebzenin fiyatı yüzünden artık menemen bile öğrencilerin cebini yakar oldu. makarnadan başka bir şey yiyemiyoruz ve onuda sossuz yiyoruz artık. kabız oldum makarna yemekten. bundan sonra makarna çorbası filan yapacağım. şu japonların yediğinden.
1 kilo domatesin fiyatı 10 lira olur mu ya hu? var mı böyle bir şey?
bugün çarşamba pazarındaki bir domatesçiye sordum bu fiyatların sebebi ne diye, adam gayet anlaşılabilir basit bir cevap verdi. domates fiyatından laiklik tartışmasına gelen hoşnutsuz hayvanlar için yazıyorum buraya;
şuan piyasadaki domatesin çoğu bahçe domatesi, henüz sera domatesi piyasaya sürülmedi. bu yıl epeyce bir mahsul de yanmış artık ne demek bilmem. önümüzdeki haftalarda sera domatesleri piyasaya sürüldüğünde fiyatlar normale dönecek. bir süre menemen yemeyiz olur biter.
''yahu ne oluyor?'' dediğimdir. bu güzide yiyecek, çok değil tam 8 yıl önce ''10 kilo domates 1 milyon'' diye dolaşıp uyutmayan, kafa öpen seyyarların gezmesine sebep oluyordu izmir'de. nasıl oldu da ''1 kilo domates 10 tl'' oldu, anlamak mümkün değil.
bugün yediğim çiğ köftenin içinden çıkan bir dilim domates şahsımı ziyadesiyle mutlu etmiş, ne var ki devamı gelmemiştir. kavuşacağımız günleri özlemle bekliyorum.
kahvaltılarımızın, yemeklerimizin bir numaralı sebzesi domates'cim.
ne oldu sana böyle?
eskiden salatalığın can yoldaşıydın. zeytin ve peynir nasıl mükemmel bir ikiliyse, sen de salatalığın yanındaki destekçisiydin. soğan kavrulunca sen girerdin tencereye ilkin.
yemeklere girer, sulu sulu, ekişili ekşili, kırmızı kırmızı yapardın. salatan olurdu. tuzlayıp yerdik seni, ya da ekmekle yerdik olmadı. bak melemen vardı bir de mesela. sonra senin çorban olurdu mis gibi. hatta turşun da kurulurdu, pilava da girerdin. bulgur ya da pirinç farketmeksizin. reçelinin bile yapıldığını duydum biliyo musun?
yani diyorum ki domates; sen o kadar ekonomik ve güzel bir lezzettin ki, analarımız senin her şeyinden sonuna kadar yararlanırlardı. her şeyin olurdu senin be. patates gibi mesela.
şimdi ne oldu da ayrı düştük güzel domates. seni kimler aldı?
şimdi salatalık sensiz, peynir ve zeytin üzgün. oldu mu şimdi?
Yemeklerde koca koca, kabuklu kabuklu gördüğümde, kenara ayırdığım meyve. (Evet meyve)
Bundan sonra kenara ayırmak değil, ilk önce yiyeceğim meyvedir.
(bkz: Saygımız büyük.)